Belki de...

Cuma gününden sonra içimdeki hisslerin neredeyse tümü kaybolmuştu.Artık ona eskisi kadar sevgi dolu bir gözle bakmıyordum.O gözle bakmamayı geçmiş,aslında yüzünü bile görmek istemiyordum.Onu gördükçe o günkü devasa cesaretim,kararlılığım ve elimde kırılan küçük umutçuklar geliyordu aklıma.

Bunu uzun uzadıya sürdüremedim ama.Çünkü ne de olsa ben kendimi biliyorum.Ondan tamamen vazgeçmem için başka şeylerin olması gerek,daha büyük bir hayalkırıklığı yaşamalıyım. Ve sessiz sedasız atlatmalıyım tüm olanları.Aylar sonrada aklımda küçük anılar şeklinde kalmalı...

Tüm o negatif duyguların pençesinde gördüm onu tekrar.Ama inadına gülümse taktiğini uyguladım.Ne de olsa ne ona olan sevgimi biliyordu ne de ilan-ı aşk planlarımı. Eski neşeme geri dödüm.Uzun tutmam hüzünlü şeyleri içimde.Daha doğrusu evden çıkarken bırakırım bir kutunun içinde ve eve döndüğümde de unuturum orda olduklarını.Bir de bakmışım ki kutu da yok,kaybolmuş!

Vazgeçmek istedim ondan.Ama bu hafta içerisinde ve daha öncesinde yaşananlar o kadar sık geldi ki aklıma yapamadım.Kendi kendime gelin güvey olmaya başladım.Bu sefer uydurmadığıma da emindim hem.Ben halisinasyon görüyor olabilirdim ya diğer üç arkadaşım? Onlar da mı kafayı bulmuş,aynı hayali görüyorlardı? Bu hafta o kadar çok göz göze geldik,o kadar çok bana bakışlarını hissettim ki ister istemez bir gülümseme yayıldı suratıma."Acaba?" dedim ve gene gülümsedim.Sırf bunlar mı olmuştu, normalde günde iki kere zor karşılaştığım adamla on kez karşılaşmaya başladım.İyice umutlanmaya başlamıştım.



Ve gene cuma...Belki geçen hafta yapamadığımı bu hafta söylerim dedim o umutlu halimle.Ama vazgeçtim sonra çünkü ben her ne kadar onun da beni sevebileceğine inansam da,"o da seviyor,o da seviyor" diye şarkı söyleyip dans etmek istesem de, kabul etmek istemesem de içten içe biliyorum.Bunlar aslında böyle değil.Ben o kadar pempe gözlüklerle izliyorum ki onu.Her hareketi bana böyle hissettiriyor.Çünkü ben mutlu olmak istiyorum,bir erkeğe güvenmek,sessizce ona sarılıp bir film izlemek istiyorum.Hiç konuşmadan sadece sarılarak oturmak istiyorum,güven duygusunun içime doluşunu hissetmek istiyorum.

Ve diyorum ki umarım bu blogu okuyorsundur.Milyarda bir ihtimal dahi olmasa da bu blogu okumanı ve bunları sana yazdığımı bilmeni istiyorum.Pazartesi seni gördüğümde gözlerinde "evet,okudum demek o sensin" ifadesini görmek istiyorum.Ya da boşver okuma bunları,bilme hiç bir şeyi.Ben gene senin için yazayım ama sen gene de bilme en iyisi.

Yağmur,Ben ve Sessiz Küfürler

"Siktir,siktir,siktir...Yok artık ya,yok yani olmaz.Salaklığına doyma sen Oath!Of abicim ya bu nedir ya sıçıyım ben böyle işin içine.Sikicem onu da,yağmurunu da,her bir haltını sikicem..."

Sırtımda eşek ölüsü gibi ağır bir çanta,elimde yeni bitirdiğim yağlı boya tablo yağmurun altında yürürken aklımdan geçen,ağzımdan çıkan cümleler bunlar.Devamı da vardı gerçi ama o kadar detaya girmeme gerek yok.

Ben böyle mırıldana mırıldana ilerlerken ne yöne gittiğimi de şaşırdım.Bir de ona siktiri çekip yürüdüğüm onca yolu geri döndüm.Yağmur durmuyor,devam ediyor tabi yağmaya.Kocaman kocaman damlalar kafama kafama çarpıyor.

"Ders olsun kızım bu sana.Al işte indin buralarda,mal mal ıslanıyosun.Yağmurda zaten kafana dank etsin diye midir nedir kocaman kocaman yağıyor.Ah Oath ah..."

Saçlarım tamamen ıslanmış,ıslanan çantam daha da ağırlaşmış bir halde yürüdüm minibüse bineceğim yere.Yağmurdan korunucak bir yerde yok ki anasını satiim.Kaldım öylece.Islanmış kedi yavrusu gibi duruyorum.Saçlarımdan sular damlıyor,saçlarımı arkaya atarken minibüs geliyor ve ben biniyorum.Çanta ve tablomla sıkış tepiş anca sığıyorum koltuğa.Gayet rahatsız bir yolculuktan sonra evin orda iniyorum ki o da ne?

"Teker teker gelin ama ya... Zaten sıçana döndüm.Bi de evin önü dere olmuş oooh mis"



Sulara bata çıka girdim eve.Ayakkabılarım içi tamamen su doldu tabi bileğimi geçen bir su kütlesine girdim çünkü.Evde de kimse yok aman ne güzel.Kırılmış umut ve hayallerle içi dolu bir torba şeklinde attım kendimi koltuğa.Canım yandı sanki. İçimdeki ona karşı olan hisslerin yağmurla beraber gittiklerini hissettim.Ne mi oldu,işte aynen bunlar oldu:

Aynı otobüse biniyoruz,otobüs kalkmak üzereydi ki son anda bindi.Hiç aklımda öyle bişi yoktu.Arkadaşımla gayet rahat konuşuyorduk,şakalaşıyorduk.Arkadaşım bir sonraki durakta indi.Bende yalnız kaldım otobüs boştu zaten o yüzden yanıma oturan da olmadı yayıla yayıla bir yolculuk geçirdim.

Normalde ben ondan 2-3 durak sonra inerim.Ama onun ineceği durağa yaklaştığımızda kafama nerden estiyse esti ki ben de onunla inmeye karar verdim.Yalnızdı,hem yağmurda yağıyordu beraber yürürdük ve bende o ilan-ı aşkımı yaparım dedim.Romantik bir sahne o an aklımda yoktu ama şimdi düşününce pekte romantik olabilirmiş.Tüm cesaretim bir anda içime doluştu.5 dk içinde tüm cesaretimi toplamış inmiştim otobüsten.Yağmur hızlanmıştı ve ben arkamı döndüm,baktım.İşte o zaman başladım mırıldanmaya.Çünkü o inmemişti!

"Siktir,siktir,siktir...Yok artık ya,yok yani olmaz.Salaklığına doyma sen Oath!Of abicim ya bu nedir ya sıçıyım ben böyle işin içine.Sikicem onu da,yağmurunu da,her bir haltını sikicem..."

Ben tüm cesaretimi toplayım ona ilan-ı aşk etmeye karar vereyim O ise bu kararıma inat her gün indiği durakta inmesin.Bir yere de gitmeyceğini biliyorum be adam!Ne demeye başka yerde inersin? Hayatının monotonluğuna başka durakte inerek mi renk katmak istedin ha? Halbuki sen orda insen ben ne renkler katıcam o ana.Gökkuşağı bir fırça darbesindeki boya kadar renkli olurdu benim yanımda...

O halimle kalakaldım durakta.5 dk durdum yağmurun altında.İliklerime kadar ıslandım. Sonra yürüdüm yürüdüm.O esnada annem aradı birde.Yağmur burda da yağmaya başladı haberin olsun dedi.Biliyorum,sırılsıklam bir şekilde yürüyorum şu an dedim.Kısaca anlattım durumu.Telefonda verilebilecek en güzel cevabı verdi. Güldü ve ardından "SALAK" dedi.

"Ders olsun kızım bu sana.Al işte indin buralarda,mal mal ıslanıyosun.Yağmurda zaten kafana dank etsin diye midir nedir kocaman kocaman yağıyor.Ah Oath ah..."

Böylece bende başladım gülümsemeye.Böylece ısrarla kafama çarpan kocaman yağmur damlaları dank ettirdi kafama.Karşılığı olmadığını bildiğin bir şeyi çok zorluyorsun Oath.Tüm gücünü bir çift göz uğruna harcıyorsun. Aptal şeylere sevinip
"acaba" diye soruyorsun.Farket şunu aslında kalbinde kocaman bir yeri olduğuna inandığın o aslında o kadar da önemli değilmiş senin için.Tekrar aç kanatlarını özgürce uç ve farket şunu o sana değil,sen ona bakmazsın bundan sonra!

Kötü His mi?

Kötüyüm bugün,moralim bozuk.Sabah demiştim ben içimde kötü bir his var diye. Doğruymuş.Nefret ediyorum bunu söylemekten "içimde kötü bir his var" demekten nefret ediyorum hem de son noktasına kadar.O kadar sıkıyor ki canımı yaşam özümü sıkıp damla damla içen birileri varmış gibi hissediyorum.

Bugün de öyle başladı işte.Önce bu his girdi içime.Açtım kapılarımı geri gitsin istedim hatta birilerine de söyledim hani paylaşınca azalan şeylerden biri numarası yaptım kendime.Numaraydı ama,geçmedi geçti gibi yaptı ama ilerki saatlerde acısını çıkardı benden.O kötü his,kötü duyguları paçalarından kaptığı gibi getirdi yanıma, bıraktı koynuma.Kaldım öylece,durdum baktım ve sadece kaldım...



İlerledi saatler,insanlar geldi geçti ben öylece kaldım orada.Neden ben diye sormamayı biliyorum ki asla cevabı olmaz.Sevmem de o soruları zaten.Aklımdan geçen soru cümlesi farklıydı.NASIL? dedim,NE YAPMALIYIM ŞİMDİ dedim ama gerisi,gerisini demedim

Sordum "Nasıl?" dedim ve beynimde yankılandı bu sözcük.Suçum yoktu ki benim. Düşünmemiştim ben bunları,gayet masumcaydı yaptıklarım.Ben öyle düşünüyordum, öyle değilmiş sanırım.Herkes benim gibi bakmıyormuş bana.Bazen arkanızdan konuşulanları duymamak en iyisiymiş.Bazen insanlar size bir şey söylemiyorsa gerisini merak etmemek gerekirmiş.Ya da belki de ben dinlememeliyim,tıkamalıyım kulaklarımı, suçlamamalıyım kendimi.

Peki aklımdan çıkmayan soru cümlelerim...Onlar bir çatlak bulup güneşe ulaşabilirler mi?Konuşmadan uzaklaşabilirler mi aklımdan?Öylece akışına mı bırakmalıyım yoksa birşeyler mi yapmalıyım?Belki de bu durumdan sadece uzaklaşmalıyım.Bırakmalıyım rüzgara kendimi,uçmalıyım uzaklara.

Kıskanç!

Bugün bir kızın dersanedeki öğretmenimi benden kıskandığını farkettim.Bu biraz garip ve gülünç bir durum aslında.Yani hiç aklınıza bir öğretmeninizin sizden kıskanılcağı gelir miydi? Benim gelmezdi,şu zamana kadar aklıma gelmeyen şey başıma geldi.Peki ben ne mi yaptım hiç birşey yapmadım,kıza birşey demedim,hocama tabiki birşey demedim.Sadece eve gelince bir süre "yok artık" diye gülümsedim,hatta güldüm hatta ve hatta annemle beraber güldük.

Hakkatten düşündükçe bir gülümseme yayılıyor yüzüme.Üstelik ben bugün o kızı sadece ikinciye görüyorum.Daha önce gördüysem de ya dikkat etmedim ya da hatırlamıyorum. Belki o da beni bir kaç kere görmüştür sadece,bilemiyorum ama neden böyle bir durum oluştu ona da cevabım yok.Bana gülünç geliyor hala "haha kız beni X hocadan kıskanıyor,yok artık ya" diye düşünüyorum.Komik ya...

Bu kanıya nerden vardım onu da anlatıyım da yazı boşlukta kalmasın.Bu hafta salı günü X hocayla 1e 1 dersim vardı.Dersten çıktım,son derste de X hocayla 1e 1im var diye biliyordum.O zamana kadar biraz test çözdüm.Zil çalınca X hocanın yanına gittim. "Hocam" deyip gülümsedim.Yanında birkaç kız bi de bir çocuk vardı.(bu kızda ordaydı)Bana "Son dersin senle olduğunu emin misin Oath ? Bir başkası da kendisiyle olduğunu iddia ediyor.Bi bakar mısın listeye?" dedi.Bende hemen listeye baktım. Hakikatten son ders benle değilmiş ben son derse aldım sanıp bugüne yani perşembeye almışım.Çok şapşalım bu aralar.Aşık mıyım ne :D Gittim söyledim tabi "Hocam ben yanlış almışım,bugün zannedip perşembeye almışım 1e1 i" Malum kız hemen "neden ? perşembe gelemez misin?" dedi.Bende gelebileceğimi ama bugün olsaydı daha güzel olacağını söylemiştim ona.Tam dönüp gidicektim ki "hocam bana ödev vermediniz,ödev verin hadi" dedim.X hoca da bana baya yüklü bir ödev verdi tabi "çözersin artık bunları" dedi gülümseyerek bende inşallah dedim tabi :D Hoca bana ödev verince malum kızımız dönüp "hocam ona ödev veriyosunuz da bana niye vermiyosunuz?" dedi.X hocada "o kendisi istiyor,siz sormuyosunuz ki" diye cevap verdi.Bende gülümseyerek "ben biraz tembelimde burdan ödev almazsam hiç birşey çözmüyorum ondan" dedim.Laf aramızda aslında gayet de çalışırım.Ama test çözmek içimden gelmiyor işte sadece o konuda biraz tembelim.Başına oturunca çözerim ama başına oturmak mesele işte...

Eh ben bugün elim mahkum gene dersaneye gittim okul çıkışı.Bu aralar şapşallığımın yanı sıra bir de unutkanım.Yaptığım yağlı boya tabloyu yanıma alıcaktım ki hem X hocaya göstericektim hem de eve götürücektim ama olmadı işte gene unuttum.Neden aklım 5 karış havada da ondan.Wen le beraber koştura koştura gittik onun da dişçiyle randevusu vardı.Sağolsun otobüs yüzünden 10 dakika geç girdim derse daha doğrusu anca öyle yetişebildim.Koşturduğum ve nefes nefese kaldımla kaldım yani.Birde yaz günü hasta olmayı beceren biri olarak veremli gibi öksürüyorum.

Gittim ve gördüm ki X hoca bir masaya oturmuş malum kız ve birkaç kişiye bir konuyu anlatmaya başlamış ben gelmeyince.Gittim ve "hocam ben geldim ama geç kaldım" dedim o da "evet,baya geç kaldın Oath" dedi.Malum kız da " bu geçen ki arkadaş değil mi?" dedi.Biz aynı anda evet diye cevap verdik.Kız bana dönüp dersimin ne olduğunu sordu.Bence garip bir soru yanında matematik hocası var,onunla 1e 1e geliyorum ve dersimin ne olduğunu soruyor.Biraz şaşkın bir bakışla matematik tabi deyince."hayır,konunu soruyorum"dedi.Ben gene şaşkın şaşkın soru diye cevap verdim.Napıyım konu anlatmak zorunda mı soru sorucam ben ona.Kız da " o zaman bizde izleyelim" dedi bende "sen bilirsin ama sizin işlediğiniz konudan değil"dedim.Olsun diye cevap verdi.Biz X hocayla başka masaya geçtik.Kızda "hocam bende izliycem dedim siz başka masaya geçiyosunuz,öyle olsun" dedi.Hoca da istiyosa gelebileceğini, dediğini farketmediğini söyledi ama kız tavır yaptı.Bildiğiniz tavır yaptı "ben W hocayla dinlerim dersi,siz gidin zaten" dedi.Komediye bakar mısınız tavır yaptı hem de şakasından da değil bildiğiniz ciddi ciddi tavır yaptı ya :D Sonrada dönüp " Biliyo musun sen en sevdiği öğrencisiymişsin,çok iyiymişsin öyle diyor"dedi.Bende X hocaya dönüp teşekkür ettim.Bizde sorularımı çözmeye başladık tabi sürekli öksürünce de yaz gününde hastalanmamdan falanda bahsettik falan.Kız da arkamızdaki masada Z hocayla oturdu bişiler konuşmaya başladı.



Bir süre sonra Z hoca seslendi "X hoca bak sen bu kızın adını unutuyomuşun, gidiyomuşsun öbür masaya bak üzülüyor kırılıyor demedi deme.Unutma adını da" dedi.X hocada "unutuyomuymuşum neymiş peki adı "dedi.Kızda "N" dedi.Tamam deyip döndük önümüze.Ama arkadaki konuşmaları da ister istemez duyuluyor canım.Biraz sessiz olsunlar madem.Z hoca bu kıza" Sen niye taktın ki bu kıza?" diye sordu.Ben antenler havada tabi duydum bunu.Ama gerisine kulak vermedim,soruyla ilgilendim.Sonlara doğru kız geldi tepemizde dikildi.kitabımın içine burnunu sokmasına az kalmıştı yani :D

Duruma bakar mısınız ya ? bir kız,daha yeni yeni gördüğüm bir kız,bir hocayı benden kıskanıyor :D Höh yani höh... Çok komikti ya hiç aklımın ucundan geçmezdi böyle bir kıskançlık olayında yer alacağım.Tamam hocanı çok seversin de bu nedir yahu bu ne? Saçmaydı,komikti,garipti.Cidden kız takmış olamaz dimi bana :D Hadi bakalım salı günü giderim kesin ben bakalım orda olucak mı kız :D olursa da ne diycek? aman demesin canım istemiyorum vazgeçtim :D

NOT1: Tamam bizim bu olay yukarıdaki karikatürden daha farklı.Bizdeki öğrenci krizi :D Hoca seni benden daha çok seviyormuş! tribi gibi bişey ama bu karikatür hoşuma gitti. Hem başka ne koyabilirdim ki?

NOT2: Hade ben kaçar...

Erkek Dediğin Kısa Saçlı Olmalı (MI)!

Bugün tembelliğinde verdiği gevşemeyle oturuyoruz kızlarla.İşte ben Wen , The Badwolf ve birkaç kişi daha var.Birbirimizi köşeye sıkıştırmak için yarattığımız oyunlar vardır bizim.Bugün de "Perfect Man" oynuyoruz.Herkes perfect man ini anlatıcak ki bizde bu tanımları esas oğlanlarla karşılaştırıcaz yok işte laf sokucaz falan gayet eğlenceli ve salakça bir oyundur ama güzeldir ,iyidir,insanın eline iyi kozlar verir.

"Perfect Man" demişken bu bizim tek oyunumuz değildir,"I Wanna Do Bad Things With You" gibi fantazileri ve yatak odasının o loş ışığını anımsatan güzide oyunlarımız da vardır ki bu oyunlar yüzünden maniackeriss sürekli bize "azdınız mı kızım siz?" demektedir.maniackeriss den bahsetmişken arada bir girip bişiler yazsa iyi olur ama pek meşgul bu aralar beyfendi.Zira Sonisphere Festivali ne bilet almış,tepemde hava atıp durmakta.Ben gidemiyorum ya gündoğdu resmen adama.Ben gidersem iki kişi giderim o da baya kasar o kadar parayı da bayılamam hiç kusura bakmasın.Neyse dağıttım ben konuyu geri döniyim.

Biz bu Perfect Man e kaptırmışız kendimizi.Ben her zaman derim ki uzun saçlı erkeğe zaafım vardır benim.Ha her erkeğe yakışmaz uzun saç bu bir gerçek.Ama uzun saçı görmiyim abi ben,gördüm mü eriyiveriyorum.



A kişisi:"uzun saçlı olmamalı benim perfect man im.tiksiniyorum uzun saçtan,hayır beline kadar olmasını geçtim ensesine kadar bile uzun olmasın,tiksiniyorum ben öyle erkekten"

(biri böyle laf derde ben ve Wen durur mu? yok hayır durmadık başladık tartışmaya)

Wen:"Yok canım o kadar da değil tamam bende beline kadar uzunu sevmem ama ensesinde olanla ne derdin var bence çok yakışıyor.Üstelik erkekler için kadınların bacakları ne kadar tahrik ediciyse benim içinde erkeğin saçları öyledir.tamam uzun olmıycak elini saçına geçirdin mi o kadar uzamıycak iş ama tutmaya da değsin yolabilesin yatakta"

Oath:"Hadi len! Hiçte tiksinç değil bana göre.Bende ensede severim ama beline kadar uzun olunca da ayrı bir severim.Acayip seksi bence abicim.Dolıcaksın saçları eline of ,of ,of değmeyin keyfime lan! Ben kısa saçlı olucam ,yanımdaki adam uzun saçlı olucak süper lan daha ne.Hem tenha bir köşede..."

bu konuşma böyle gidiyor o kadar detaya girmiyim ;)



Kısaca bizim oyun "Perfect Man"den "I Wanna Do Bad Things With You" ya döndü.Ortalık bir karıştı tabi.Üstelik Perfect Man de sıra bana gelmemişti lan.Neler söyliycektim neler...Tamam uzun saça zaafım var ama kısa saça da kötü gözle bakmıyorum.Bazılarına kısa süper oluyor napalım yani?

Şimdi bu yazı nerden geldi,nereye gidiyor belli değil.Yani ne diyormuşuz?Kendi adıma konuşuyorum benim yazım lan bu!
NOTLAR

1-Uzun saç seviyor olsak da kısa saça hayır demiyoruz tabi tersi de geçerli bunun(gene dayanamadım genel yazıyorum)

2-Uzun saçla ilgili fantazilere uzun saçlı elemanların olduğu bir yerde pek girmeyin.Olay ters yerlere gidebilir tabi tam tersi de geçerli ;)

3-Erkekler uzun saça ön yargınız olmasın bakınız benim gibi hatunlar uzun saça eriyip gidebilir.

4-Aklıma gelmişken bir ara dövmelerden ve sürekli değişen saç renklerindende bahsetmeliyim.Onları da pek çekici bulurum.(Bkz:Chester Bennington)

5-Hah... Unutmadan maniackeriss arada girip bişiler karalamalı,burdan duyurulur.

6-Azdıysak azdık lan size ne ? Erkek milleti her bir halttan bahsedip,mini etek giyen hatun gördü mü birbirlerini dürtünce,seviştikleri hatunu "Lan,dün bu hatunu çıtır çıtır siktim var ya önce bac..." diye başlayıp en ince detayına kadar anlatınca bir halt olmuyor da pardon "Aferin Paşama benim" oluyor.Biz bahsettik mi "var ya şunu tenhada bir kıstırsam ben var ya...","Bak bak şu saçlara bak aman vücuda bak of of" yapınca sapık oluyoruz,azmış oluyoruz hatta kimi ne göre orospu oluyoruz ya isyanım var be!Bunu da yazmalıyım bir ara...

7-İlk resimdeki Mikael Åkerfeldt iken , ikinci resimdeki tuomas holopainen dir.Haberiniz ola...

8-Hade ben kaçar...