Alışveriş

Ciddi ciddi hastasıyım alışverişin. Yanımda birileri olsun-olmasın,cebimde şu kadar param olsun gibi dertlerim de yok üstelik. her an elimdekini sonuna kadar harcayabilirim. Bu bahsettiğim her alanda alışveriş tabi.Her türlü şeye para harcayabilirim. Ama şu aralar kıyafetlere takmış durumdayım.Her dışarı çıktığımda mağazalara giriyorum ve çıkamıyorum.

Ama mağazlarda çok uyuz olduğum bazı şeyler var;

1)Mağazada insanın arkasına takılan ve sanki o baktığın kıyafetlerin hepsini almak zorundaymışsın gibi hissettiren görevli kızlar.

Uyuz oluyorum yaa.En azından bir tane al der gibi bakıyorlar,her elimi attığıma "Bu size çok yakışır,bunun rengi de sizi bayaa açtı,bu en çabuk biten ürünlerimizden biri..." gibi bir çok teşvik edici lafla kafamı karıştırıp vicdani bir sorumluluk üslenmeme neden oluyorlar. Tersleyeceğim,ama tersleyemiyorum.O yavru köpek bakışlarıyla yeniden kafamı karıştırıp "Yok yaa...Onun da görevi bu. Hem yazık burda 3-5 kuruşa çalışıyor,öğrenciyim ben de,anlamalıyım halinden" dememe neden oluyor sürtük...Öylece alıveriyorum bir kaç parça bi'şey.Hayır burda acınacak halde olan o mu ben miyim bilemedim...

Gelelim 2.'ye:İnsanı tersleyen,bir şey sorduğunda seni sorduğuna soracağına pişman eden kasiyerler.

Onlara ayrı bir uyuzum. "Bakar mısınız,bunun fiyatı ne acaba?" "Üstünde yazıyor hanımefendi,bakarsanız görüceksiniz..."
Hayır yazsa sormayız herhalde de mi...Ha oldu da gözden kaçırdım...Azarlaman mı lazım ya!Oracıkta saçından tutup o kıyafetlerin arasında boğmak geliyor içimden.Ağız dolusu küfretmek istiyorum sürtüğe.Ama olmuyor. Öylece kalıyorum.Tekrar elbisenin orasına burasına bakıp etiket arıyorum.Oysa orada iyice bi dövmek lazım onu ya...Dövemiyorum işte.O da yazık,saatlerdir kimlerle uğraşıyor kimbilir mantığıyla susup siniyorum.Alışverişin verdiği mutluluk hormonuyla yatışıyorum...

3)Beden!!!

Beden bulamıyorum.Bir şeyi çok beğeniyorum ama beden yok!Offf! O an bütün enerjim sıfırlanıyor işte.Dünya başıma yıkılıyor...
Ha bazen de beden oluyor ama küçük bedenlerdeki gibi güzel durmuyor.O zaman da sinir oluyorum.Şöyle üstüme tam oturacak,hem zayıf gösteren hem açık hem rahat hem de şık bir kıyafet istiyorum çok mu!Bir de üstüne tezgahtar hatun gelip;o elinizdekinin bedeni kalmadı hanfendi bi de şu modele bakın isterseniz demez mi...Bir gün sinir krizi geçireceğim ama,ne zaman...

Ha bir de Kemeraltı'ndaki kotçular gibiler var onlar daha fena...Adamın elinde olsa kolumdan tutup zorla sokucak içeri beni."Sana göre de var apla!!!" Oha! "O kadar mıyım yahu!" diyip oturup ağlayasım geliyordu ama sonradan farkettim ki zaten herkese diyorlarmış bunu.O "da" bağlacını görevi dışında kullanıyorlarmış meğer.

4)Stok...
Bazı mağazalarda bir kez görüp beğendiğin bir şey bir daha asla görememe ihtimalin oluyor.Mesela birkaç gün önce bulduğum ama bedeni olmayan trençkota az önce tekrar gidip baktım ve kalmamış.Çok üzüldüm...Bedeni yoktu ama belki gelir umudum vardı. Şimdi o da yok.
Üstelik vitrinlerde gösterilen şeyleri de asla mağazanın içinde bulamam...Aradığım şeyi zaten bulamam da,en azından vitrindeki katalogdaki ürünleri bulayım değil mi?!

5)Çift etiket.
Ne uyuz şey yahu bu!Bir ürünün üzerinde iki etiket,ya da aynı 2 ürünün üzerlerinde farklı etiketler olması...Bir etiket koyun millet baksın karar versin di mi...Ama yok, alıcının kafasını karıştırmak için midir,gıcıklığına mı yapıyorlar anlamadım ama bir ürünün üzerinde birden fazla etiket olduğu zaman deliriyorum.Zaten etiketi zar zor bulmuşum,bir de siz farklı farklı fiyatlar koyuyorsunuz,alışverişin verdiği mutluluk hormonuyla karışan kafam iyice allak bullak oluyor.

6)O mağazaların aldatıcı ışıkları yok muu...İşte onlara kanıp da ışıl ışıl parladığımı sanıp kıyafet/ayakkabıyı aldığım ve eve gidince "Bu ne lan?!" dediğim öyle çok şey var ki...Bunu itiraf etmiyorum tabi çoğu zaman.Enayi görünmemek için... Ama cidden kendime çok kızdığım oluyor...

7)Bir şey satın alıyorum.Ertesi gün daha ucuzunu,daha güzelini buluyorum ya;o zaman içimde bir şeyler kırılıyor sanki.Yüreğim burkuluyor resmen...O an çok sinirleniyorum.Gerçekten!Yaşadığım acı abarttığım kadar büyük olmasa da sinirim cidden büyük oluyor ve yine kendime kızıyorum.Olan olmuş deyip yola devam etmek gerekirken...


8)Ben,elimde mağazaların içi kıyafet ve ayakkabı dolu poşetlerini taşımayı çok seviyorum!Egomu inanılmaz okşuyor.Annemle ne zaman alışveriş yapsak o torbaları birbirinin içine sokuşturmak konusunda ısrar etse de,ben buna cidden bayılıyorum!O kadar güzel bir duygu ki bu!Pazar-market alışverişi yapmış gibi eşek yükü poşetlerle değil de ünlü mağazaların tüy gibi hafif torbalarıyla salına salına yürümek gibisi var mı yahu...

9)Alışveriş kadınların terapisi gibidir ve erkekler bunu asla anlayamaz ya,işte o çok doğru.%100 işe yarıyor.Biraz paza saçıp bir iki güzel kıyafet ve ayakkabıyla, üstüne bir kaç takıyla insan feci rahatlıyor!Ha,psikologlar bundan daha ucuza geliyor belki ama,gardrobunuzu açtığınızda bir psikoloğun size kazandırdıklarını göremezsiniz;)

Ve alışveriş muhabbetiyle ilgili yazacak çok şeyim olsa da sizi daha fazla sıkmak istemiyorum:)
Son olarak:
Alışveriş düşkünlüğümüzün ve doyumsuzluğumuzun bu denli yüksek olmasının nedeni her an birbirimizle sidik yarıştırma çabası içinde olmamız aslında.Erkeklerin penis boyu ve araba muhabbeti gibi...

Kızgın mıyım;üzgün müyüm bu duruma?

Hayır!

Sonuçta rekabet iş verimini arttırır değil mi;)

0 yorum:

Yorum Gönder