Çocuk


Sen-ben gibi değil o.Çocuk;belki de bebek.Ama kadın.Hem çocuk,küçücük,hem de kadın-erkek...O küçücük omuzlarda ne ağır,ne kocaman bir yük!

Çocuk pornosu,tecacüz,teşhir,tehdit...Bunlar 20-30 yaşlarındak kadınlar için bile intihar sebebi olurken küçücük çocular nasıl senelerce fuhuşa zorlanarak yaşıyor.Dünyada 2.500.000 kadar çocuk(ki bunların %70'i 12 yaşının altında) kaçırılmış,alıkonulmuş,fuhuşa ve porno oyunculuğuna zorlanmış.Hâla da devam ediyor.Yüzbinlerce insan onlarla birlikte olabilmek için para veriyor,ya da onları kaçırıyor.Onbinlercesi pornolarını çekiyor ve yayınlıyor ve milyonlarcası da izliyor.

Böyle bir sapıklık hangi pisliklerin hoşuna gidiyor,hangi manyak dürtülerle yapılıyor,hangi pezevenklerin içi eriyor o minicik çıplak vücutlara,oluşmamış göğüslere,henüz belli bile olmayan penislere!Nasıl zevk alır bir insan(ki insan olan alamaz da zaten) kendi vücudunun yarısı kadar vücutları nasırlı elleriyle avuçlamaktan.

Midem bulanıyor,sinirlerim allak bullak oluyor düşündükçe.Tecavüze uğrayan kadınlar,sevdiği erkeğin kollarındayken videosu çekilip internete atılan genç kızlar...Tüm bunlar bile bir küük çocuğun ellenmişliği kadar iğrenç,o kadar aşağılık değil.Ben dahil tanıdığım bir çok kadın küçük yaşta(çok küçük) kocaman ellere maruz kalmış.Bilmediğimiz neler var daha?

Gözlerim yaşarmıştı o haberi izlediğimde,hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.17 aylık bir bebeğe tecavüz ediliyor,annesi buna seyirci kalıyor(hatta yataklık ediyor).Yetkililerden açıklama geliyor;"Basına yansıtmayın,o daha çocuk,nasılsa unutur."

Bir anne nasıl izin verir buna?
Yetkililer nasıl böyle bir açıklama yapıyor?
O pislik herif nasıl şu anda elini kolunu sallayarak geziyor sokaklarda?
Biz yataklarımızda uyurken sokaklarda neler oluyor?
...

Tarihi Değiştiren Sürtükler!

Erkekler her zaman kadınlara pabuç bırakmaktan,kendilerine kılıbık denmesinden korkmuştur.Kadınların onların hayatındaki etkisinin bir kısmını kabullenseler de (ki çoğu asla kabul etmez) onlatın gücünü tam olarak kabullenmezler.Oysa her erkeği yönlendiren bir(ya da daha fazla) kadın vardır.

Ama kedini kabullendiren,gücünü kabul ettiren kadınlar oldukça az.Oysa bu azınlık gerçekten önemli.Dünyaya adını duyurmasa da hepsi,hayattaki rolleri asla küçümsenemez.

Ben şimdi dünyaya adını duyurmuş olanlardan bahsetmek istiyorum;
Hürrem Sultan;Osmanlı tarihini tümüyle değiştiren,tarihte bir Osmanlı padişahı ile evlenen yegane cariye.(Hiç bir tarihçi bu kadını sevmez.)

Tarih boyunca ondan hep "acımasız,şirret,yılan,Rus çıyanı..." diye bahsettiler.Tutkuları,ihtirasları,korkuları olan aşık bir anne olduğundan kimse söz etmedi.

Anne Boleyn;Fransız fahişesi,Kralın metresi,kraliyet orospusu...Kraliçe Aragonlu Katherine'in(onu da çok severim,tarih sahnesindeki pamuk ipliğine sıkıca yapışmıştı o da...) yerini kapan şıllık.

Safiye Sultan,Mary Stuart,Kraliçe Elizabeth ve daha neler neler...Bu kadınlar ve daha onlarcası herkese kulaklarını,gözlerini tıkayıp sadece hedeflerine yürüdüler.Kadınlar yapmaz-yapamaz denilen tabuları yıktılar.Karşılığında ise damgalandılar.Kimse onlardan hoşlanmadı.Kadınlar tarafından kıskanıldılar,dedikoduları dillerde dolaştı,erkekler kendilerine yediremedi bir kadının galibiyetini...Hadi erkekleri geçiyorum ama kadınlar!Düşman oldular onlara.Yakın o fahişeyi diye Anne'i;Moskof çıyanını sallandırın diye de Hürremi yok etmeye çalıştılar.Oysa hayatta bir şeyleri başarmış,dünyaya karşı bir zaferi olan kadınlara ben sadece hayran olabiliyorum.Neden düşman olayım?

Belki de bu kadınlar tarihi kötü yönde değiştirdile,bunu kimse bilemez.Ama kattıkları şeyler neden düşünülmüyor?Azimleriyle imkansızları kırdılar;şimdi bir takdiri hak ediyorlar bence.En azından günümüzde yapamaz mıyız bunu,takdir edemez miyiz onları?

Şimdi saçmalama be kadın diyebilirsiniz.Ama okumak,öğrenmek isteyenleriniz çıkacaktır,eminim.Öyleyse buyurun;

Kraliyet Entrikaları Serisi(Boleyn Kızı'yla başlar)
Yazarı:Philippa Gregory

Moskoff Cariye Hürrem(ve onun devamı niteliğinde çıkmakta olan kitaplar)
Yazarı:Demet Altınyeleklioğlu

Safiye(bu kitap bir seriye mi ait bilmiyorum)
Yazarı:Turhan Tan
(Bu kadının hikayesini Safiye Sultan adlı,yazarı Ann Chamberlin olan kitapta da bulabilirsiniz.)

Eh belki ben de iki kişinin fikirlerini değiştirir,olgunlaştırırım da adım kendi tarihimde şan bulur...

Görüşmek üzere,
Tilkiniz Wen.

Sevgili Tilkiniz Tekrar Dükkanda!

Merhaba,ben -tilkiniz Wen- yeniden bizim kürkçüye döndüm.Kendimi tanıtmaya lüzum görmüyorum,beni tanıyorsunuzdur zaten.

Sizin de bildiğiniz gibi uzun zamandır yoktum.Ama boş durmadım.Zaten blog dışında da yazan ben,yazın yazdığım yazıları yazmayı düşünüyorum şimdilik.(yani elimde fazlasıyla malzeme var)

Ve;tilkimiz Wen kuyruğunu sallayarak sahneye girer.

Bazı Kadınlar Evlenerek İntihar Eder!

Evlenmenin de bir intihar şekli olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?Muhtemelen düşünmemişsinizdir.Ülkede bu şekilde intihar eden kadın sayısının çokluğu düşünülünce neden düşünmediniz diye merak ediyorum.Yok yok paylamıyorum sizi çünkü ben de daha önce düşünmemiştim.Bir melankoli anında esti kafama ve oha dedim.Neyse, belki de gazetelerde "Evlenerek İntihar Ettiler! 18.554.024 Ölü!" gibi manşetlere denk gelmemiş olabilirsiniz."Böyle bir haber mi vardı lan!" demeyin çünkü ben de denk gelmedim.Ha zaten böyle bir durumu koca ülkede kimse de haber yapmaz.Bu sadece kadınlaraa özgü bir intihar biçimi çünkü.Zaten intihar eden herkesin kalbinin durması,ciğerlerinin havasız kalması gerekmez.Her intihar eden de fiziksel olarak ölmez değil mi?

Ülke de bu sayı yüksek aslında,baya baya yüksek.Şimdi size istatistik sonuçları falan vereceğimi sanıyorsanız peşin peşin söyliyim yanıldınız.Hayır,böyle bir araştırma yapılmışsa -zannetmiyorum ya neyse- ben bilmiyorum ki link verme olasılığımı düşünenler de yanıldılar.Ki ben ne neden sizi yanıltma derdine düştüm onu da bilmiyorum ve konuyu habire dağıtıyorum.Kısaca verebileceğim tek örnekleri "bi bakınıverin çevrenize"diyerek verebilirim.Biraz bakının,düşünün 5 dk sonra okumaya devam edersiniz..




Düşünmediniz dimi? Ee ben olsam ben de düşünmeden okumaya devam ederdim.Rahat olun,kızmadım.Çok uzatabileceğim bir konu olmasına rağmen kısa kesmeyi düşünüyorum.Sonuç olarak "bazı" kadınlar evliliği, "bazı" durumlardan kaçış olarak görürler.Bu yüzden evlenirler.Muhtemelen bir erkekten - bu abisi,babası olabilir hatta bazen annesinin eziyetinden bile olabilir- kaçmak,kurtulmak için başka bir erkeğe sığınma yoludur.Ki farkındaysanız daha önce de demiştim bu kadınlara özgü bir intihar çeşididir.Erkekler kurtulmak için evlenmezler hem de hiç bir zaman!Yani kadının bu kadar ezildiği bir ülkede,bir dönemde o kadar çok sebep olabilir ki...Hayalgücümüzün sınırları aşan bir şeyler!

Belki de anlatmak istediğim sadece kadının bir ezilme,sindirme yolu da budur demenin yanı sıra evlilik bazılarının zannettiği gibi her zaman masum,toz pembe hayaller üzerine kurulmadığıdır.