Ve kocası da biliyor onun bunu bildiğini.
Ama bitirmiyor.4 senedir evliler altı üstü.Adam onu aldatmış,aldatıyor.Ama o vazgeçemiyor.
"Çünkü küçük bir kızı var"
...
Yalan!!Çocuklarını bahane edip olmayacak şeylere katlanan kadınlar;yalan söylüyorsunuz.Burda olay ne çocuk,ne aşk,ne yaşanmışlıklar.Burada olay sizsiniz.Zayıflığınız. Kendi gururunuzu sevgili kocacığınızın sikine takmışsınız, sallandırıyorsunuz. Çünkü korkuyorsunuz.Çünkü özgür değilsiniz.Ekonomik özgürlüğünüz kocanızın elinde.E,başkasının elinde olan şey sizin değildir zaten.
Kocanız çalışıyor ve size para getiriyor.Siz de evde oturup fasülye ıslatıyor, çamaşırları asıp kadın programları izliyorsunuz.Bu;sizin işinize geliyor.Para kazanmanız gerekmiyor,çocuğunuzun sorumluluğu sizin üzerinizde değil.Her şey için ocanızı suçlayabiliyorsunuz ya...Daha ne!Siz de sesinizi çıkarmıyorsunuz.Hatta belki o kadını eçer ve ben boşar korkusuyla iyice siniyorsunuz yerinize.
Ve bekliyorsunuz...Size döneceği ve her şeyin o eski mutlu günlerdeki gibi olacağı günlerin gelmesini bekliyorsunuz.Ağlayarak ayaklarınıza kapanıp af dileyeceği...Tek başınıza dimdik durmaya korkuyorsunuz çünkü."Her şey senin suçun" diyebileceğiniz kocanızdan vazgeçemiyorsunuz.
Mazlum olmak işinize geliyor.Herkes mazlumun yanındadır çünkü.Hele ki bir de sabredip bekliyorsunuz ya,iyice büyüyorsunuz millete karşı.Sizi haklı buluyor herkes. Ve siz kocanızın size göneceği günü beklemeye devam ediyorsunuz.
Ama gelmiyor...Hayat gittikçe ağırlaşan bir yüke dönüşüyor.Artık aynı yatağı bile paylaşmadığınız kocanız gittikçe agrasifleşiyor.Evde kavgasız bir an geçmiyor ve eve uğradığı nadir anlarda kavga çıkarmanız bahanesiyle ceketini alıp geri çıkıyor.

Ona gidiyor.Hatta belki başkalarına...Siz bunu biliyorsunuz ve o da sizin bunu bildiğinizi biliyor.Ama siz hâla vazgeçemiyorsunuz ondan.Gittikçe bu durumu kabullenmiş,hatta sahiplenmişsiniz çünkü.Ve kavga gürültü devam ediyor.Zayıf,zavallı bir hayatta sallanıyorsunuz.
Ve çocuklar büyüyor.Başlarına buyruk gençler oluyorlar.Kavgacı,sinirli;hatta belki madde bağımlısı, hayatta başarısız...Ve size hesap soruyorlar.Babalarına değil,zira onu zaten çıkarmışlar kalplerinden.Size soruyorlar ve "senin için yaptım" diyorsunuz.
İnanmıyorlar.Onlar için yapmadınız ki.Onları düşünseydiniz yapmazdınız zaten.
Size saygı duymadıkları için de suçluyorsunuz onları.Yine "Ben senin içi..." cümleleri...Oysa siz de kendinize saygı duymuyorsunuz.Siz kendinize duyduğunuz saygıyı yıllar önce satmıştınız ya.
Böylece çocuğunuzu suçlamaya başlıyorsunuz."Ben senin için hayatımı verdim,sen neler yapıyorsun..."Artık çocuğunuza yüklenmeye,hayatınızın hatalarını ona yüklemeye, gelecekte sizden vazgeçmesin diye vicdanının içine oturmaya çalışıyorsunuz.
Önceden kocanıza yaptığınız gibi.
Ee?..
Hani her şey yavrunuz içindi?
0 yorum:
Yorum Gönder