Oath etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oath etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

At Yalanı Sikeyim İnananı!

"Ben hiç porno izlemedim"
"Ben hiç penis görmedim"
"Ben hiç mastürbasyon yapmadım."

 Kusura bakmayın bayanlar ama bu cümleleri her kurduğunuzda karşınıza geçip "At yalanı, sikeyim inananı!" demek istiyorum. 

Gelmişsiniz 20 kusur yaşınıza, cinsellikle alakalı her muhabbetin alasını çevirebiliyorsunuz ama hiç "sik" görmediniz öyle mi? Hiç porno izlemediniz? Söylediklerinizin inandırıcı olduğunu düşünüyor musunuz hakikatten? Sizin kulağınıza benim kulağıma gelenden daha mı farklı geliyor bu sözcükler?

Hayır, her pozisyon ve fetiş hakkında fikir sahibisiniz, bir takım araştırmaları yapmışsınız ama yolunuz hiç porno sitelerine düşmemiş?! Merakınızı gidermek ve bilgi sahibi olmak için o kadar zaman harcamışsınız ama dur bi bakayım nasıl oluyor bu işler diyip hiç porno seyretmemişsiniz?! En azından bunu anlatmaya çalışıyorsunuz etrafınıza. Peki düşünmüyor musunuz bu kadar şey bilen birinin hiç porno izlememiş olması çok saçma olur, en azından bir tanecik izledim diyeyim diye?

Hayır "sik" -ısrarla sik diyorum- görmek demek sevişmiş olmak anlamına gelmiyor ki. "Sen "sik" görmüşsün demek ki sevişmişsin" algısı oluşmuyor ki bizde. Bunun kaygısını mı taşıyorsunuz acaba? 

Şunu çok merak ediyorum. "Cinsellik konuşulmalı, bunları konuşmak ayıp değil" diyen bir insanın hala "porno izlemedim, mastürbasyon yapmadım" yalanını atmasının sebebi nedir? Sahip olduğu bilgi birikimine rağmen gayet saçma bir şekilde "Ben hiç penis görmedim. Siz gördünüz mü?" demesinin mantığını açıklayabilir mi acaba bana? 

Ulan madem görmedin de o kadar sağlam muhabbet nereden geliyor? Anlattığın pozisyonların kaynağı ne? Hadi okudun diyelim, insan hayal kuran bir varlık o penis hiç mi canlanmadı aklında? Hiç mi merak etmedin? Hiç mi bir görseller aratmadın? Hiç mi cinsel dürtülerin yok? Hormonların tavan yapmıyor mu arada bir? 

Hayır vaziyet buysa işin sırrını anlatsın ki biz de duvarlara tırmanmak zorunda kalmayalım! Ya da boş verin anlatmasın. O kendi mantıksız açıklamalarıyla çevresini kandırmaya çalışsın. Biz de tüm dürüstlüğümüzle "Porno da izledim, mastürbasyon da yaptım, fetişlerim de var" diyelim. O "izlemediği ?!" pornoların hesabını yaparken, biz de hormonlarımızın, dürtülerimizin ve tabi ki isteklerimizin dahilinde dürüstçe yaşayalım...

Kürtaj Meselesi

Şahsi fikrime göre kürtaj yaptırma kararı %90 kadına aittir. 9 ay karnında taşıması, doğumdan sonraki min 1 yıllık sancılı dönem... Erkek bu dönemlerde kadının yanındadır ve çektiği acılara ortak olmaya çalışır (ideal erkek ise) Erkeğin çektiği psikolojik sancılar kadının çektiğinin yanında mini mini bir şey kalır.

Eğer doğan çocuk engelli veya down sendromlu veya otizmli ise -ki bu olasılıkları arttırabiliriz- o çocuğun tüm hayatı boyunca yanında olacak ebeveyn annesidir. Okuluna götüren, merdivenleri çıkmasına yardım eden annedir, çünkü muhtemelen baba iştedir. Anne " ben ölünce oğlum/kızım ne olacak? Nasıl devam edecek hayata? " sorusunu babadan daha fazla sorar kendine. Zaten bunların böyle olduğunu çocuklarla ilgili çıkan ilk sorunda babanın " senin oğlun/kızın hep böyle yapıyor zaten" demesinden anlayabilirsiniz. Kadın çocuklarını babasının evinden çeyizinden getirmiştir çünkü. İşte tam bu yüzden bu karar %90 anneye aittir. %10 da spermleriyle olaya dahil olup en ufak bir sorunda o %10 dan da vazgeçen babaya aittir.

Üstelik bu karar hiç de siyasilerin bahsettiği gibi güle oynaya alınan bir karar değildir. Kadın hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren annedir çünkü. Bu kararı hem kendini hem de karnındakini düşünerek verir. Zor ve acı yüklü bir karardır kürtaj, rahminiz kazınır. Yani kadının öyle kuaför koltuğuna oturur gibi oturduğu bir koltuk değildir o.

Bu kadına ait kararı -hakkı- doğum yapma yetisine sahip olmayan erkeklerin ağızlarına sakız etmesi hiç ama hiç hoş bir durum değil. Çünkü bu kararı veren kadını bırakın bir erkeğin anlamasını doğum yapmamış, kürtaj olmamış bir kadın bile anlayamaz! Birde bu kararı; "kadınların eğlencesi" gibi lanse ediyorlar ki buna diyecek pek de usturuplu bir sözüm yok. Hele hele bu kararı tecavüz vahşetiyle bir araya getirip "Tecavüzcüsünün çocuğunu doğursun, kürtaj yaptırmasın" demeleri... En nefret ettiğim, hemcinsim olmasından utandığım kadının bile dayak,tecavüz mağduru olmasını istemeyen beni zıvanadan çıkartmıştır. Ben ki hiçbir kadının bu muamelelere maruz kalmasını kaldıramam. Ama bu sözler benim ciddi anlamda asfalyalarımı attırmıştır ve bu sözleri sarf etmeme sebep olmuştur:

"Karın ya da kızın tecavüze uğradı mı senin? Tecavüze uğrayan bir kadının yaşadığı travmaları kızında gördün mü hiç sen? Görmedin mi? Bu sözlerinden sonra Allah gösterir inşallah."
Bana bu sözleri sarf ettirdiniz ya...
Kürtaj hakkında ne dediler, neler kustular hepsini tek tek yazacağım.

Aferin,aferin! Sevgilin yok, al sana 250 TL!

Asgari ücretin net 700 TL olduğu Türkiye'de dul kadına verilecek maaş 250 TL olarak belirlenmiş malumunuz. Artık bozdursun bozdursun harcasın, tabi ev kirasından, elektrikten, sudan artarsa...

Gerçi bu 250 TL nin kadının eline geçebilmesi için bazı şartlar var, bakın yazıyorum:

1- Sevgilisi olmayacak.
2-Sevgilisiyle aynı evde yaşamayacak.
3-Evlenmeyecek











Burada gayet objektif olmaya çalışacağım yoksa konuyu toparlayamam. Çünkü bana göre her kadın çalışmalı, asla ve asla erkeğe muhtaç olmamalıdır. Ama her kesimin böyle düşünmediğini, düşünse bile
uygulayamadığını bildiğim için o açıdan da yaklaşmaya çalışacağım.

*Bu açıyla baktığımda, eğer dul kadın çalışmıyor ve ardından evleniyorsa maaşın kesilmesi gayet mantıklı şayet o artık "dul" değil "evli". Onun sorumluluğunu kabul edip onunla evlenen bir erkek var ve onun ihtiyaçlarını o karşılayacak. Bence bu noktada kendisi de çalışmaya başlamalı.Sonuç: Mantıklı, o 250 TL kesilmeli.

*Sevgilisiyle aynı evde yaşamamalı. Şahsen çevremde de gördüğüm "çiftler" var. Kadın kocasından boşanıyor ve devletin dul kadına verdiği; babasının maaşından yararlanma hakkını kullanıyor. Oysa o kadın hala boşandığı kocasıyla yaşıyor ve evliliğine devam ediyor. Burada bir çakallık var tabi. Hem "yasal" olarak boşandığı kocasının maaşı, hem de ölen babanın maaşı giriyor eve. Bu çakallığa izin vermemek için böyle bir maddenin konulması mantıklı.

FAKAT: şöyle de bir durum var. Malum biz Türkler dedikoduyu seven ama sevmiyormuş gibi yapan değişik bir milletiz. Dolayısıyla Türkiye'de her mahallenin bir dedikoducu teyzesi vardır ve o teyze sabahtan akşama kadar mahallelinin geleninin gideninin çetelesini tutar. Zaten bu teyzenin diline düştünüz mü vay halinize! Ne giymişsiniz, evinize kim gelmiş, ne zaman gitmiş, aylık alışverişinizde bu sefer neden bu kadar çok şey almışsınız yoksa yatıya kalacak misafiriniz mi gelicekmiş, ... Böyle sorgular da sorgular sizi. En iyi yöntem, "Teyze otobüsü kaçırıcam" deyip hiiiç duraklamadan yolunuza devam etmektir benden söylemesi.

Bak gene dağıldım, her neyse bu teyze evinize gelen her erkeği detaylı bir betimlemesiyle bilir ve herhangi birini hatun kişinin sevgilisi olarak benimseyebilir. Böyle bir durum sonucunda bırakın o meraklı teyze, 1 kilo pirinç için onla kavga etmiş herhangi biri kadına bu sebeple iftira edebilir. O yasayı hazırlarken bunu düşünmemişler mi çok merak ediyorum açıkçası.

*Sevgilisi olmayacak diye bir madde var ki, bu maddeyi kim koymuşsa onu allah'a havale ediyorum. Kişinin sevgilisi olmak demek onun sana bakması mı demek ey aklı bir gıdım olan şahıs? Hayır, hem kadın evlensin maaşı keselim diyorlar, hem de sevgilisi olmasın. Gökten mi inecek yavrum o kocalar? İlk karşısına çıkanla mı evlensinler yani? Nasıl bir mantık çözemedim!

* Artı sen bu kadının sevgilisi olup olmadığını nasıl tespit edeceksin. O kadar kadının arkasına insan mı takacaksın yoksa o dedikoducu yaşlı teyzeye mi soracaksın? Sevgili nasıl olunuyor bunun bir sınırını mı koydun? El ele tutuşunca mı sevgili olunuyor, beraber bir yerlere gidilince mi yoksa karşılıklı kahvaltı edince mi? Bunu gerçekten nasıl tespit edeceksiniz merak içindeyim.

*Son bir şey daha var. Mahalle baskısının giderek artacağını hiç mi aklınıza getirmediniz? Bir an önce düzenlemelerinizi buna göre yapmalı. Böyle kanunlar çıkartırken bir zahmet enine boyuna düşünmenizi tavsiye ederim.

Kime diyorsam! Kadının giderek önemsizleştirildiği bu zamanda, tüm bunların bilinçli olarak yapılmadığına kendim inanmıyorum ki...

Yapı Taşları; Güven ve Saygı

Güven ve saygı... Bazen birbirine sıkı sıkıya bağlı, bazense kanlı bıçaklı ama ikisi de bir ilişkinin yapı taşları...

Ne kadar bağlıysa birbirlerine bu iki unsur o kadar sağlam bir ilişki çıkar ortaya, ne kadar ayrı yerlerde duruyorsa saygı ve güven, o kadar gevşektir tuğlalar. 3,7 ye bile dayanamaz, tepenize yıkılır.





















Karşılıklı saygı olmadığında yıkılır bazı duvarlar ve tekrar inşa edemezsiniz onları, temeli hasar görür çünkü. Güven duygusunun kaybı da böyledir. Tepenize yıkar her şeyi, sevginizi, aşkınızı, merhametinizi... Her ilişkide geçerlidir tabi bu. Annenizin size güvenmediğini bilmek kadar hasar verici bir şey var mıdır dünyada? Ya da aşık olduğunuz adamın, güveninizi kötüye kullanıp sizi aldatması dışında? Belki de vardır kim bilir?

Oysa güven ve saygı kol kola başlatsa bir ilişkiyi fena mı olur? Sağlam temeller üzerine inşa etsek hayatlarımızı, gözümüz arkada, ayağımız diken üstünde durmasa... Umutla bakabilsek ilişkilerimize, tekrar kötü şeyler yaşamayacağım diyebilsek! Rahatça arkamızı dönsek sevdiğimiz adama, gözlerinde "acaba" yı aramasak...

Çok şey mi istiyorum acaba? Güvenmek, güvenilmek, saygı duyabileceğim bir adamı sevmek ve onunda bana saygı duyması...

Güven ve saygı... Bazen birbirine sıkı sıkıya bağlı, bazense kanlı bıçaklı ama ikisi de bir ilişkinin yapı taşları...

Toplumun Kadından İstediği Ne?

Erkekler, toplumun kadına yüklediği misyonlar çok ağır dediğimde abarttığımı, feministlik yaptığımı ve nesnel bakamadığımı söylüyorlar. Belki toplumun yıprattığı kadınları çok yakından tanıdığım içindir nesnel olamamam, belki de birebir şahit olduğum içindir ya da toplumun kadından ne hakla bu tarz şeyler istediğini anlayamamamdan kaynaklanıyordur kim bilir?

Evet, toplum denilen varlık erkeklere de büyük sorumluluklar yüklüyor, onlardan da çok şey bekliyor kabul ediyorum ama bunu yaparken onlara daha az zalim davranmıyor mu? Onlardan eve ekmek götürmelerini, tüm gün çalışmalarını, oğlan babası olmalarını, karısına-kızına toplum değer yargıları içinde sahip çıkmalarını bekliyor ki yemişim o çürümüş değer yargısını! Ve bazen erkekler daha cesur davranabiliyor. Herkesi karşısına alıp "Benim karıma-kızıma kimse laf edemez, ben onlara bir söz söylemiyorsam, ben onlara sizin tabirinizle izin veriyorsam; o zaman kapayın çenenizi!" diyebiliyor. Toplum denen varlık da madem öyle deyip bir kenara çekiliyor.

Ama kadında böyle olmuyor işte. Kadın bu kadar cesur olamıyor,diri diri evlilik denilen bir tabuta gömülüyor, çünkü kendi annesini görüyor, haklıyken haksız duruma düşürüldüğünü görüyor ve susuyor. Boynunu eğiyor, gözlerini kapıyor. Zaten kadına yüklenen görevler öyle ağır ki başını kaldıracak mecali kalmıyor. Kocası ne derse kabul etmesini, çocuklarını tek başına yetiştirmesini, kocasını bazen bir başkasıyla paylaşmasını, kan kussa da kızılcık şerbeti içtim demesini ve tüm bunlar olurken de " Aman kızım,kocandır bozma yuvanı çocuklarını düşün" diyen teyzelere tamam demesini bekliyor toplum ondan.

Cesaretini topluyor, önce kendi yakınlarına anlatıyor " ama bu adam beni aldatıyor " diyor ve cevabını alıyor, " hangimizin kocası aldatmıyor ki? Onlar birer heves, eninde sonunda o sana dönecek, hem çocukların babasız mı kalsın " deniliyor. Bu cevap karşısında eğer güçlü bir iradesi yoksa tekrar boynunu eğiyor. "çocuklarım" diyor.

İşte tüm bunlar çok daha ağır geliyor bana. Bir kadının tabir-i caizse evliliğinde işkence çekmesi ve "çocuklarım" diyerek boşanmak isteyememesi... Kadının mutsuz olması, çocukların mutsuz olması ve tüm bunlardan kocanın habersiz olması...

Kadın, böyle bir durumda boşanmayı kendine kabul ettiremezken, erkeğin en ufak bir sorunda " bir dakika ya ben boşanmak istiyorum" u kendi kendine söyleyebilmesi ve bunu derken kadının düşündüğü şeylerin aklının ucuna bile gelmemesi...

Elbette mutsuz bir evlilik varsa kadın ya da erkek bu evliliği sürdürmemeli. Çocuklar için sürdürülen bu evlilik asıl çocuklar için büyük bir yıkımdır. Daha sonra o çocukların hayatı, evlilikleri ve onların çocukları için birer yıkım... ama buna bir son verilmeli.Ya kadının omzuna binen yük erkeğin de omzuna binmeli ya da kadını bu yükten kurtarmalı

Belki de evlilikler çok daha bilinçli insanlar tarafından yapılmalı, evliliğin sadece bir evi paylaşmak olmadığı daha küçük yaştan çoçuklara anlatılmalı. Kız çocukları annelerini görüp "bana bunu yapmalarına izin vermeyeceğim" demeli. Bunun için ayaklarının üzerinde durmalı ve çabalamalı. Erkek çocuk annesinin halini görünce "benim annem bunları yaşamamalıydı, ben asla eşimi bu hallere sokmayacağım" demeli.

Kısaca iş sadece kadının bilinçlenmesinde bitmiyor. Kadın kadar erkek de bilinçlenmeli.





Not: Evet, hem çok uzun süre yazmadığım hem de yazarken kendimi kaptırdığım için cümlelerim bozuk olabilir, bazı şeyleri tekrarlamış olabilirim. Şimdiden (ki bu yazıyı okuyup bitirdiğiniz ana denk geliyor) kusura bakmayın...

Erkeklerden Rahatsız Oluyorum - 1

MİNİBÜSTE,OTOBÜSTE,METRODA:

Yanıma oturan erkeğin bacaklarını 120 derece açıp beni sıkıştırmasından,

Ben cama yapışıp,sıkıştıkça iyice yayılmasından,

İlla bacağını bacağıma bitiştirmesinden,

Hava ister sıcak ister soğuk olsun "kollarım dişi kişiyle temasta olsun oyşh" demesinden,

Karşıma oturan erkek kişinin bacaklarını ısrarla 180 derece açmaya çalışarak kumaş pantolonun altından "malını mülkünü" gözümüze sokmaya çalışmasından,

Oturan kadının yanında ayakta durup,kalabalıktan istifade ama "yanlışlıkla(!)" bir taraflarını nispeten suratımıza değdirme çabasından,

Her zaman oturacak yer olacak değil ya! Yer olmayıp da ayakta durduğumuzda vücutlarınızı vücudumuza yaslayıp "aşağılık" bir şekilde bundan tatmin olmanızdan,

RAHATSIZ OLUYOR,TİKSİNİYORUZ!

P.S: Yoksa yanıma bir erkeğin oturmasından hiç rahatsız olmam. Kadın ya da erkek edebli otursun, yanındakini rahatsız etmesinden yeter!

P.S: Kadınlardan Rahatsız oluyorum da olacak rahat olun :)

Yapay Bekaret Kanı

Günlerdir düşünüyorum bu konuda. Yapay bekaret kanı çıkmış,belki milyonlarca kadının hayatını kurtaracak diye. Türkiye ve diğer Arap ülkelerini düşününce gerçekten de milyonlarca kadın. "Bekaret" zırvalığı yüzünden ölmeyecek milyonlarca kadın... Ama aklımda birşeyler oturmuyor yerine.Bunun bu kadınlar için "hayat kurtarıcı" olacağını bilsem de hayatta kalmak için bunu kullanmak zorunda olmaları çok zoruma gidiyor. Çürümüş ama hala güncelliğini koruyan bir zihniyetin kıskaçları arasında yaşamaya çalışmaları... Kadınları bu şekilde hayata bağlamak yerine bu zihniyete ortadan kaldıramamak o örümcekleri tek tek zehirleyememek çok ama çok acı...

Böyle bir ürünü kullanmak değil kullanmak zorunda bırakılmak aslında iğrenç olan diye düşünürken bu seferde "aman beni terk etmesin, ya beni istemezse" diyerek kullanacak kadınlar düşüyor aklıma. Önce anlamaya çalışıyorum. Bu kadınların hepsi kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar değil, belki sahip oldukları iğrenç bir hayat var ve mutlu bir hayat için tek çıkış noktaları bu diyorum.Yine aynı noktaya dönüyor bir nevi "hayat kurtarıcı" diyorum.

Bir kere düşünmeye başlayınca içinden çıkılmayacak kadar tünelleri,çıkmaz sokakları,karanlık noktaları olan bir konu bu.Öyle ha deyince insan aklından çıkartamıor ve bu sefer de öldürülme ya da eziyete uğrama riski taşımayan kadınların aynı düşünceyi taşıyıp " onsuz olamam,ya evlenmek istemezse " diyerek ürünü kullanma olasılığı geliyor aklıma. İstese gözlerini açıp kendi ayakları üstünde durabilecek ya da hali hazırda durabilen bir kadın...İşte bu midemi bulandıryor.Kendilerini "onsuz olmaya dayanam" diye kandırmaları ve sırf bu yüzden kendilerini yerin dibine sokmaları,kendilerine zerre kadar saygı duymamaları...

Gözlerinin içine bakıp, son sesimle bağırmak istiyorum yüzlerine:
Seni, sırf bakire değilsin diye terk edecek bir adam; seni sen olduğun için sevmiş olamaz ki zaten. O senin vücudunu sevmiştir, o vücuda kavuşma hayalini sevmiştir.O vücuda ilk ulaşan penise sahip olmanın vereceği aptal hazzı istemiştir. Seni istememiştir yani! Seni gerçekten seven adam bir zar parçasına bakıp da sevdiği kadınla mükemmel bir 50 yıl geçirme ihtimalini öyle önünden silip atamaz, atabiliyorsa da bırak atsın. En küçük zorlukta güvendiğin adam tarafından terk edilme durumunu yaşamaz, kucağında bebeğinle ortada kalmazsın en azından! Kendine gel be kadın, aç şu gözlerini!

Gerçekten bunu göremiyorlar mı anlamıyorum. Beni sırf bu yüzden terk edebilecek, ama ağladığımda göz yaşlarımı silen, güldüğümde onun da gözlerinin içi gülecek bir adam hayal edemiyorum.Sırf vücudumu keşfeden ilk erkek olmadığı için ağladığımız,güldüğümüz her şeyi silip atması bir yana henüz yaşanmamış binlerce güzel anıyı kaybetme riskini göze alabilecek bir erkek gerçekten de beni seviyor, benle yıllarını geçirmek istiyor olamaz.

Yaşamak için böyle bir ürün kullanmak zorunda kalanlara söz söyleyemiyorum. Ama lütfen diğer kadınlar "haklısın ama onsuz olamam ki" demeyin.Yalan! Olursunuz, yaşarsınız ve daha nice güzel şeylere gülersiniz.Kullanmayın ve evlenmeyi düşündüğünüz, evlenmek istediğiniz o adamın sizi ne kadar sevdiği görün. Zarınıza mı yoksa ruhunuza mı değer veriyor önce bunu öğrenin.

Kadının Ne Yaşadığının Bir Önemi Var Mı?

Bazen düşünüyorum da yıllar hatta yüzyıllar geçse de değişmeyecek şeyler var; bazı insanların zihniyeti mesela... Ne olursa olsun kadını orospu diye nitelendirmekten vazgeçmeyecek zihinler...Kadın ya da erkek, bu zihniyet olduktan sonra cinsiyetin pek de bir önemi yok.

Ne olursa olsun dedim çünkü bu insanlara göre kadının ne yaşadığının pek de bir önemi yok.Tecavüze mi uğramış,çok mu sevmiş, elinde mi tutmak istemiş hiç bir önemi yok. Öyle ki tecavüze uğramış bir kadına "Kendi kaşınmış orospu"diyebilecek kadar çürümüş bir zihniyet bu.

Benim için kadının "kaşınmış" olması hiç ama hiç önemli değil.Çünkü bana göre bir kadın ne yaparsa yapsın tecavüz gibi bir şeyi hak edemez. Adamı kışkırtmış olsun, "kuyruk" sallamış olsun ne olursa olsun... Adamın arkasını dönmesi, elini fermuarına götürmemesi çok zor olabilir ama asla imkansız değildir.Ben tüm bunları söylerken "Ne kadar zor olduğundan haberin yok ondan bu kadar rahat konuşuyorsun" diyen erkekler çıkacaktır eminim. Ne kadar zor olduğunu bilmiyor olabilirim, bir erkek ile kadının dayanma sürelerinin çok farklı olduğuna inanıyorum.Ama şunu biliyorum ki bir erkek ne kadar modern, ne kadar mantıklı , ne kadar mükemmele yakın da olsa " tecavüz " kavramını bir kadının algıladığı gibi algılayamıyor. Tecavüz onlara iğrenç ve insanlık dışı geliyor ama asla bir kadının "tecavüze uğrayabileceği ihtimalini" düşündüğü zamanki şeyleri hissedemiyorlar. Kadının psikolojisini hayal edebiliyorlar ama asla o durumun yakınından bile geçmiyor tahminleri.

Çünkü tecavüze uğramak demek, birinin zorla senin bedenine hakim olması demek değildir. Birinin, ruhunu parçalara ayırıp yok etmeye çalışması ve neredeyse bunu başarması demektir. Tecavüze uğramak demek ruhunun içinde yaşadığı bedenden, hatta kendisinden tiksinmesi demektir. Suçsuz olmasına rağmen bir erkek kendinden ne kadar tiksinebilir? Emin olun bu suçu işleyip de sonradan pişman olan hiç bir erkek kendinden bu derece tiksinemez.

Kadın çok mu sevmiş birisini? Belki ilk deneyimi belki de değil, ama bu anı paylaşmak istemiş sevdiği kişiyle. Önemli olan o anı paylaşmak değil midir?Değildir oysaki.Eğer önemli olan o olsa erkek ilk geyik sohbetinde " az orospu değilmiş benimki de" der mi? Kadın orospudur zaten değil mi? Tamamen eşit koşullarda birlikte olunur ve "anı paylaşırlar" ama erkek hiç bir zaman bu derecede bir sıfata maruz kalmaz.Neden?

Dedim ya bazen düşünüyorum da yıllar hatta yüzyıllar geçse de değişmeyecek şeyler var; bazı insanların zihniyeti mesela... ya da bazı insanların suçlu olsa da suçlu ol(a)mayacağı gerçeği...

Bir kadın olarak değil de...

Bir kadın olarak çok büyük bir hata yaptım ve zayıf noktalarımdan birini açık ettim. Şu anda bunun acısını çekiyor ve yaklaşık 4 saattir kesintilerle ağlamaya devam ediyorum.

Bir kadın olarak diye başladım çünkü bir erkek olarak bu hatayı yapsaydım bu pek de bir hata sayılmazdı.Üzerime gelen ve bu zayıf noktamın üzerine basarak, yaramı kanatarak yükselmek isteyen olmazdı. Belki canımı yakmak isteyen olurdu ama bu kadar başarılı olamazdı.


Bir kadın olarak çok büyük bir hata yaptım ve canlı-cansız bir takım şeylere bağlandım. Bağlandığımı saklamadım, sevdiğimi söyledim, kendimi açık ettim. Güvendim ve inandım. Bir hata yaptım ve şimdi bağlandığım şeyler üzerinden bana saldırıyorlar.

Bir kadın olarak diyorum çünkü bir erkek olarak bu hatayı yapsaydım belki de daha dik durabilirdim karşılarında.Daha sert bakabilirdim yüzlerine, kafamı eğip göz yaşlarına boğulmuş olmazdım. Belki bir işe yaramazdı ama bu kadar aciz olmazdım.

Bir kadın olarak çok büyük bir hata yaptım ve önlerinde ağladım. "Pişman olucaksın ama" dedim. "En fazla bir hafta üzülürüm" dedi."Ondan bahsetmiyorum" dedim. "Nasıl pişman olucak mışım" dedi. "Çünkü pişman edeceğim, nasıl bağlandığımı biliyorsun" dedim.

Bir kadın olarak diyorum çünkü bir erkek olarak bunları söyleseydim daha çok ciddiye alınırdım. Bir kez daha düşünürlerdi dediklerimi. "Güçleri bize yetiyor, onlara sesleri çıkmıyor" dediğimde sessizlik oluşmaz, karşımdaki bu sözlerimden güven duyar, gülümser ve alayına gitsin derdi.

Bir kadın olarak farkındayım bazı şeylerin sonu olmalı. Bağlılığın, güvenin ve hayatın...

Kısa Kısa...Madde Madde...

Uzun süredir ortalarda gözükmüyorum ama merak etmeyin hala yaşıyorum. Şu aralar ilham prensim pek uğramıyor, dolayısıyla pek yazı yazamıyorum. Sadece günün başlıklarına değinip sessiz,sakin ve uykulu hayatıma geri döneceğim.

1-ÖSYM Götümü Ye!
Böyle sınav sistemi, o badem bıyıklı başkanın götüne girsin. İnsanlar o kadar sene çalışıyor, dersanelere para gömüyor sonra bir bakıyorlar cemaatçilerin elinde şifre! Diyecek söz yok ne de olsa anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna bile az!

2-Survivor Taner, Beyzbol sopan götüne girsin!
Wendy ile dün akşam ki mesajlaşmalarımız:
Oath:Şu taner midir ne boktur akrepler yesin onu, çükünü balıklara yem yapsınlar kafasını beyzbol sopasına assınlar!
Wen:Burun deliklerinden fareler girsin.Nasılsa kafasının içi de boş onun, ferah ferah yaşar orda hayvancıklar.
Oath:Acıktığında da Ceyda'nın memelerinden kemirsin.

3-CHP'nin Bursa Milletvekili Aday Adayının Transeksüel Olmasını Destekliyorum!
Transeksüel milletvekili aday adayını destekliyorum.Bayanın adı yanlış hatırlamıyorsam Öykü Özen. Kendisini sonuna kadar destekliyorum. Zor bir dönemde aday olmuş, umarım adaylığı kesinleşir ve bu ülkede de cinsel tercihi sebebiyle ezilenlerin hakkını savunur.

4-Zonguldak Eminiyet Müdür Yardımcı Demişki:
Kadınlar dikkat çekmek için intihar ediyormuş. Ey ahali blogger sakinlerinin ilgisini çekmek istiyorum; öykeyse intihar etmeliyim!

Uzun bir aradan sonra ancak bu kadar oluyor,kusura bakmayın.Zaten annem yandan yandan çık artık da Face'e gireyim diyor.Tarlalarına bakacakmış.
Dip Not: Annemi çok seviyorum!

Başbakandan ya da Sevgili Bakanlardan Sıra Gelirse Polisimiz Sıradan Vatandaşı da Korusun!

Ayşe Paşalı, Eylem Pesen, Nejla Yıldız, Arzu Yıldırım, Yeliz Karahasanoğlu, Ayşegül Porsuk, Sakine Akkuş, İpek Tekin ... ve daha binlerce kadın. Boşandığı kocası tarafından, eski sevgilisi tarafından, nikahlı kocası tarafından hatta kimliği belirsiz erkekler tarafından öldüren kadınlar... Birçoğunun ölümü "geliyorum" diye kapılarını çalmış, boğazına dayanmış üstelik! Yardım istemiş, polise haber vermiş, korkmuş, "koruyun bizi" demiş.Polisde "boşandıkları" için reddetmiş.Kocaları tarafından, çocuklarının gözleri önünde defalarca tecavüze uğramış öldüresiye dövülmüş kadınlar bunlar. Gözlerimizin önünde polisin ölmesine izin verdiği ve sayıları artan kadınlar bunlar...

Üzerine ne kadar çok konuşsak da hiç bir şeyin değişmediği kadın ölümleri bunlar... Zatürreden,kanserden,hepatit c den ölmüş kadınlar değil, polisin-devletin ölmesine izin verdikleri!

İzin verdikleri diyorum çünkü kendilerine sığınan kadınlara "boşanmışsınız,birşey yapamayız" diyorlar.Öldürme planları yapan eski eşin bilgisayarında delil buluyorlar " adam evin önünde duruyor, birşey yapmıyor ki" diyorlar. Kendilerine sığınan kadınlara bu cevabı veriyorlar.Peki bu kadın devletin polisine sığınıp da öldürülüyorsa diyerek birşeyler demek isterdim ama diyemiyorum.Çünkü neyi kime diyorum? Kocası tarafından sokak ortasında bıçaklanan bir kadını izlediler onlar! Adam polisin gözleri önünde karısını defalarca bıçakladı ve bu POLİS sıradan bir vatandaş gibi bu durumu izledi, hiç bir müdahalede bulunmadı, o kadını kurtarmadı!

Diyorum ya neyi kime diyorum ben? Boşanan kadınları devlet mi koruyacak? Dekolte giyen kadına taciz edeni devlet mi yargılayacak? Hayır hiç bir şey yapmayacak. Boşanan bir kadını korumaya muhtaç eden de, dekolteyi taciz sebebi gören de o değil mi? Ataerkil bir düzenin bulunduğu bu topraklarda bu düzeni kaldırmak için değil de bildiğimiz zamklamak için uğraşan da o değil mi?

En çok acıtan ne biliyor musunuz? Tıpkı Ekşi Sözlükte dendiği gibi bu polislere " Başbakanı protesto edeceklermiş" ihbarı gelseydi aynı polislerin topunu, tüfeğini, panzerlerini, biber gazlarını ve yedek şarjörlerini de alıp tam da vaktinde olay yerinde bulunacaklarını bilmek...

Yetmez ama Evetçilere Geliyor!Bir tecavüz yetmez ama ikincisine Hadım!

Akepe bayan milletvekilleri bir yasa tasarısı hazırladılar malumunuz.Cinsel suçlara yönelik bir yasa tasarısı.Bir çok cinsel suçun cezasını artıracak bir yasa tasarısı. Ama gündeme bomba gibi düşen bu tasarısının sadece ufak bir parçası; Hadım Cezası...

Öncelikle şunu not düşeyim.Çünkü ben de ilk duyduğumda suçluların penislerinin kökten gideceğini zannetmiştim ama öyle değilmiş.İlaçla hadım etmekten bahsediliyormuş ki bu da bir tedavi demekmiş.Bu tedavi süresince suçluların testesteron seviyesi düşürülüyor,işlevsiz bırakılıyormuş.Bu da ilaç kesilene kadar devam ediyormuş.Ama bu ilacın nasıl uygulanacağı hakkında en ufak bir fikrim yok zira bu tedaviyi suçluyu serbest bıraktıktan sonra uygulamayı düşünüyorlar.

Zaten bu tedaviyi uygulamak için suçlunun bir kere tecavüz etmesi de yetmiyor illa bir ikinci tecavüz suçu daha gerekiyor.Yani sen bir kere tecavüz edip, bir daha yapmaz uslu çocuk olursan bir gün şirinleri görebilmenin yanında, hiç bir "tedavi"ye maruz kalmıyorsun.Hatırlarsanız Siirt'te iki küçük kız çocuğuna sınıf arkadaşlarından tutun da, bakkalı, manavı, hacısı hocası, okul müdürü neredeyse Siirt halkının tüm erkek nüfüsu tecavüz etmişti.Yani bu tecavüzcülerden hiçbiri "hadım" cezasına mazur kalmıyor. Neden toplu tecavüz ettiler ama her biri 1 kere etti,eee?Noldu şimdi?Tasarı bir boka yaramadı!

Bir de sarkıntılık olayı var ki al birini vur ötekine. Eğer fiil sarkıntılık düzeyinde kalırsa verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilirmiş. Oh ne güzel tecavüz etmeyeyim ama tacizin amına koyayım!12 yaşındaki kız çoçuğunun karşısında mastürbasyon yapsan, her saat başı çocuğa taciz etsen vs oh ne ala lan.Hüseyin Üzmez gibi takıl ne de olsa fiil "sarkıntılık" boyutunda!

Bir de şu var sadece imza atmak için bile karakola gitmezlerken bir de siklerini kaldırmayacak bir tedaviye hoplaya zıplaya gidecekleri yok herhalde.Ee adamı kolundan tutup da götürebileceklerini de sanmıyorum (bkz: Hizbullahçılar)
Bak bişi daha geldi aklıma.Hani bu tedavi ile işlev kaybettiriliyormuş ya. Bu tedaviyi gören bir tecavüzcü dışarıdan viagradır,bilmem nedir bir ton şey alınca da bu etki kaybolmuyor mu? Kaybolmuyordur heralde değil mi? Kayboluyorsa tamamen göstermelik bir tedavi olur çünkü.Hem bu tedavi ne kadar süreyle uygulanacak? Bir yıl,iki yıl? Tecavüze uğrayan çocuğun, kadının ya da erkeğin psikolojik tedavisi süresince mi?

Her şeyi geçtim bu hadım cezası ne kadar işe yarayabilir ki?Tecavüz eden bir adamdan bahsediyoruz! Penisi kalkmasa nolacak lan? Tek derdi sevişmek mi bu adamın? Acı çektirmek, hakimiyeti ele almak, üstünlük kurmak,egosunu tatmin etmek... bi ton derdi var! Penisi "işlevsiz" kaldı ya da kalacak diye tüm bunları yapamaz mı sanıyor bunlar? Ulan bir ton "sexual sadist" var! Adamlarda bir ton alet var,penise ihtiyaçları yok ki! Senin o adamın beynini işlevsiz bırakman gerek arkadaşım. O adamın kadına,çocuğa bakışı değişmedikçe kökten kessen neye yarar? Çok daha kötü sonuçlar doğurur! Adam tecavüz ettiğine dair iz bırakmamak için neler yapar düşünmek bile istemiyorum.Bu tedavi başka ülkelerde de uygulanıyor biliyorum ama olay beyinde bitiyor bence.Sonuçta adam neyi nasıl algılayor,düşünüyorsa onu yapıyor.

NOT: Biliyorum tasarısı da gerçekten mantıklı bir şey de var."mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde" ibaresini kaldırıyor,iyi yapıyorlar.Bozulmaması gibi bir durumolmaz çünkü.Aferin!

Çekimlerde Küçük Göğüslü Hatunlara Hayır!

Valla uzun zamandır yazı yazmamanın da verdiği paslanmışlıkla direk konuya dalıyorum; Ben bu modacıdır,fotoğrafçıdır vs mankenlerle çalışan bilimum insanın model seçerken neden küçük göğüslü hatunları tercih ettiğini anlayamıyorum arkadaş!Bak bir bayan olarak söylüyorum hiç estetik gelmiyor benim gözüme.Tamam kalk Banu Alkan göğüslü bir hatunla çalış demiyorum,diyen varsa da onu bu blogtan men ediyorum ama azıcık düşünün yahu!O ne öyle o ne! 14 yaşındaki ergenden farkı yok! Gerçi güzelim ülkemin boktan iktidarı -ve ona tapan boktan insanlarının çoğu- sayesinde 14'ünde üç çocuğundan birini doğuran ÇOCUK larımız yok mu? Var,olmaz olur mu? 12'sinde aile zoruyla;ehm..kem,küm..ııı...pardon;İZNİYLE evlenebiliyorlar çünkü. Bak şimdi bak 14'ünde çocuk doğur ama 24ünde değilsin diye içki içeme,mantık harikası değil mi? Vallahi öyle! Her neyse GAVUR İZMİR'in güzide kızlarından biri olarak tavrımı koyuyor ve esas konuya geri dönüyorum.

Ne demiştim hiç estetik değil demiştim dimi?Hatunu sağ/sol profilden çektin mi zaten iş bitti.İnsanın gözüne bu kadar mı batar bir göğüs ya? Çok çirkin çok!Direk karşıdan çeksen o zaman daha fena.Böyle garip yuvarlak bişi görüyorsunuz.Hele hele uzanmış bir poz veriyorsa en büyük hatayı yapıyor benim gözümde.Zaten uzandığın anda göğüsler yayılıyor ama bu modellerde yayılabilecek bir şey yok ki yayılsın. Zaten iki gıdım olan göğüs kaybolup gidiyor ki geriye de sadece uçları kalıyor.Hiç hoş değil yani. Bak bi hatun olarak bende böyle etkiler uyandırıyorsa hitap etmeyi amaçladığınız erkekte neler düşündürür kim bilir?

Şimdi doğruya doğru o PIRELLI takvimleri,VOGUE takvimleri kadınlara hitap edebilmek için yapılmıyor.Tamamen erkek odaklı.Fotoğrafçılarda erkek oluyor çoğunlukla. Madem öyle nasıl bu kadar memnuniyetsizlik yaratan şeyler ortaya çıkıyor hacı!VOGUE' a sözüm yok ,Paris takvimini gördüm,maşallahı olan bir hatun var orda ama her ne kadar temasını ve erkek modellerini beğensem de (bak işte bak kadına hitaben yapılsa erkek modelleri sadece 3-4 karede mi gösterir di ha!) ordaki bazı hatunları sırf göğüslerinden dolayı çok itici buldum ben.

Demem o ki sayın fotoğrafçılar... Lütfen bu kadar önemli çekimlerde küçücük göğüslü hatunları oynatmayın.(Aynı şey pornolar içinde geçerli yetkili kişiler bunu da duysun)Yani insanın baktıkça bakası gelicek model mi bulamıyorsunuz anlamıyorum ki.

PS: Vogue takvimi falan diyince hadi len o nası kadınlara hitap etmeyen bir takvim olsun ki falan diyen olursa ahada burada ve burada açınız,bakınız,öğreniniz

Ayrılmamız Acıydı Ama Facebook Şifresini Değiştirmesi Daha Acıymış!

"Hala barışırız diye bir umudum vardı ama o da bitti,face şifresini değiştirmiş" diye salya sümük ağlayan bir kız, üzülme diye teselli etmeye çalışanlar ve gözleri faltaşı gibi açılmış bir Oath!
Ben oldum olası anlamadım zaten şu msn, facebook şifresini birbirleriyle paylaşan sevgilileri.Hayır, bu paylaşımın maksadı nedir ki? Ne yani sevgilimin msnine girince extra bir güven mi duyacağım ona karşı?Şifresini verince güvenilir ve aldatmaz adam sınıfına mı girecek ya da ben buna mı inanacağım? Nasıl bir mantıktır yahu bu? Yok, ben sorununun bu insanlarda olduğuna inanıyorum özellikle de bunu zorunluluk gibi düşünen tiplerde...

Sevgili olmak kendine ait bir şey olmaması, her bir bokunu paylaşman anlamına gelmez ki zaten! Nedir bu ya? Özentilik mi? İşin bokunu çıkarmak mı? Yoksa birine acayip bir şekilde bağımlı,bağlı vs olma arzusu mu?Hayır bu şifreleri paylaşma olayı gerçekten güven anlamı geliyorsa bile hiç düşünüyor bu hatunlar? Hayır zaten adam aldatıcak olsa (msnden) söylemez mi manitalarına "ya bebeğim msnimi hacklemişler, biri çıkıpta bişiler derse inanma bak" diye. Yok anacım bu kadın milletinde çeşit çeşit insanlar var.Dur bak sayıyım birkaçını;
1- Şeytana pabucunu ters giydirenler
2- Normal olanlar
3- Extra Extra aptal olanlar
...

Onu da geçtim, tamam ben anlamıyorum nedenini ama diyelim ki verdin face şifreni onunkini de aldın. Bir de ayrıldınız üzerine.Nedir bu salya sümük ağlamak şifre değiştirdi diye? Kadın,ayrıldınız siz! Ne demeye şifresini aynı tutsun, ne diye artık onun hesabına girmeni istesin? Akıl var mantık var! Bir de demiyorlar mı "Ayrılmak değil de bu face şifresini değiştirmesi acıttı canımı" diye! Git saçını başını yol diyor şeytan.Neymiş ayrılmak,artık ona sarılamamak,güvenememek kısacası onu kaybetmek değil de şifresini değiştirmesi acıtıyormuş canlarını.Hay ben sizin canınıza yani

Neyse ben atarlanmaya başladım ve ne zaman atarlanmaya başlasam yazının bokunu çıkarıyorum ve toparlanamıyorum.Sözün özü:
PAYLAŞMAYIN LAN ŞİFRELERİNİZİ,BİR O KALDIYDI DİMİ? SONRA AYRILIP DA BÖYLE APTAL ŞEYLERLE GELMEYİN KARŞIMA.AĞZINIZI YÜZÜNÜZÜ DAĞITASIM GELİYOR!BU APTAL FİKİR DE HEP KADINLARDAN ÇIKIYOR NE HİKMETSE.BU KONUDA ERKEKLERİ DESTEKLİYORUM BURADAN DA SÖYLÜYORUM!

Sinir Bozucu Taktikler, Neymiş Sen Kaç ki Erkek Kovalasın! PEH!

*İlk adımı erkekten bekle.

*Telefonu sakın sen isteme, o istemeden de verme.

*Kaç,erkekler kovalamayı sever.

*Erkekler aptal kızlardan hoşlanır,aptal gibi davran.

*Sesin çok çıkmasın,dırdırcı sanarlar,cazgır sanarlar.

*Sen onun yanına gitme,o senin yanına gelsin.

*Erkeği uzun uzun kesme,seni kaşar zanneder.

*Aman cinsellikten bahsetme orospu diye adın çıkar.

*Sakın çıkma teklifini sen etme,gözünde düşersin.

*Hesap gelince sakın kendi yediğini ödemeye kalkma, gücenir ne de olsa erkek.

*İlk sen öpme.

*İlk geceden verme.

*Verdiğinde sakın çok şehvetli olma seni orospu sanar,sümkürür atar.

ULAN, hangi sürtük çıkardıysa bu şeyleri sikiyim onu emi.Nedir bu ya ille karşıdan beklicekmişim ilk adımı.Ooo ona kalırsa 35imde teklif eder bana.İkimizde çürürüz.O zamana kadar da beklemem zaten ben onu.

Neymiş telefonu ben istemicekmişim o isticekmiş.Niye kardeşim telefonu kız isteyince hatlar mı çekmiyor?büyü mü bozuluyor? Geçende söylediydim karışık bir ortamda şunun telefonunu aldım diye beni topa koydular resmen.Neymiş bi kız hiç telefon istermiymiş? Ben telefonu istediysem teklifi de edermişim de artık ilk ben öpermişim de saydılar da saydılar arkadaş! Lan! Bunları yapsam nolur? Bence sorun değil onun öpmesini beklemez onu ilk ben öperim de teklifi de ben ederim.Ne farkeder ha ne farkeder?

En sinir bozucu olanlardan biri hesabı ille erkek ödicekmiş de miş miş.Oldu canım! Bana gelmez öyle şeyler herkes kendi yediğini ödesin. Lan olum sizler manyak mısınız len? Ha bak benim gibi ille kendim ödücem kendikimi diyenleri de zorluyorlar vallahi olmaz diye.Enayi misiniz lan! Bırakın ödeyelim kedni hesabımızı.Hem biz rahat edelim hem siz kazık yemeyin.Karşılıklı güven oluşsun!

Bir de neymiş kaçan kovalanırmış.Roadrunner mıyım lan ben? Niye kaçıyorum hacı? Ben durayım yerimde o da usul usul gelsin.Öyle ulaşılmaz bişi değilim ki ben.Etrafım altın kaplama da değil.Kaçmak istemiyorum ben,kovalanmak istemiyorum.Herşeyi basitçe çözmek istiyorum.Oyun oynamak istemiyorum.

Yıkın artık şu tepedeki aptal maddeleri.Siktirin gitsin! Ha benim öyle "kaşar sanırlar beni" falan diye bir endişem yok çünkü rol kesemiyorum. Aptal davranamıyorum, sesimi kısıp uysal kız olamıyorum.Ne hesabımı ödettiriyorum ne de cinsellikten konu açılınca gözlerimi yere indiriyorum.Kaçmaya çalışmıyorum önce davranan olmaktan da çekinmiyorum.Sadece kafama ne eserse onu yapıyorum.Kalıpların içinde büzülmüyorum. Kendim oluyorum, başkalarının maddelerine göre yaşamıyorum.

İşte bu yüzden de böyle kadınlar yetişsin istiyorum. Kendini sınırlamayan, basma kalıp şeylere takılmayan, kendine güvenen kadınlar, KENDİ GİBİ OLAN KADINLAR!

Parfüm İnsanı Seksi Yapar!

Bir parfüm insanı olduğundan daha seksi yapabilir mi? Belki daha güzel? ... Belki de daha çekici? ... Bence yapabilir!

Parfümün böyle bir etkisinin olduğunu düşünmem size saçma gelebilir ama söyleyin hanginiz yanınızdan geçen alımlı bir kadının/erkeğin parfümünü içinize çekip gözlerinizi kapamıyorsunuz? Ya da parfümün kokusunu beğenmeyip burnunuzu kırıştırıyorsunuz? Dürüst olun!

Hadi ama, parfüm reklamlarında neden bu unsur ön plana çıkarılıyor o zaman? Neden kadının parfümünden başı dönmüş bir erkek vardır hep? Neden esas oğlan parfümü sıkar ve ortamdaki tüm kızların bakışları ona döner? Neden parfümü sıkmış hatunun boynunda keşiflere çıkan bir erkek vardır?Neden diye bir ton soru sorabilirim daha.Bu yüzden oyalanmadan kabul edin bunun böyle olduğunu!

Şimdi, bir parfüm bir erkeği daha çekici yapabilir, onunla ilgili sadece "hoş" diye düşünürken o kokuyla birlikte "onu istiyorum!" diyebilirsiniz.Bu yüzdendir ki yanınızdan o adam geçtiğinde eğer parfümde "sağlam"sa gözlerinizi kapatır,yavaş yavaş içinize çekersiniz o kokuyu.Bu yüzdendir ki sonraki 5 saniye içinde gözlerinizin önünden çeşit çeşit şeyler geçer.Ve gene bu yüzdendir ki onu gördüğünüzde artık "hoş"tan daha fazlasını düşünürsünüz... hoş ve seksi, hoş ve karizmatik, hoş ve vahşi, hoş ve...

Kadınlar içinde aynı şey geçerli.Bu yüzden şunu önermek istiyorum.Tamam karşı cinsten biriyle buluşacağınız zaman en sevdiğiniz parfümü sıkıyorsunuz ya da onun favorisini öğrenip onu sıkıyorsunuz peki neden yatağın, yastığın, çarşafın üzerine sıkmıyorsunuz arkadaşım? Belki sıkanınız vardır onlara lafım yok üzerlerine alınmasınlar. Madem bir parfüm insanı bu kadar etkiliyor sık kardeşim çarşafın üzerine! Sevişirken o kokuyu duysun hatun kişi.Gözünde daha bir seksi ol,daha bir karzimatik ol,daha ateşli ol... Bunu istiyorum kardeşim ben! Sevişirken o parfüm kokusunu da duyayım daha bir doruklara çıkayım istiyorum.O esnada değişik ortamlara gitsin zihnim istiyorum.

Kıssadan hisse parfüme önem verin baylar,bayanlar! Parfüm denilen meret insanı vezir de edebilir rezil de. Eğer vezir olmak istiyorsanız yatakta ve ayakta bunun farkına varın bir zahmet!Bakın o parfüm afişlerinde bile hatunlar daha bir seksi bakıyor, herifler daha bir seksi duruyor.Bunlar birer işaret.Anlayıverin o işaretleri!

Dipdipnot: Yukarıdaki parfüm reklamlarına bakıp da "hadi len bunların neresi seksi çağrıştırıyor?" diyeniniz var mı? Yoksa benim içim mi fesat?

Anlaşılmazmışız,peh!

Kadın milletini anlamak zormuş,peh! Kaç kere anlamaya çalıştın ey benim tembel vatandaşım? Hadi iki kere üç kere anlamaya çalıştın diyelim peki ne kadar sürdü bu çaban? 2 gün mü 3 gün mü 1 hafta mı? Bir de diyorlar ki "siz anlaşılmaz olmaya çalışıyorsunuz zaten" tabi tabi çevir kazı yanmasın bebeğim oh mis.

Hayır bazen anlaşılmaz olmaya çalışmıyor muyuz çalışıyoruz orası ayrı tabi de 24 saat anlaşılmaz bir tip değilim ben mesela.Çoğu kadın değil zaten.Sorun bizim anlaşılmaz olmamızda değil ki sorun sizin anlama kıtlığınız ve de kararsızlığınız.

Yarabbim yani sen bana sabır ver bak nasıl da dolmuşum.Ulan hem kız benden hoşlanıp hoşlanmadığını belli etsin diyorsunuz hem de belli edince anlamıyorsunuz.Hem eğer hoşlanıyorsa bana "yavşasın" diyorsunuz yavşayınca da "abi kız bana yavşıyo kesin kaşar" diyorsunuz.Şimdi ben ne yapayım sizi?

Kız sizi reddediyor düşüncelere dalıyorsunuz acaba naz mı yapıyor diye.Ya kız sana istemiyorum demiş bir güzel de reddetmiş hala acaba seviyor mu?Hı seviyor seviyor o kadar ki suratına 5 kardeşi atmak üzere.

Bir de şöyle kararsız ve asıl anlaşılması güç bir grup erkek var ki şuracıkta öldüresim var onları.Şimdi bu türdeki erkek kızı seviyor,kız da onu seviyor ve gayet de belli ediyor bir suratına ilan-ı aşk etmediği kalmış elemanda hala öyle mal mal bekliyor. Amacın ne senin dostum?Önce kız beni sevsin diyorsun sevince de hop öyle kalıyorsun.Şimdi ben miyim anlaşılması zor olan ya? Gayet öküzsün işte sen anlayamıyorsun!

Bir kere beğendiğimiz şeyi ertesi gün yerin dibine sokabiliyormuşuz.Sokarız kardeşim sokarız istediğimizi istediğimiz yere sokarız.Bunda kadının anlaşılmaz olmasının ne payı var bu gayet de ruh durumuyla ilişkili.Dün yerin dibine soktuğumu da bugün göklere çıkartırım nolmuş yani?

Ne var yani bende farkındayım çok siktiriboktan bir yazdım.Ne olmuş ha ne olmuş? Kafam atarlı olamaz mı? bu konudan muzdarip olamaz mıyım ? Ne yani anlaşılmaz olamaz mıyım?

Hakkımı İstiyorum,Ayıp mı?

Şimdi bu yönetmenlere sitemim var arkadaş.Neden biz kadınları hiç düşünmüyorlar? Neden hep kadın oyuncuları çıplak gösterirken erkek oyuncuları göstermiyorlar da hevesimizi kursağımızda bırakıyorlar?

Tamam ben bir filmi esas elemanı çıplak göreyim diye izlemiyorum.Ama gerek sevişme sahnesi olsun gerek bu sahneden önceki durumlar olsun neden kadın çırılçıplak her şey meydanda gösterilirken erkeğin sırf belden yukarısı gösterilir?Hayır hepsinde aynı arkadaş.Hepsi aynı bencilliği yapıyorlar.

Mesela bende Alexander Skarsgardın bir filmi var.Adam banyoda sen zaten herifin vücudu görüp oy anam oy diyorsun o sırada tam sınıra kadar iniyor kamera sen böyle heyecan içinde ağzının suları akarak biraz daha aşağı, biraz daha aşağı lütfen! yaparken hop kamera orda duruyor.Eee noldu şimdi ben ağzımın sulandığıyla mı kaldım hani benim heyecanımın karşılığı?Nerede kardeşim hakkım olan? Görmek istiyorum ben!

Hayır kimsenin de gıkı çıkmıyor lan!Hiç bir kadın izleyici "ayıp ediyosun kameraman!" demiyor.Ha benim gibi söyleyen oldu mu da diğer kadınlar tarafından pörtlemiş gözlerle baştan aşağı süzülüyorlar.Erkek izleyici kitlesi de duyduysa bu siteminizi obaa adınız "azmış ya da abaza"ya çıkıyor.Hayır,erkeklerin kadınlara "abaza" demesi için kadının gene kendi cinsinden birine " ya kız Ayten,şu Berk de amma taş çocuk ha" demesi yeterli zaten.Bir de erkek oyuncuları da çıplak görmek istediğinizi duymuşlarsa "en azılı abaza" oldunuz ee hadi hayırlı olsun.Yeni adınızla mutlu mesut yaşayın.

Ben fikrimi açıkladığım ve zaten "abaza" olarak anılmaya başlayacağım için rahat rahat söylüyorum hatta çığırıyorum.Benim de hakkım bu! Ben ekranda kendi cinsimi çırılçıplak görüyorsam karşı cinsinkini de görmeliyim.Öyle iki kaslı kol,bir üçgen şekil yeter mi ey kameraman?Bana sadece kollar değil toptan vücut lazım.Ben yanımdaki erkek şahsiyetle eşit haklara sahip değil miyim?Sahibim! o zaman bana da göster hiç öyle uzaklaştırma,bulanıklaştırma,olduğu gibi göster!

Ha böyle bir yazı yazınca teşhirciliğe tam gaz destek veriyorum falan sanılır onu da açıklayayım hiç de desteklemiyorum,hoşlaşmam da.Sonra sokaktaki teşhirci sapıklara bayılıyorum,sokak sokak teşhirci manyak arıyorum sanmayın.Aman aman bir o eksikti:D Yanlış anlayıp,amacına göre cümlelerimi yorumlayıp bir yerlere "Oath teşhircilere destek veriyor" falan yazan olursa ağzını yüzünü dağıtırım şimdiden söylüyorum.Ayrıcanaktan ben dizilerdeki,filmelerdeki görmem gerekeni kısıtlamasınlar diyereketen hakkımı istiyorum o kadar :D

DİP NOT:Zaten gece 00:30 da da anca böyle bir yazı çıkar.

Fatmagül'ün Suçu Kadın Olmak!

Yeni başlayan dizilerden Fatmagül,tam adıyla Fatmagülün Suçu Ne? Siz izliyor musunuz bilmiyorum ama ben izliyorum.Bazen izlerken ağlıyorum bile.Her kadın için değil ama bazı kadınlar için de bunun böyle olduğunu biliyorum.Fatmagül'ün yaşadığı travmayı gördükçe,ona zorla "sahip" olup sonra da parayla susturmayı çalışmalarını izledikçe gözleri dolan, "Allah Belanızı Versin!" diyen kadınları biliyorum çünkü ben de diyorum.

Ben bu diziyi izlerken ağlayabiliyorum.Türkiyede tecavüze uğrayan o kadar çok kadın var ki bu diziyle bu yaraya parmak basabilirler diyorum.Bilin bakalım çoğu erkek ne diyor bu diziye? "Fatmagül'ün suçu yok,itiraf ediyorum ben yaptım" diye dalga geçenini mi ararsınız yoksa " Fatmagül'ün suçu ne biliyor musun?Bihter'e benzemesi" diye gülenini mi?Tabi onlar için hiç bir sorun yok.Hatta ekstra keyif veren bir dizi.Ne de olsa tecavüz sahnesi izliyorlar hem de 4 erkeğe 1 kadın...4 hayvana savunmasız bir kadın!

Neden sorun olsun ki onlar için?Onlar tecavüze mi uğruyorlar?Ha uğrayan yok mudur vardır ama ne sıklıkla bir erkek bir kadının ya da bir erkeğin tecavüzüne uğruyor? Ne sıklıkla haberlerde tecavüze uğrayan bir erkeğin olduğunu işitiyoruz?Böyle bir korkuları var mı peki? YOK! Gece isterse 3'te sokaklarda dolaşsın kim laf atabilir?Kim taciz edebilir?Kim bir parka atabilir?Kim? Hiç Kimse!

Biz kadınlar ne durumda peki? Gece 3'ü bırak gece 11 de yalnız başına dolaş sıkıysa. Garanti tacize uğrarsın uğramazsan bir acayip olur zaten!Biz kadınların hepsinde var bu korku.Tecavüze,tacize uğrama korkusu...Bu yüzden erkekler kadar kakara kikiri izleyemiyoruz bu diziyi.Bu yüzden kahkahalarla gülemiyoruz Fatmagül'ün haline.Biliyoruz çünkü Fatmagül tek değil... Biliyoruz çünkü o Fatmagül'ün yerinde kendimizi bulabileceğimizi...



Hem tecavüz edenin hayatı kararmıyor ki.Tecavüz edenlerin kaç tanesi pişman?Kaç tanesinin geleceği yok olmuş? Oysa kadınlar...Bu "leke"yi hayatları boyunca taşıyorlar.Onlar unutmaya çalışsa bile etrafındakiler hatırlıyor ve hatırlatıyor! Zaten kadın da unutamıyor.Nasıl unutsun o an ki direnişini, o an ki çığlıklarını, hissettiği acıyı...Bakın Fatmagül'e "Nasıl yaşayabilirim böyle?" diye haykırmıyor mu? İnsanlar bir garip bakmıyor mu yüzüne? Hele o kaynanası olacak kadın(ki o kadınla aynı cinsten olmaktan utanıyorum!) "yaktı oğlumun başını" diye çığlıkları basmıyor muydu?Ya nişanlısı "kim yaptı söylesene allah'ın cezası" diye hırpalamadı mı Fatmagül'ü? Sanki Fatmagül istemişti böyle olmasını.Sanki her şey onun suçuydu!

Diyeceğim o ki bu ülkede,bu dünyada kadın erkek kadar insan yerine konulmadığı,saygı görmediği sürece bu böyle devam eder.Her şey kadının suçu olur.Tecavüze uğrar,kadın suçludur.Tacize uğrar,kadın suçludur.Dünya yıkılır tahmin edin bakalım kim suçludur? Kim olacak KADIN tabi ki. Tüm yaratıcı özelliğine,kendisini insan yerine koymayan o erkekleri doğuran KADIN!

Bazı Kadınlar Evlenerek İntihar Eder!

Evlenmenin de bir intihar şekli olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?Muhtemelen düşünmemişsinizdir.Ülkede bu şekilde intihar eden kadın sayısının çokluğu düşünülünce neden düşünmediniz diye merak ediyorum.Yok yok paylamıyorum sizi çünkü ben de daha önce düşünmemiştim.Bir melankoli anında esti kafama ve oha dedim.Neyse, belki de gazetelerde "Evlenerek İntihar Ettiler! 18.554.024 Ölü!" gibi manşetlere denk gelmemiş olabilirsiniz."Böyle bir haber mi vardı lan!" demeyin çünkü ben de denk gelmedim.Ha zaten böyle bir durumu koca ülkede kimse de haber yapmaz.Bu sadece kadınlaraa özgü bir intihar biçimi çünkü.Zaten intihar eden herkesin kalbinin durması,ciğerlerinin havasız kalması gerekmez.Her intihar eden de fiziksel olarak ölmez değil mi?

Ülke de bu sayı yüksek aslında,baya baya yüksek.Şimdi size istatistik sonuçları falan vereceğimi sanıyorsanız peşin peşin söyliyim yanıldınız.Hayır,böyle bir araştırma yapılmışsa -zannetmiyorum ya neyse- ben bilmiyorum ki link verme olasılığımı düşünenler de yanıldılar.Ki ben ne neden sizi yanıltma derdine düştüm onu da bilmiyorum ve konuyu habire dağıtıyorum.Kısaca verebileceğim tek örnekleri "bi bakınıverin çevrenize"diyerek verebilirim.Biraz bakının,düşünün 5 dk sonra okumaya devam edersiniz..




Düşünmediniz dimi? Ee ben olsam ben de düşünmeden okumaya devam ederdim.Rahat olun,kızmadım.Çok uzatabileceğim bir konu olmasına rağmen kısa kesmeyi düşünüyorum.Sonuç olarak "bazı" kadınlar evliliği, "bazı" durumlardan kaçış olarak görürler.Bu yüzden evlenirler.Muhtemelen bir erkekten - bu abisi,babası olabilir hatta bazen annesinin eziyetinden bile olabilir- kaçmak,kurtulmak için başka bir erkeğe sığınma yoludur.Ki farkındaysanız daha önce de demiştim bu kadınlara özgü bir intihar çeşididir.Erkekler kurtulmak için evlenmezler hem de hiç bir zaman!Yani kadının bu kadar ezildiği bir ülkede,bir dönemde o kadar çok sebep olabilir ki...Hayalgücümüzün sınırları aşan bir şeyler!

Belki de anlatmak istediğim sadece kadının bir ezilme,sindirme yolu da budur demenin yanı sıra evlilik bazılarının zannettiği gibi her zaman masum,toz pembe hayaller üzerine kurulmadığıdır.