Sadece Kendim İçindi Bu

Şimdi hiç yalan söylemiyim çok uyumluyumdur,herkes sever beni,ağzım vardır dilim yoktur gibi.Hiç de öyle değilimdir.Aksine bir çene vardır ki düşman başına.Hiç elalem kırılcak diye de düşünmem pat diye söylerim düşündüğümü.Düşünmeden konuşuyorum demiyorum bakın düşünüyorum,karşıdakinin alıncağını da biliyorum ama söylediğimin doğru olduğunu ve başkalarının bunu söylemeye çekindiğini de biliyorum.
Bazen patavatsızlık derecesine varıyorum.Gıcık olduğum birinin yüzüne seni sevmiyorum
da diyebiliyorum.Başka birine başka şeyler de söylüyorum.Yani sevilcek biri değilim ben.

Bu yüzden sanırım benle muhabbeti olmayan,sadece sabahtan sabaha merhabalaşanlar benim için birşeyler söyleyemezler.Benle konuşmuşluğu olanlar,bu konuşmuşluğa dayanarak beni tanıdığını düşünenler de kesin arkamdan sayıyorlardır küfürleri.Fazla
dobrayımdır ve bu insanları rahatsız eder.Neden bilmem ama insanlar kendileri hakkında kötü eleştiride bulunanları düşmanları ilan ederler.İyi ileştiride bulunaları da "can dostum,canım ciğerim,dalağım,böbreğim".(Hala da anlamam
"böbreğim" nasıl bir sevgi pıtırcığı bir kelimedir).Bu konuyla ilgili Niçe nin bir aforizması vardı.Bulursam yazayım.Her neyse gerçi bunu da kafaya takmam çünkü konuşmuşluğum olan o çerez tiplerin beni "böbrekleri" ilan etmelerine hiç ihtiyacım yok.Hayır ihtiyacım olsa,yoksunluk krizlerine bile girsem istemem gene de.Gelelim benle harbi harbi muhabbeti olan adamlara.Şimdi onlar benim tüm kötü huylarımın farkındadırlar ki zaten manyak gibi her fırsatım olduğunda dile getiririm "kızım bak ben çok bencilim bir kere,fazla dobrayım,biraz çatlağım,kinciyimdir vs vs" diye o yüzden onlar da yüzüme derler.Ama alıngan değilimdir ya mesela sevdiğim bir huyumdur bu.Biri bir şey desin kırılmam da.Zaten kırılmışsan anında derim "höyt be orda dur bakalım" diye.Ama nadirdir bu,belki de zamanında çok fazla kırıldım,kırıldığımı henüz
anlayamayacak yaşlarda.O yüzden anlamıyorum kırıldığımı,belki hafif geliyor bunlar kırılmaya değer mi görmüyorum nedir?o derece de manyak olduğumu düşünmeye başladım. Bu harbi harbi muhabbeti olan arkadaşlar var dedim ya gizemli hatun ayağını oynamıycam çünkü herkesin büyük sırları var,başkarına anlatılmayaca sırlar.
Anlattığında gardının düşeceği ve bir daha toparlanamayacağın sırlar.İşte onlardan o kadar çok var ki bende bazen sadece aptal,yolda giderken seksek çizilmiş yeri gördüğünde zıplaya zıplaya geçen,o çocuklara sırıtan biri olmak istiyorum.

Bazen düşünüyorum da benim gibi olan insanlar neden birbirimize denk gelmiyoruz, birbirlerimiz gardını toplayabiliriz belki.Belki anlatabilirim onlara o sırlarımı. Tutmak istemiyorum ki ben onları daha fazla içimde.Canım yanıyor çünkü. Bi daha asla sahip olamayacağım,sahip olma şansını dahi yitirdiğim şeyler var.Kimsenin görmediği anlarda uzun bir günün ardından yatağıma yattığımda karanlıkta tavana bakarken birden ağlamaya başlamak istemiyorum.Banyoya girdiğimde suyu sonuna kadar açıp sarsıla sarsıla ağlamak istemiyorum.Beni bu kadar güçsüz düşüren şeyleri taşımak enerjimi tüketiyor,güvenimi,inancımı,umutlarımı belki.Bu yüzden merhamet duymuyorum içimde,acıyamıyorum.Her seferinde psikiyatristimle konuşurken kendini nasıl hissediyorsun değişiklik var mı dediğinde koltuğa gömülerek ağlamak istemiyorum.
Düşünüyorum da daha önümde uzun yıllar var ve ben şimdiden çökmüş gibi hissediyorum. Her şey bitince tüm o kahkahalar,ışıklar,hepsi gidince bir boşlukta hissetmek garip bir duygu.Zamanla o duygulardan kurtulacağımı,değişiklikler yaşayacağımı,sırlarımın yükünden kurtulabilirim.Hayır,hayır kurtulabilirim değil kurtulacağım,kurtulmasam bile ne der sanatçılarımın gösteri devam etmek zorunda...

Bunları niye mi yazıyorum.Sadece içimdekileri dökmek için yazıyorum,kendim için yazıyorum.Şu an ki ağlamamı susturmak için yazıyorum.Tekrar gülümsemek için...

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Bana anlat.
katreimatemim@hotmail.com.tr

Yorum Gönder