Hepimiz Farklıyız Belki Ama...

Temin Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısını okudum.Sayın Yılmaz Özdil hislerime tercüman olmuş.Ben de bu konuyu gündeme getirmek istiyorum ki ses getirsin, unutulmasın, anlaşılsın.

Haberleri takip etmeseniz bile duymuşsunuzdur İzmir'deki seri katili.Üç günde üç KADIN. Önce oturduğu mahalledeki 2 kadını,ardından Azra isimli transeksüel i katletmiş.

Şimdi katilden,cinayetlerinden bahsetmiycem.Bahsetmek istediğim konu farklı.Eğer izlemişseniz haberleri ilk kurban Esra,ikinci kurban Selen için televizyonlarda uzun süren haberler yapıldı.Gazetelerde yazılar yazıldı."Bulun bu iki genç kadının katilini!"dendi.Denmemeli miydi? Yazılmamalı mıydı? Haberlere çıkmamalı mıydı? Tabiki olmalıydı bunlar.Seri katil söz konusu,o anda iki kadının katledilişi söz konusuydu.Peki neye bu tepkim,ne mi anlaşılsın istiyorum? Tüm bunların AZRA için yapılmayışına tüm bu öfkem,üzüntüm.

Neden hiç bir kanal aynı önemi göstermedi,neden o kadar yazılıp çizilmedi? Sadece resmi gösterildi,esas adı Mustafa dendi,öldürüldü ama travestiydi dendi.Evet,ona diğer kurbanlar kadar önem verilmemesi TERCİHİ yüzündendi.Biliyorum "aman o da kadın değilmiş,travestiymiş" diyenleri.Biliyorum "aman bi tane eksildi" diyenleri.Hatta öyle merak ediyorum ki Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ( Eşcinsellik bir hastalıktır diyen güzide bakan) "HASTALIKLI" biri öldü diye neler hissetmiştir.Merak ediyorum ama korkuyorum aklıma gelen cevaplardan...



Kızıyorum,sinirleniyorum bu ayrımcılığa.Cinlerim tepeme çıkıyor hatta.Böyle ayrımcılık yapan Lezbiyenleri,Gayleri,Biseksüelleri,Transeksüelleri... hepsini birer böcek gören,küçümseyen,yaşamamalılar diyen insanları gördükçe,duydukça içim bir fena oluyor.Hepsinin yüzlerine tüküresim," DÜNYA DA HETEROSEKSÜEL SAYISININ FAZLA OLMASI HETEROSEKSÜELLERİN ÜSTÜN İNSANLAR OLDUKLARINI GÖSTERMEZ.ONLAR DA AYNI SEN,BEN GİBİ İNSAN!ONLARIN DA İKİ GÖZÜ,BİR BURNU VAR.SADECE TERCİHLERİ FARKLI. ONLAR DEĞİL EZİLMESİ GEREKEN BÖCEK OLAN,SENİN GİBİ DÜŞÜNENLER BİRER BÖCEK!" diye pöyküresim var yüzlerine.

Tüm bu ayrımcılık,onları dışlama çabası yetmezmiş gibi birde derneklerini kapatmaya çalışıyorlar.Seslerini duyurmasınlar isteniyor.Bu çoğunluğun onları dışladığı,zarar vermeye çalıştığı ortamlarda; bir de kendi aralarındaki tek şeyi,bir araya gelebildikleri tek yeri,birbirlerine sığındıkları derneklerini kaptamaya çalışıyorlar ki yalnız kalsınlar.Esas BÖCEKLER kolayca ezsin onları diye.Anlamıyorum ben o kadar dinden imandan bahseden insanların sırf gay diye bir insanı öldürme çabalarını.Hem diyorlar ki her koyun kendi bacağından asılacak,Tanrının verdiği canı kul alamaz.Hem de insanları kendileri yarıgılıyorlar,insanların cinsel yaşamlarına,cinsel tercihlerine,kılık kıyafetine karışıyorlar.Sırf dinden imandan bahedip te böyle yapanlara değil lafım,biliyorum dinle alakası olmayan insanlar da aynısını yapıyor,biliyorum din iman çerçevesinde herkesin kendi hayatı deyip beğenmese de saygı duyup müdahele etmeyenleri de var.Hepsini biliyorum ama bu son grup o kadar kalabalık değil ya gene ona üzülüyorum,sinirleniyorum.

Cinlerim tepeme çıktı yine.Nerden nereye getirdim konuyu.Çok doluyum işte.İnsanların insanlara yaptıkları bu tarz şeyleri görmemezlikten gelemiyorum ben.Muhatapta bulamıyorum sorularıma.Bu ülkenin bir bakanı bile HASTALIKTIR diyor insanların tercihine.Kime nereye sesleniceksin,nereye duyurucaksın sesini?

Son olarak; İNSANIZ HEPİMİZ,HEPİMİZ FARKLIYIZ AMA EŞİTİZ BİZ!

NOT:Yılmaz Özdil'in yazısını okumak isteyenler bu linkten ulaşabilirler.

Benim Kendimle Ufak Bir Sorunum Var,İçimde Patlamaya Hazır Bir Bomba Var!

...
Kızıyordum kaçıyordum köşelerde yaşıyordum
Söyleyecek sözüm çoktu neden sustum ki

Benim kendimle ufak bir sorunum var
İçimde patlamaya hazır bir bomba var

Ben bu gece karar verdim
Kuş olup gökte uçmaya
Sevdiğimi kızdığımı
Dünyaya haykırmaya
Sessizliği bozmaya

Puslu puslu duruyordum uslu uslu yaşıyordum
Açıklarda yüzmenin tam zamanı şimdi
Hep bir sebep buluyordum uzaktan seyrediyordum
Ne varsa tutuklu bende bıraktım gitti
Benim kendimle ufak bir sorunum var
Biriktirdiğim ne varsa şimdi patlar
...

Öyleydim işte.Aynı şarkıdaki gibi köşelere kaçıp,uslu uslu yaşayan biriydim."Seni uzakten sevmek aşkların en güzeliiii..." modunda uzaktan seyretmekle yetiniyordum ki ben de karar verdim.Zor oldu,uzun bir düşünme süresini atlattım ama sonunda karar verdim içimdekileri dışarı atmaya...
Tabi ya... Nolucaktı ki söylesem,öğrense,gözlerimin içine şaşkınlıkla baksa...
Pişman mı olurdum,keşke demekten hoşlanmayan biriyim.Ya keşke dersem?Yok yok keşke demem ben,sevmiyorum ben o kelimeyi.


Çok mu cesurum?Kendime yeticek kadar.Dediğimi yaparım yani,gocunmam.Ama bedeli gerçekten ağır olabilir dediler. Biliyorum dedim.Eğer ben,Oath, bunu içimde tutmaya devam edersem onu içimden atamam.Bir kaç yıl daha onu içimde tutmaya dayanamam.Eğer ben,Oath, gidip konuşmazsam,reddedilmezsem kısaca göt olmazsam vazgeçemem ondan.İçimde salak bir umut taşırım.Yok kendimi biliyorum ben vazgeçmiş modunda dolaşırım ama içimde sürekli ya söyleseydim acaba ne derdi? gibi şeyler beynimde parazitleşir.

Dedim ya karar verdim diye ben kolay kolayda vazgeçmem bu kararımdan.Hem bir arkadaşımda dedi ki:"Git söyle lan! Hem erkekler kendilerine ilan-ı aşk(!)eden kızları unutamazlarmış.O an reddetselerde aklında tutarmış o kızı.Git Söyle!"
Tamam,şimdi dürüst olıyım aklında kalsam fena olmaz tabi ama benim derdim o değil ki.Ben aklımdan siliyim de o aklına kazısın isterse!

Kuş olup gökte uçamam belki de ama yaparım ben bunu.Çok ta uzun tutmadım bu süreyi, bir an önce içimdekini dışarı atmam lazım.Ya yarın ya da önümüzdeki hafta içerisinde bu içimdeki şeyi(!) bir ortak arkadaşa anlatıcam.Esas oğlana da iki üç hafta ben durumu biraz daha netleştirdikten sonra anlatmasını söylicem.

Ben diyorum ki haberlerimi bekleyin.Bu içinde bulunduğum durumu yeni gelişmeler oldukça burda yazmaya devam edeceğim.Son olarak bu olayda gerçekten "Keşke" demek istemiyorum.Ya Batıcam Ya Çıkıcam bunu da biliyorum.Ama batsam da çıksam da ben böyleyim işte.Söylemem gerek ortada kalmamalıyım.Ya dibe batmalıyım ama çamurun içinden çıkmalıyım ya da çıkmalıyım bu kaos ortamından hem de hiç KEŞKE demeden!

Umudun Başladığı Yerdeyim Şimdi,Gerçek Hayat Çok Uzak

Nedense insanlara güvenme konusunda biraz problemli biriyim.Özellikle de erkeklere…Belki de babamın bana yeterince güven vermemesinden kaynaklanıyordur bu,hiç verememiş olmasından.Ben yalnız başımayken ağlarım mesela.Ya da gizli gizli;gözyaşlarımı saklaya saklaya ağlarım.

Ama bu başka…

Onu seviyorum, istiyorum.O’nda ne var derseniz,bilmiyorum…Sanırım duruşu,bakışı,gülüşü cezbediyor beni,uzaklığı,yakınlığı…Adam gibi adam diyorum,bana güven veriyor,ona güvenebilirim diyorum.Sıcacık diyorum,diyorum.

Her zamanki gibi ben severim,karşılığı olmaz,beklerim,umut ederim diye korkuyorum,ki öyle de oluyor yine…Ben korkuyorum.Etrafımdaki insanlara hep cesur imajı verdim.Wen yapar,Wen korkmaz,Wen delidir;korkusuzdur;ona bi’şeycikler olmaz dedirttim hep karşımdakine.Ama kimseye açılamadım ki doğru dürüst,kimse bilmez ne oldu,ne yaşandı,ne hissediyor Wen…Ben hep güçlü durmaya çalışıyorum,hep ayakta kalmaya çalışıyorum,olmuyor,artık olmuyor.

Onu seviyorum.Böyle kolay söylenmiyor bu,yazıldığı gibi değil,okunduğu gibi hiç değil.Onu seviyorum,ama bunu kendime bile aylarca işkence çektikten sonra itiraf edebiliyorum.Korkuyorum.Bağlanmaktan,sevmekten,yine unutamamaktan korkuyorum.Sevilmemekten deli gibi korkuyorum.Yaklaşan bir ölümü bekler gibi bekliyorum onun beni sevmediğini duyacağım anı.Kulaklarım duysun,kabullensin artık diye bekliyorum;bu bekleyiş sırasında da korkuyorum sessizce…

Neden beni sevmesin diyorum,vazgeçiyorum.Neden sevsin beni?Neden onca kişi arasında ben göze batayım?Hadi battım,neden ben?Neden,neden?Neyim var benim,neyim farklı,neyim çekici benim?Neden ben?

Korkuyorum yeniden.Korkuyorum hıçkırıklarla,sessizce korkuyorum…

O beni sevmiyor,biliyorum.

Korkuyorum ben…

Vazgeçmek mi?

Vazgeçmek...Biraz garip bir kelime değil mi? Bileşik bir kelime mi? Eğer öyleyse "vaz" ne demek? Ya "geçmek" nerden,nereye geçiş bu?

Bazen bazı şeylerden vazgeçeriz ya bugün bunu merak ettim.Neden vazgeçiyoruz? Madem vazgeçiyoruz peki neden bağlanıyoruz ona,neden bir ilişki oluşuyor aramızda?

Bu kadar kolay mı vazgeçmek diye sordum kendime.Hep kolay vazgeçerim diyorum çünkü.Öylede yaparım zaten "vazgeçtim ben ondan" dediğim anda ilgimi keserim ona,bakmam,konuşmam.Ama içimde genede bir şey hissederim,bir bağlantı vardır sanki onla,o bağlantının uçları kopmaz hissederim içimde.Gizlice isterim onu geri.İçimden bir ses "istiyorum onu" der.Ya dudaklarım onlar vazgeçmiş dememiş miydim? Evet sadece o ince bağlantının uçlarıdır beni ona bağlamaya devam eden.Sıkıca sarılırım onlara,bazen koparmak için bazen de orda tutunsunlar devam etsinler diye
Vazgeçiyorum ya sonra,sonra ne mi yapıyorum? Dedim ya bazen o bağlantıyı tutmaya çalışıyorum diye.Eğer o bağlantıyı sıkıca bağlamışsam oraya,küçük bir umut geçerse avuçlarıma sıkı sıkı tutunuyorum ona.Geri dönüyorum bir nevi ona,kendime,belki de birçok şeye.
Sonra hikaye başa dönüyor elbette.Ben gene üzülüyorum,kırılıyorum,vazgeçmek istiyorum ve gene BİR ANDA vazgeçiyorum.
Ya sonra,sonrasında hiç birşey yok,elimde avucumda hiç bir şey yok.Keşke diyorum sonra farkediyorum keşke diye birşey de yok...



Honour is not Virginity

Evlenilecek kızlar var,

Eğlenilecek kızlar var

Kim bu bize sormadan adımızı koyup sınıf sınıf ayıranlar?

Bu şarkıyla başlamak istedim yazıma.Oath’la da çok konuştuğumuz bu konuyu ele almamda beni iten gücü yazayım şimdi…



Televizyon hayatımızın bir parçası oldu artık.Şahsen ben bir TV manyağı olarak neredeyse bütün dizileri,programları takip ediyorum.Çok sevdiğim bir program var,her hafta düzenli olarak izlerim.Muhtemelen biliyorsunuz ama isim vermeyeyim şimdi

Ben yine oturmuş –am göt dağılmış halde- o programdan bir oyunu(tiyatro oyununu) izlerken,evlenilecek-eğlenilecek kız olayına girmesinler mi…Tabi ben ve sevgili annem kulakları diktik hemen.Hani bir espride geçecek gibi değiller,uzattıkça uzattılar bu olayı.Ben tabii yine en masum ve pozitif düşüncelerimle sonunu tatlıya bağlayacaklar diye düşünüyorum.Ama sonuç felaket!Annemle bakakaldık.Bekaret namus ölçütü sayılıyor gözlerimizin önünde ve herkes çok beğeniyor.Eğlenilecek kız olmakla suçlanan kız bu durumu kabul etti.İyi ki öyleyim havalarına girdi.”E madem öyleyim hadi gidip bi yerlerde yardıralım” demez mi bi de bu…Erkek zaten ben erkeğim bana her şey yakışır modlarında.

Neyse sonuç olarak izleyiciler çok beğendi,alkışlar falan.Oyuncuların öğretmeni de bayıldı…Hiç böyle değillerdi onlar,hele ki öğretmenleri!Hala seviyorum sizi,ama daha dikkatli davranın.Ne bu böyle!Hiç yakıştıramadım hiiç…

Kim karar verebilir ki buna,ne hakla,hangi sıfatla?Hangi erkek,hangi kadın karşısındakinin kalitesine karar verebilir,hangi ölçüyle!?

Bekaret nasıl bir ölçü sayılabilir?Sorarım size;insan,bir bedenle ruhu nasıl ölçebilir,nasıl tercihlerinden dolayı yargılanabilir bir insan?..

Soruyorum,soruyorum…Cevabı yok biliyorum.İnsan soruyor işte…

Anlamak ya da Anlamamak...İşte Tüm Mesele Bu!

Anlamıyorum arkadaş ben bu erkekleri,hayır anlayan var mı onu da çözebilmiş değilim.Varsa beri gelsin anlatsın işin püf noktalarını.Valla samimi olarak diyorum dinlerim yani ben. Çıkamıyorum işin içinden çünkü.Sanırım sorun bende.
Gerçi biz kadın kısmı erkeğin her hareketinde ima ararız.Adam doğaldır konuşurken bişi der biz deriz "Bana bişi mi ima etti acaba?" Yürürken kafasını çevirir "Bana mı baktı?Bana mı baktı?Evet,evet vallahi baktı"Adam sabah günaydın der "İşte bak o da benden hoşlanıyor ki gülümsedi" Yürü lan ordan! Nereye öyle oldu adamın normal hali lan o! Sana özel sırıtmadı yani öyle süzüm süzüm seni süzesi de yok! Hah ben bunları diyorum ama sanmayın ben böyle değilim.Yapımız bu kardeşim napalım yani?
Her neyse işte bende de o her hareketten bir anlam çıkarma olayı var son günlerde.Hayır bana yaramıyor bu durum kafayı yiyorum,psikopata bağlıyorum.Olacağı varsa adam hakketten öyle anlıyım diye yapsa bile anlayamıyorum bu sefer.Neden? Çünkü ben kafayı bozuyorum bu durumla.Öyle bile olsa " kızım Oath sen bi tarafından uydurup hayal diye görüyorsun.Yok öyle bişi kendine gel! "diyorum.
Bu sefer de öyle bişi oldu.Ben anlatıyorum sizde söyleyin bakiyim ben hayal mi görüyorum,her şeyi işime geldiği gibi mi anlıyorum yoksa (ki tercihim bu bölümden yana ama dürüst olun siz) bu adam benden hoşlanıyor olabilir mi gerçekten?
Şimdi ben bununla gayet yakın mesafedeyim hani aramızda iki karış mesafe var o kadar.Ben gözüne gözüne de bakmıyorum bunun hatta hiç bakmıyorum,çaprazdaki birine bişiler anlatıyorum.Ama oraya ilk geldiğimde orda durduğumda falan bunun baktığını gördüm ben. Yandan gördüm tabi,yüzüne bakmadım ama bir kaç kere baktı yani.(yoksa ben gene yanlış mı anlıyorum lan?)Sonra bir olay oluyor ortam sakinleşiyor diyebiliriz.
Ben:"Noluyor ya? Niye durdu millet,üf neden bekliyoruz, ilerleyin yahu! "
Arkadaş:" Hakkatten noldu orda?"
(Bu şahıs yanımda gibi ya ama bize hitaben de konuşmuyor ortaya konuşuyor modunda. Yanındakine de söyleyebilir ama yanındakine söylese biz duyamayız sessiz bir tiptir çünkü)
Şahıs:"Öf noldu ya? İlerleyin,niye durdunuz?"
Neyse burda olay çözüldü,ben düşük çeneli Oath, konuşmaya devam ediyorum tabi. Çaprazdakine birinden yakınıyorum.
Ben: "Taktı heralde bana.Her taşın altından beni çıkarıyor sanki.Facebook ta yazanları görmüş ya ondan.Sanki ben yazdım,ayağı takılıp düşse benden bilicek valla.İşin kötüsü yazanlar ne yazmış Facebook ta onu da okuyamadım"
Şahıs(Sözde yandakine diyor ama ben gene ortaya alıyorum çünkü sesi yüksek): Dur ben burdan bi' Facebook a giriyim,bi' bakınıyım.Giriyim mi?
Şahısın arkadaşı:Ne istiyosan yap aa bana ne?
Şahıs:Giriyim mi ha?,Giriyim mi?
Şahısın arkadaşı: iyi gir be gir.
Ama ben bu aralarda bunun benim tarafa baktığını görüyorum hafiften,alıcılarımda üst seviyede çalışıyor her hareketten mana çıkarıyorum.
Sonra benim arkadaş gidiyor ben de susuyorum tabi.Biraz uzaklaşıyorum ortamdan ondan sonra birkaç kere daha hissettim gibi ama emin değilim sonrada yandan falan göremeyeceğim bir mesafeye gitmişim.Geri de dönemedim tabi.
Sonuç olarak bu tarz durumlarda doğru teşhisi koymak bir marifet.Sizde bakın bakıyım yazdıklarıma çözümleyin durumu,bakın,anlatın nedir bunun doğrusu.Kısaca ne diyoruz? Anlamak ya da Anlamamak...İşte Tüm Mesele Bu!

Yakala da görelim

Bugün farkına vardım bir şeyin.Hayatımda değişiklikler yapma ve kimseyi takmadan yoluma bakma zamanı geldi.Ben her şeyi içinden çıkılmaz hale getirirken hayat ilerliyor ve benim onun ucundan yakalamak için çok çalışmam gerekiyor.Ben tembelim.Daha da içine giriyorum bataklığın.Farkettim ki artık önce ben varım.Bu hayat benim.

Bir reklam var rastladınız mı bilmem."Karar sizin;gününüzü mü kurtaracaksınız,geleceğinizi mi?"diyor adam oğluna.Şu ana kadar yarın ya ölürsem diyip her günü son gün olarak yaşamak konusunda üstüme yoktu.Ama sanırım insan aynı şeyi her gün düşünüyor ve bu gerçekleşmiyorsa artık yarın ölmeyeceğini bilir hale geliyor.Ben yarın ölmeyeceğim(umarım!).Bu yüzden bugünü kaçırmadan yarını yakalamalıyım.Bunun için de:
-Saçımı kestirdim (yüzümü gözümü değiştireyim biraz canım...)
-1 kilo vermişim.Belki daha da zayıflarım be!
-Kendime bi sevgili yaparım belki!
-Notlarımı düzeltirim.(ahhh ahhhhhh!!!)

Yakışıklı prense gerek yok benim için.Çaresiz değilim ben.Öyleyse ne diyoruz:Wen is back!

Yorgunum Ben

İnsan neden ilk yazısına böyle bir başlık atar ve böyle bir konu işler? Hiç bir fikrim yok belkide üzerimdeki en baskın hissin yorgunluk olmasıdır.

Neyse neden yorgunum ben onu yazmaya başlayım.Malumunuz biz bugün Wendy ile biraz zamparalık yapalım dedik.Önce giyindik,süslendik,makyaj,saç baş derken fıstık gibi olduk açıkçası.Tamam dünya güzeli değiliz ama fena da değiliz hani.

Önce sahile yürüyelim dedik baktık kimsecikler yok bize göre.Aileler oturmurmuş,çocuklar kaykaydan kayıyor falan bir hayal kırıklığına uğradık tabi.Otobüse bindik iskeleye gidelim orası kalabalıktır olmadı otururuz.Otobüste iki kişi vardı,hoş sayılırlardı.Wen'le birbirimize baktık gülümsedik ama pekte tipimiz değildiler zaten hemen başlamayalım dedik.Zaten yanımızda bir arkadaşımız daha vardı o da sağolsun destek değil köstek oldu.Yok bu çirkin yok ben istemem yok ben yapamam yok geri dönme falan.Ona da burdan selam söylüyorum.Herneyse iskelede indik ilerlerken ben durakta bir afet gördüm.Böyle sarı uzun saçlı,beyaz tenli,mavi şapkalı (birde ters takmış şapkayı karizma)işte böyle bol kıyafetler falan yemede yanında yat modunda :p dedim ben temin çok hoş birini gördüm orda sarışın falan.Wen görmemiş öbürü de aman ya diyor.Benim gözüm kaldı çocukta arkadaş dönüp dönüp bakıyorum göz göre göre uzaklaşıyoruz çocuktan.

Oath:Ya geri dönelim lan! Çok tatlıydı valla konuşucam onunla adresini alıcam lan istiyorum geri dönelim!

Wen: Ben yüzünü göremedim.Arkadan gördüm ama istiyosan dönelim.Tamam ya dönelim hadi sen beğendiysen...

Öbürü: Ya yürü ya

Oath:Ya çok tatlıydı ama dönelim ya

Wen: Ya kızım ne sorun çıkarıyon dönelim işte

Öbürü: Yürü ya

Oath(boynu bükük):Tamam ya ama çok tatlıydı be

Neyse biz öbürünü dinledik mal gibi (amma dolmuşum ama napıyım çocukta gözüm kaldı benim) Aptal aptal dolaştık tüm makyaj,saç baş hepsi boşa gitti iyi mi?Bir de üstüne yürümenin verdiği acı kaldı.Neymiş bir daha zamparalık yaparken iyi düşünmek lazımmış kimle yapıcan,nerde yapıcan,kimi dinlicen,kimi dinlemicen...Eee biz bugün beceremedik zampara olmayı umarım bi dahakine şanslı oluruz :D Darısı sizin başınıza ee daha ne diyim bol şanslar!!!

Biz Dostuz

Ben Wen.Nasıl başlasam diye uzun uzun düşündüm...Ve görüldüğü gibi hiç de mantıklı olmayan bir şekilde başlamaya karar verdim.Bu blogda yazarken dürüst olacağım,söz!(dürüstlük pek ilgi alanıma girmese de burada dürüst olacağımdan emin olabilirsiniz) Ve burada her şeyi yazabilirim,her konudan...Ama gelecekteki izleyici kitlemize seslenmesi için çabalayacağım...

Bu bir başlangıç yazısı ve hiç izleyicimizin olmadığını biliyorum ama Oath'dan önce başlamam gerektiğini düşündüm.Henüz bir konu sunmak istemiyorum kendi adıma...Kısa ve saçma bi yazıyla başladığımın farkındayım,umarım Oath daha iyisini yazar:)Ne diyeyim Gelecek'ten Merhaba!!!