Ayrılmamız Acıydı Ama Facebook Şifresini Değiştirmesi Daha Acıymış!

"Hala barışırız diye bir umudum vardı ama o da bitti,face şifresini değiştirmiş" diye salya sümük ağlayan bir kız, üzülme diye teselli etmeye çalışanlar ve gözleri faltaşı gibi açılmış bir Oath!
Ben oldum olası anlamadım zaten şu msn, facebook şifresini birbirleriyle paylaşan sevgilileri.Hayır, bu paylaşımın maksadı nedir ki? Ne yani sevgilimin msnine girince extra bir güven mi duyacağım ona karşı?Şifresini verince güvenilir ve aldatmaz adam sınıfına mı girecek ya da ben buna mı inanacağım? Nasıl bir mantıktır yahu bu? Yok, ben sorununun bu insanlarda olduğuna inanıyorum özellikle de bunu zorunluluk gibi düşünen tiplerde...

Sevgili olmak kendine ait bir şey olmaması, her bir bokunu paylaşman anlamına gelmez ki zaten! Nedir bu ya? Özentilik mi? İşin bokunu çıkarmak mı? Yoksa birine acayip bir şekilde bağımlı,bağlı vs olma arzusu mu?Hayır bu şifreleri paylaşma olayı gerçekten güven anlamı geliyorsa bile hiç düşünüyor bu hatunlar? Hayır zaten adam aldatıcak olsa (msnden) söylemez mi manitalarına "ya bebeğim msnimi hacklemişler, biri çıkıpta bişiler derse inanma bak" diye. Yok anacım bu kadın milletinde çeşit çeşit insanlar var.Dur bak sayıyım birkaçını;
1- Şeytana pabucunu ters giydirenler
2- Normal olanlar
3- Extra Extra aptal olanlar
...

Onu da geçtim, tamam ben anlamıyorum nedenini ama diyelim ki verdin face şifreni onunkini de aldın. Bir de ayrıldınız üzerine.Nedir bu salya sümük ağlamak şifre değiştirdi diye? Kadın,ayrıldınız siz! Ne demeye şifresini aynı tutsun, ne diye artık onun hesabına girmeni istesin? Akıl var mantık var! Bir de demiyorlar mı "Ayrılmak değil de bu face şifresini değiştirmesi acıttı canımı" diye! Git saçını başını yol diyor şeytan.Neymiş ayrılmak,artık ona sarılamamak,güvenememek kısacası onu kaybetmek değil de şifresini değiştirmesi acıtıyormuş canlarını.Hay ben sizin canınıza yani

Neyse ben atarlanmaya başladım ve ne zaman atarlanmaya başlasam yazının bokunu çıkarıyorum ve toparlanamıyorum.Sözün özü:
PAYLAŞMAYIN LAN ŞİFRELERİNİZİ,BİR O KALDIYDI DİMİ? SONRA AYRILIP DA BÖYLE APTAL ŞEYLERLE GELMEYİN KARŞIMA.AĞZINIZI YÜZÜNÜZÜ DAĞITASIM GELİYOR!BU APTAL FİKİR DE HEP KADINLARDAN ÇIKIYOR NE HİKMETSE.BU KONUDA ERKEKLERİ DESTEKLİYORUM BURADAN DA SÖYLÜYORUM!

Biz Ayrı Evlerin İnsanlarıyız!!!

Evlenmeden ayrı evde oturmak...Neden buna hep karşı çıkılıyor?Evlenince yapılan şeyler meşru da,evlenmeden olan neden gayrımeşru?

Evlilik ürünü doğan çocuk mesela...O meşru da neden evlenmeden doğan değil?Çünkü evlilik dışı doğan çocuk herkesten yapılmış olabilir,değil mi?Orospudur çünkü o kadın.Pezevenktir o erkek. Severek sevişmek yalnızca evli insanlara mahsustur çünkü. Evlilik cüzdanı olmayan insanlar kendi çocuklarını kucaklarına alamazlar özgürce.Hatta çocuklarını sevmezler bile onlar.Öyle günahkarlardır ki.

Anne-babası evli olmayan çocuklar dışlanmak zorundadır.Terbiyesiz bir aileden yetişmiş olduğundan arkadaşlarının anneleri "sakın o çocukla arkadaşlık yapma" derler çünkü.

Evlilik sonucu doğan çocuğun meşru olduğundan nasıl emin olabiliyorsunuz peki?

Biraz(ne birazı yahu,tamamı öyle...) mahalle karısı mantığı yok mu bu işte?
-Ayyy,aynı evde yaşıyorlarmış.Ne yaptıkları belli değil!..
İşte o an ortaya girip "Belli işte,nesi belli değil?Ayrı eve çıkmışlar,saklamıyorlar ya ne yaptıklarını...Belli,belli de;ayıp değil kardeşim!" diye bağırasım geliyor.

Ayrı evlerde yaşamış,arada buluşup konuşmuş insanların ilişkisi ne derece sağlıklı olabilir?Ya da evlendiklerinde ne derece mutlu olabilirler?Birbirlerini tanımadan,erkek kadının takıntılarını,kadın erkeğin öküzlüklerini görmeden?

Bilemiyorum.

Şu kadarını biliyorum ki bizim ülkemizde bu tip şeyler yanlış,ayıp ve günahtır.Zinadır,suçtur,kakadır ve bi çok bok...

Yapan kiracınızsa evden atmanız,kapıya dayanıp avaz avaz bağırmanız,ağzına sıçmanız gerekmektedir.

Ev sahibinizse çoluğunuzun çocuğunuzun,karınızın-kocanızın ya da artık her kiminiz varsa onun ruh ve ahlak sağlığını korumak için derhal o evden çıkın!

Komşunuzsa dedikodusunu yapın,diğer komşuları derhal kendi safınıza çekin,kafasını sikene kadar rahatsızlık verin,laf sokun,gerekirse ayaklanma çıkarın ve gitmesini sağlayın.

Hiç olmadı bi eylem yapın.Pencerelerine yumurta atın.Sadece mağdurlar,haklılar ve seçkin öğrenci toplulukları yapmıyor ya bu eylemi.Siz de yapın.Amlarına koyun onların.Ağızlarına sıçın.Beyinlerini sikin!!!

Hatta durun,ilk yumurta benden:

Sinir Bozucu Taktikler, Neymiş Sen Kaç ki Erkek Kovalasın! PEH!

*İlk adımı erkekten bekle.

*Telefonu sakın sen isteme, o istemeden de verme.

*Kaç,erkekler kovalamayı sever.

*Erkekler aptal kızlardan hoşlanır,aptal gibi davran.

*Sesin çok çıkmasın,dırdırcı sanarlar,cazgır sanarlar.

*Sen onun yanına gitme,o senin yanına gelsin.

*Erkeği uzun uzun kesme,seni kaşar zanneder.

*Aman cinsellikten bahsetme orospu diye adın çıkar.

*Sakın çıkma teklifini sen etme,gözünde düşersin.

*Hesap gelince sakın kendi yediğini ödemeye kalkma, gücenir ne de olsa erkek.

*İlk sen öpme.

*İlk geceden verme.

*Verdiğinde sakın çok şehvetli olma seni orospu sanar,sümkürür atar.

ULAN, hangi sürtük çıkardıysa bu şeyleri sikiyim onu emi.Nedir bu ya ille karşıdan beklicekmişim ilk adımı.Ooo ona kalırsa 35imde teklif eder bana.İkimizde çürürüz.O zamana kadar da beklemem zaten ben onu.

Neymiş telefonu ben istemicekmişim o isticekmiş.Niye kardeşim telefonu kız isteyince hatlar mı çekmiyor?büyü mü bozuluyor? Geçende söylediydim karışık bir ortamda şunun telefonunu aldım diye beni topa koydular resmen.Neymiş bi kız hiç telefon istermiymiş? Ben telefonu istediysem teklifi de edermişim de artık ilk ben öpermişim de saydılar da saydılar arkadaş! Lan! Bunları yapsam nolur? Bence sorun değil onun öpmesini beklemez onu ilk ben öperim de teklifi de ben ederim.Ne farkeder ha ne farkeder?

En sinir bozucu olanlardan biri hesabı ille erkek ödicekmiş de miş miş.Oldu canım! Bana gelmez öyle şeyler herkes kendi yediğini ödesin. Lan olum sizler manyak mısınız len? Ha bak benim gibi ille kendim ödücem kendikimi diyenleri de zorluyorlar vallahi olmaz diye.Enayi misiniz lan! Bırakın ödeyelim kedni hesabımızı.Hem biz rahat edelim hem siz kazık yemeyin.Karşılıklı güven oluşsun!

Bir de neymiş kaçan kovalanırmış.Roadrunner mıyım lan ben? Niye kaçıyorum hacı? Ben durayım yerimde o da usul usul gelsin.Öyle ulaşılmaz bişi değilim ki ben.Etrafım altın kaplama da değil.Kaçmak istemiyorum ben,kovalanmak istemiyorum.Herşeyi basitçe çözmek istiyorum.Oyun oynamak istemiyorum.

Yıkın artık şu tepedeki aptal maddeleri.Siktirin gitsin! Ha benim öyle "kaşar sanırlar beni" falan diye bir endişem yok çünkü rol kesemiyorum. Aptal davranamıyorum, sesimi kısıp uysal kız olamıyorum.Ne hesabımı ödettiriyorum ne de cinsellikten konu açılınca gözlerimi yere indiriyorum.Kaçmaya çalışmıyorum önce davranan olmaktan da çekinmiyorum.Sadece kafama ne eserse onu yapıyorum.Kalıpların içinde büzülmüyorum. Kendim oluyorum, başkalarının maddelerine göre yaşamıyorum.

İşte bu yüzden de böyle kadınlar yetişsin istiyorum. Kendini sınırlamayan, basma kalıp şeylere takılmayan, kendine güvenen kadınlar, KENDİ GİBİ OLAN KADINLAR!

Paragöz müyüz?Evet...

Çoğu erkekten "Kadınlar çok paragöz.Sadece kalbini dinleyen,gerçekten aşık olduğu için evlenen kadın kaldı mı ki..." sözlerini duyuyorum.Bana bunu söylediklerinde de karşı çıkmıyorum.Doğru. Klasik olacak belki ama aşk karın doyurmuyor kardeşim.

Geçenlerde bir kız ve bir erkek arkadaşımla yürürken aramızda bu konuyu konuştuk.(Durumu özetleyeyim hemen; kızın bir sevgilisi var ve uzun süredir birlikteler.Ciddi düşündüklerini söylüyor.Erkek olan arkadaşım da "onun parası yok nasıl evleneceksin onunla,sen ilerde ondan fazla para kazandığında aranızda sorunlar çıkmayacak mı?" diye soruyor.Buradan yola çıkarak bir tartışma içine giriyoruz.)

X(kız olan arkadaşım:): N'olcak abi,her şey para mı yaa...
Y: Kızım anlamıyosun,benim karım benden çok para kazansa var ya,ben onun ağzını burnunu kırarım.Kompleks yaparım lan...(Her ne kadar öküz bir yaklaşım olsa da haklı,bunu yapan erkekler tanıyorum.)
Ben:Haklı.(tartışmaya pek katılamadım başlarda.Pasiftim...)
X:Niye az kazanıcakmış ki yaa?Onun arkası sağlam bi kere.Fabrikası olan tanıdıkları var onun.
Y:Diyelim fabrika yandı,ya da tanıdığı battı.Ne olacak o zaman?Gelecek umutlarınızı kaynatır yersiniz sofrada artık...
Ben: Kızım aşk bize gelmez.Parası olan aşk yaşasın.

Bu tartışma böyle uzayıp gitti.Kız haklı olduğumuzu biliyor,mantığı bizden yana.Ama kalbine yediremiyor...Tabi biz de çocuğu bırak git diyemiyoruz,kabulleniyoruz...


Ama aslında bu böyle;kadın herhangi bir konuda kendinden düşük mevkideki birine aşık olabilir.Onunla evlenebilir.Aşkları çok büyüktür hatta.Ama bir süre sonra erkek aşağılık kompleksine giriyor.Girmez demeyin,giriyor.Kadınla erkeğin arasına sınıf farkı giriyor.Çünkü onlar ayrı dünyaların insanları...Türk filmlerinden replik verdiğime bakmayın,sonu o filmlerdeki kadar mutlu bitmiyor,bitemiyor çoğu zaman.

Bir de çok çalışıp para kazanmak var.Kadınlar neden çok çalışıp bir şeyler olmaya çalışırlar biliyor musunuz?(tabii ki biliyorsunuz:)Muhtaç yaşamamak için.Bir kadın için özgürlük,yalnızca ekonomik özgürlükle sağlanabilir.Para kazanamayan kadın babasına-kocasına bağla yaşar,onların yaptığı şeylere baş kaldıramaz.Kocasını boşayamaz mesela.Nasıl yaşayacak,çocuklarına nasıl bakacak?Ona muhtaçtır,bu yüzden her şeye göz yumar.Baba evini terk edemez,ne yiyecek,nerede yatacak...


Bu yüzden kadının para kazanması gerekir.Bunu gururunu koruyarak yapmak istiyorsa da daha çok küçükken çalışmaya başlamak zorundadır.Küçük bir kızken ders çalışmak olarak başlar,koca bir kadın olduğunda para kazanmak için çalışmaya kadar sürekli bir tempoyla gider.Bu yüzden kız çocukları daha çalışkandır hatta...

Bu yüzden paraya bu kadar değer veriyoruz biz.Kendi ayaklarımız üzerinde durabilmek için paraya ve hayatımızın zindana dönmemesi için de paralı insanlarla yakınlık kurmaya mecburuz biz.Bu yüzden paragözüz.

Özgürlüğümüz için...