Ayrılmamız Acıydı Ama Facebook Şifresini Değiştirmesi Daha Acıymış!

"Hala barışırız diye bir umudum vardı ama o da bitti,face şifresini değiştirmiş" diye salya sümük ağlayan bir kız, üzülme diye teselli etmeye çalışanlar ve gözleri faltaşı gibi açılmış bir Oath!
Ben oldum olası anlamadım zaten şu msn, facebook şifresini birbirleriyle paylaşan sevgilileri.Hayır, bu paylaşımın maksadı nedir ki? Ne yani sevgilimin msnine girince extra bir güven mi duyacağım ona karşı?Şifresini verince güvenilir ve aldatmaz adam sınıfına mı girecek ya da ben buna mı inanacağım? Nasıl bir mantıktır yahu bu? Yok, ben sorununun bu insanlarda olduğuna inanıyorum özellikle de bunu zorunluluk gibi düşünen tiplerde...

Sevgili olmak kendine ait bir şey olmaması, her bir bokunu paylaşman anlamına gelmez ki zaten! Nedir bu ya? Özentilik mi? İşin bokunu çıkarmak mı? Yoksa birine acayip bir şekilde bağımlı,bağlı vs olma arzusu mu?Hayır bu şifreleri paylaşma olayı gerçekten güven anlamı geliyorsa bile hiç düşünüyor bu hatunlar? Hayır zaten adam aldatıcak olsa (msnden) söylemez mi manitalarına "ya bebeğim msnimi hacklemişler, biri çıkıpta bişiler derse inanma bak" diye. Yok anacım bu kadın milletinde çeşit çeşit insanlar var.Dur bak sayıyım birkaçını;
1- Şeytana pabucunu ters giydirenler
2- Normal olanlar
3- Extra Extra aptal olanlar
...

Onu da geçtim, tamam ben anlamıyorum nedenini ama diyelim ki verdin face şifreni onunkini de aldın. Bir de ayrıldınız üzerine.Nedir bu salya sümük ağlamak şifre değiştirdi diye? Kadın,ayrıldınız siz! Ne demeye şifresini aynı tutsun, ne diye artık onun hesabına girmeni istesin? Akıl var mantık var! Bir de demiyorlar mı "Ayrılmak değil de bu face şifresini değiştirmesi acıttı canımı" diye! Git saçını başını yol diyor şeytan.Neymiş ayrılmak,artık ona sarılamamak,güvenememek kısacası onu kaybetmek değil de şifresini değiştirmesi acıtıyormuş canlarını.Hay ben sizin canınıza yani

Neyse ben atarlanmaya başladım ve ne zaman atarlanmaya başlasam yazının bokunu çıkarıyorum ve toparlanamıyorum.Sözün özü:
PAYLAŞMAYIN LAN ŞİFRELERİNİZİ,BİR O KALDIYDI DİMİ? SONRA AYRILIP DA BÖYLE APTAL ŞEYLERLE GELMEYİN KARŞIMA.AĞZINIZI YÜZÜNÜZÜ DAĞITASIM GELİYOR!BU APTAL FİKİR DE HEP KADINLARDAN ÇIKIYOR NE HİKMETSE.BU KONUDA ERKEKLERİ DESTEKLİYORUM BURADAN DA SÖYLÜYORUM!

Biz Ayrı Evlerin İnsanlarıyız!!!

Evlenmeden ayrı evde oturmak...Neden buna hep karşı çıkılıyor?Evlenince yapılan şeyler meşru da,evlenmeden olan neden gayrımeşru?

Evlilik ürünü doğan çocuk mesela...O meşru da neden evlenmeden doğan değil?Çünkü evlilik dışı doğan çocuk herkesten yapılmış olabilir,değil mi?Orospudur çünkü o kadın.Pezevenktir o erkek. Severek sevişmek yalnızca evli insanlara mahsustur çünkü. Evlilik cüzdanı olmayan insanlar kendi çocuklarını kucaklarına alamazlar özgürce.Hatta çocuklarını sevmezler bile onlar.Öyle günahkarlardır ki.

Anne-babası evli olmayan çocuklar dışlanmak zorundadır.Terbiyesiz bir aileden yetişmiş olduğundan arkadaşlarının anneleri "sakın o çocukla arkadaşlık yapma" derler çünkü.

Evlilik sonucu doğan çocuğun meşru olduğundan nasıl emin olabiliyorsunuz peki?

Biraz(ne birazı yahu,tamamı öyle...) mahalle karısı mantığı yok mu bu işte?
-Ayyy,aynı evde yaşıyorlarmış.Ne yaptıkları belli değil!..
İşte o an ortaya girip "Belli işte,nesi belli değil?Ayrı eve çıkmışlar,saklamıyorlar ya ne yaptıklarını...Belli,belli de;ayıp değil kardeşim!" diye bağırasım geliyor.

Ayrı evlerde yaşamış,arada buluşup konuşmuş insanların ilişkisi ne derece sağlıklı olabilir?Ya da evlendiklerinde ne derece mutlu olabilirler?Birbirlerini tanımadan,erkek kadının takıntılarını,kadın erkeğin öküzlüklerini görmeden?

Bilemiyorum.

Şu kadarını biliyorum ki bizim ülkemizde bu tip şeyler yanlış,ayıp ve günahtır.Zinadır,suçtur,kakadır ve bi çok bok...

Yapan kiracınızsa evden atmanız,kapıya dayanıp avaz avaz bağırmanız,ağzına sıçmanız gerekmektedir.

Ev sahibinizse çoluğunuzun çocuğunuzun,karınızın-kocanızın ya da artık her kiminiz varsa onun ruh ve ahlak sağlığını korumak için derhal o evden çıkın!

Komşunuzsa dedikodusunu yapın,diğer komşuları derhal kendi safınıza çekin,kafasını sikene kadar rahatsızlık verin,laf sokun,gerekirse ayaklanma çıkarın ve gitmesini sağlayın.

Hiç olmadı bi eylem yapın.Pencerelerine yumurta atın.Sadece mağdurlar,haklılar ve seçkin öğrenci toplulukları yapmıyor ya bu eylemi.Siz de yapın.Amlarına koyun onların.Ağızlarına sıçın.Beyinlerini sikin!!!

Hatta durun,ilk yumurta benden:

Sinir Bozucu Taktikler, Neymiş Sen Kaç ki Erkek Kovalasın! PEH!

*İlk adımı erkekten bekle.

*Telefonu sakın sen isteme, o istemeden de verme.

*Kaç,erkekler kovalamayı sever.

*Erkekler aptal kızlardan hoşlanır,aptal gibi davran.

*Sesin çok çıkmasın,dırdırcı sanarlar,cazgır sanarlar.

*Sen onun yanına gitme,o senin yanına gelsin.

*Erkeği uzun uzun kesme,seni kaşar zanneder.

*Aman cinsellikten bahsetme orospu diye adın çıkar.

*Sakın çıkma teklifini sen etme,gözünde düşersin.

*Hesap gelince sakın kendi yediğini ödemeye kalkma, gücenir ne de olsa erkek.

*İlk sen öpme.

*İlk geceden verme.

*Verdiğinde sakın çok şehvetli olma seni orospu sanar,sümkürür atar.

ULAN, hangi sürtük çıkardıysa bu şeyleri sikiyim onu emi.Nedir bu ya ille karşıdan beklicekmişim ilk adımı.Ooo ona kalırsa 35imde teklif eder bana.İkimizde çürürüz.O zamana kadar da beklemem zaten ben onu.

Neymiş telefonu ben istemicekmişim o isticekmiş.Niye kardeşim telefonu kız isteyince hatlar mı çekmiyor?büyü mü bozuluyor? Geçende söylediydim karışık bir ortamda şunun telefonunu aldım diye beni topa koydular resmen.Neymiş bi kız hiç telefon istermiymiş? Ben telefonu istediysem teklifi de edermişim de artık ilk ben öpermişim de saydılar da saydılar arkadaş! Lan! Bunları yapsam nolur? Bence sorun değil onun öpmesini beklemez onu ilk ben öperim de teklifi de ben ederim.Ne farkeder ha ne farkeder?

En sinir bozucu olanlardan biri hesabı ille erkek ödicekmiş de miş miş.Oldu canım! Bana gelmez öyle şeyler herkes kendi yediğini ödesin. Lan olum sizler manyak mısınız len? Ha bak benim gibi ille kendim ödücem kendikimi diyenleri de zorluyorlar vallahi olmaz diye.Enayi misiniz lan! Bırakın ödeyelim kedni hesabımızı.Hem biz rahat edelim hem siz kazık yemeyin.Karşılıklı güven oluşsun!

Bir de neymiş kaçan kovalanırmış.Roadrunner mıyım lan ben? Niye kaçıyorum hacı? Ben durayım yerimde o da usul usul gelsin.Öyle ulaşılmaz bişi değilim ki ben.Etrafım altın kaplama da değil.Kaçmak istemiyorum ben,kovalanmak istemiyorum.Herşeyi basitçe çözmek istiyorum.Oyun oynamak istemiyorum.

Yıkın artık şu tepedeki aptal maddeleri.Siktirin gitsin! Ha benim öyle "kaşar sanırlar beni" falan diye bir endişem yok çünkü rol kesemiyorum. Aptal davranamıyorum, sesimi kısıp uysal kız olamıyorum.Ne hesabımı ödettiriyorum ne de cinsellikten konu açılınca gözlerimi yere indiriyorum.Kaçmaya çalışmıyorum önce davranan olmaktan da çekinmiyorum.Sadece kafama ne eserse onu yapıyorum.Kalıpların içinde büzülmüyorum. Kendim oluyorum, başkalarının maddelerine göre yaşamıyorum.

İşte bu yüzden de böyle kadınlar yetişsin istiyorum. Kendini sınırlamayan, basma kalıp şeylere takılmayan, kendine güvenen kadınlar, KENDİ GİBİ OLAN KADINLAR!

Paragöz müyüz?Evet...

Çoğu erkekten "Kadınlar çok paragöz.Sadece kalbini dinleyen,gerçekten aşık olduğu için evlenen kadın kaldı mı ki..." sözlerini duyuyorum.Bana bunu söylediklerinde de karşı çıkmıyorum.Doğru. Klasik olacak belki ama aşk karın doyurmuyor kardeşim.

Geçenlerde bir kız ve bir erkek arkadaşımla yürürken aramızda bu konuyu konuştuk.(Durumu özetleyeyim hemen; kızın bir sevgilisi var ve uzun süredir birlikteler.Ciddi düşündüklerini söylüyor.Erkek olan arkadaşım da "onun parası yok nasıl evleneceksin onunla,sen ilerde ondan fazla para kazandığında aranızda sorunlar çıkmayacak mı?" diye soruyor.Buradan yola çıkarak bir tartışma içine giriyoruz.)

X(kız olan arkadaşım:): N'olcak abi,her şey para mı yaa...
Y: Kızım anlamıyosun,benim karım benden çok para kazansa var ya,ben onun ağzını burnunu kırarım.Kompleks yaparım lan...(Her ne kadar öküz bir yaklaşım olsa da haklı,bunu yapan erkekler tanıyorum.)
Ben:Haklı.(tartışmaya pek katılamadım başlarda.Pasiftim...)
X:Niye az kazanıcakmış ki yaa?Onun arkası sağlam bi kere.Fabrikası olan tanıdıkları var onun.
Y:Diyelim fabrika yandı,ya da tanıdığı battı.Ne olacak o zaman?Gelecek umutlarınızı kaynatır yersiniz sofrada artık...
Ben: Kızım aşk bize gelmez.Parası olan aşk yaşasın.

Bu tartışma böyle uzayıp gitti.Kız haklı olduğumuzu biliyor,mantığı bizden yana.Ama kalbine yediremiyor...Tabi biz de çocuğu bırak git diyemiyoruz,kabulleniyoruz...


Ama aslında bu böyle;kadın herhangi bir konuda kendinden düşük mevkideki birine aşık olabilir.Onunla evlenebilir.Aşkları çok büyüktür hatta.Ama bir süre sonra erkek aşağılık kompleksine giriyor.Girmez demeyin,giriyor.Kadınla erkeğin arasına sınıf farkı giriyor.Çünkü onlar ayrı dünyaların insanları...Türk filmlerinden replik verdiğime bakmayın,sonu o filmlerdeki kadar mutlu bitmiyor,bitemiyor çoğu zaman.

Bir de çok çalışıp para kazanmak var.Kadınlar neden çok çalışıp bir şeyler olmaya çalışırlar biliyor musunuz?(tabii ki biliyorsunuz:)Muhtaç yaşamamak için.Bir kadın için özgürlük,yalnızca ekonomik özgürlükle sağlanabilir.Para kazanamayan kadın babasına-kocasına bağla yaşar,onların yaptığı şeylere baş kaldıramaz.Kocasını boşayamaz mesela.Nasıl yaşayacak,çocuklarına nasıl bakacak?Ona muhtaçtır,bu yüzden her şeye göz yumar.Baba evini terk edemez,ne yiyecek,nerede yatacak...


Bu yüzden kadının para kazanması gerekir.Bunu gururunu koruyarak yapmak istiyorsa da daha çok küçükken çalışmaya başlamak zorundadır.Küçük bir kızken ders çalışmak olarak başlar,koca bir kadın olduğunda para kazanmak için çalışmaya kadar sürekli bir tempoyla gider.Bu yüzden kız çocukları daha çalışkandır hatta...

Bu yüzden paraya bu kadar değer veriyoruz biz.Kendi ayaklarımız üzerinde durabilmek için paraya ve hayatımızın zindana dönmemesi için de paralı insanlarla yakınlık kurmaya mecburuz biz.Bu yüzden paragözüz.

Özgürlüğümüz için...

başlıksız...zaten ne denebilir ki?

25 Kasım'da İzmir'de Yapılan Eylemlerden Kareler














Hadi bir günlüğüne kimse kadınlara elini sürmesin;kızlarını dövmesin babalar anneler,karılarını-sevgililerini dövmesin kocaları.Rahat uyusun kadınlar.

Yarına kadar...

Not1:Böyle günlerin her yerde konusulup kimse tarafından hiç bir şey yapılmaması beni oldum olası tiksindirir.Başbakanımızın AK Parti Kadın Kolları toplantısı konuşması sırasında pankart kaldırıp "Kadınlarımız ölüyor,yalnızca 37 sığınağımız var,daha fazla sığınak istiyoruz" diyen kadınlarımız bile güvenlik tarafından dışarı atılıyor ve diğer kadınlar tarafından alkışlanarak protesto ediliyorsa,ne yapılmasını bekliyorum ki zaten...
Bu yüzden önemli gün ve haftaları oldum olası soğuk karşılarım.Kutlarım belki ama,içimde bir uyuzluk her zaman vardır.

Not2:Resimlerdeki kadınların yüzlerindeki izler tamamen makyajla yapılmıştır.

Not3:Gecikmiş bir yazı oldu biliyorum,ama 25 Kasımda blog defterime yazdığım cümleler bunlardı.Geç olsun güç olmasın...

Parfüm İnsanı Seksi Yapar!

Bir parfüm insanı olduğundan daha seksi yapabilir mi? Belki daha güzel? ... Belki de daha çekici? ... Bence yapabilir!

Parfümün böyle bir etkisinin olduğunu düşünmem size saçma gelebilir ama söyleyin hanginiz yanınızdan geçen alımlı bir kadının/erkeğin parfümünü içinize çekip gözlerinizi kapamıyorsunuz? Ya da parfümün kokusunu beğenmeyip burnunuzu kırıştırıyorsunuz? Dürüst olun!

Hadi ama, parfüm reklamlarında neden bu unsur ön plana çıkarılıyor o zaman? Neden kadının parfümünden başı dönmüş bir erkek vardır hep? Neden esas oğlan parfümü sıkar ve ortamdaki tüm kızların bakışları ona döner? Neden parfümü sıkmış hatunun boynunda keşiflere çıkan bir erkek vardır?Neden diye bir ton soru sorabilirim daha.Bu yüzden oyalanmadan kabul edin bunun böyle olduğunu!

Şimdi, bir parfüm bir erkeği daha çekici yapabilir, onunla ilgili sadece "hoş" diye düşünürken o kokuyla birlikte "onu istiyorum!" diyebilirsiniz.Bu yüzdendir ki yanınızdan o adam geçtiğinde eğer parfümde "sağlam"sa gözlerinizi kapatır,yavaş yavaş içinize çekersiniz o kokuyu.Bu yüzdendir ki sonraki 5 saniye içinde gözlerinizin önünden çeşit çeşit şeyler geçer.Ve gene bu yüzdendir ki onu gördüğünüzde artık "hoş"tan daha fazlasını düşünürsünüz... hoş ve seksi, hoş ve karizmatik, hoş ve vahşi, hoş ve...

Kadınlar içinde aynı şey geçerli.Bu yüzden şunu önermek istiyorum.Tamam karşı cinsten biriyle buluşacağınız zaman en sevdiğiniz parfümü sıkıyorsunuz ya da onun favorisini öğrenip onu sıkıyorsunuz peki neden yatağın, yastığın, çarşafın üzerine sıkmıyorsunuz arkadaşım? Belki sıkanınız vardır onlara lafım yok üzerlerine alınmasınlar. Madem bir parfüm insanı bu kadar etkiliyor sık kardeşim çarşafın üzerine! Sevişirken o kokuyu duysun hatun kişi.Gözünde daha bir seksi ol,daha bir karzimatik ol,daha ateşli ol... Bunu istiyorum kardeşim ben! Sevişirken o parfüm kokusunu da duyayım daha bir doruklara çıkayım istiyorum.O esnada değişik ortamlara gitsin zihnim istiyorum.

Kıssadan hisse parfüme önem verin baylar,bayanlar! Parfüm denilen meret insanı vezir de edebilir rezil de. Eğer vezir olmak istiyorsanız yatakta ve ayakta bunun farkına varın bir zahmet!Bakın o parfüm afişlerinde bile hatunlar daha bir seksi bakıyor, herifler daha bir seksi duruyor.Bunlar birer işaret.Anlayıverin o işaretleri!

Dipdipnot: Yukarıdaki parfüm reklamlarına bakıp da "hadi len bunların neresi seksi çağrıştırıyor?" diyeniniz var mı? Yoksa benim içim mi fesat?

Anlaşılmazmışız,peh!

Kadın milletini anlamak zormuş,peh! Kaç kere anlamaya çalıştın ey benim tembel vatandaşım? Hadi iki kere üç kere anlamaya çalıştın diyelim peki ne kadar sürdü bu çaban? 2 gün mü 3 gün mü 1 hafta mı? Bir de diyorlar ki "siz anlaşılmaz olmaya çalışıyorsunuz zaten" tabi tabi çevir kazı yanmasın bebeğim oh mis.

Hayır bazen anlaşılmaz olmaya çalışmıyor muyuz çalışıyoruz orası ayrı tabi de 24 saat anlaşılmaz bir tip değilim ben mesela.Çoğu kadın değil zaten.Sorun bizim anlaşılmaz olmamızda değil ki sorun sizin anlama kıtlığınız ve de kararsızlığınız.

Yarabbim yani sen bana sabır ver bak nasıl da dolmuşum.Ulan hem kız benden hoşlanıp hoşlanmadığını belli etsin diyorsunuz hem de belli edince anlamıyorsunuz.Hem eğer hoşlanıyorsa bana "yavşasın" diyorsunuz yavşayınca da "abi kız bana yavşıyo kesin kaşar" diyorsunuz.Şimdi ben ne yapayım sizi?

Kız sizi reddediyor düşüncelere dalıyorsunuz acaba naz mı yapıyor diye.Ya kız sana istemiyorum demiş bir güzel de reddetmiş hala acaba seviyor mu?Hı seviyor seviyor o kadar ki suratına 5 kardeşi atmak üzere.

Bir de şöyle kararsız ve asıl anlaşılması güç bir grup erkek var ki şuracıkta öldüresim var onları.Şimdi bu türdeki erkek kızı seviyor,kız da onu seviyor ve gayet de belli ediyor bir suratına ilan-ı aşk etmediği kalmış elemanda hala öyle mal mal bekliyor. Amacın ne senin dostum?Önce kız beni sevsin diyorsun sevince de hop öyle kalıyorsun.Şimdi ben miyim anlaşılması zor olan ya? Gayet öküzsün işte sen anlayamıyorsun!

Bir kere beğendiğimiz şeyi ertesi gün yerin dibine sokabiliyormuşuz.Sokarız kardeşim sokarız istediğimizi istediğimiz yere sokarız.Bunda kadının anlaşılmaz olmasının ne payı var bu gayet de ruh durumuyla ilişkili.Dün yerin dibine soktuğumu da bugün göklere çıkartırım nolmuş yani?

Ne var yani bende farkındayım çok siktiriboktan bir yazdım.Ne olmuş ha ne olmuş? Kafam atarlı olamaz mı? bu konudan muzdarip olamaz mıyım ? Ne yani anlaşılmaz olamaz mıyım?

Karaladık işte bi'şeyler...

Millet;saçlarımı kestirdim.Evet,iyi bok yedim.Kuaför olacak adam beni kandırdı.Kendimi çok çıplak hissediyorum yahu.çok kısa oldu bu saç.Ama şimdi...güzele ne yakışmaz di mi:)

Kilo veremiyorum ben.Daha bugün cipsler,çikolatalar...Olmuyor işte,yapamıyorum.İradesizim ben.Yürüyüş yapıyorum benki ama,terazi hep aynı kiloyu gösteriyor.Veremediğim neyse de,almasam bari.

Uf tatlı çekti canım şimdi.Off,lanet olsun götüme göbeğime.

Bu aralar yazı yazmıyorum,doğru.Ama ilham gelmiyor bu aralar.Oysa elimde öyle çok malzeme var ki...Hem yoğunum da.Ama söz yakında telafi edeceğim bu durumu.Eh,azıcık da Oath hanım çizittirsin canım...

Oath'cığım;meydanı sana bırakıyorum.Hadi bakalım...

Orospu

Orospu...Gerçek anlamında kullanıyorum,hakaret olarak değil.

Fahişe!

Ne kadar kolay söyleniyor değil mi.Yolda gördüğümüz bir kadını bile bu şekilde isimlendirebiliyoruz.Yanlış değil belki;o kadın gerçekten orospu belki.Ama ne kolay çıkıyor ağzımızdan "Bak bu kadın kesin orospu.Şu an avlanıyor." cümleleri...

Ne kolay.

Seks işçileri.Hayat kadınları.

Her gece sokağa çıkıp otostop çektiğinizi düşünün şimdi.Hiç görmediğiniz tiplerle anlaşıp arabalarına bindiğinizi,çoğunlukla ya kendine güvenmeyen ezik tipler,ya da psikopatça fantazileri olan hayvanlara bütün gece katlanmak zorunda olduğunuzu düşünün.Bundan çok memnunmuş gibi davranmaya mecbur olduğunuzu,hayatınızda tattığınız en keyifli anlar olduğunu karşınızdakine inandırmak zorunda olduğunuzu düşünün.

Bedeninizi kirli ellere bıraktığınızı,sabah kalktığınızdaki halinizi düşünün.Ruhunuzun bedeninizden ayrıldığını,artık sahip olduğunuz tek özel şeyin ruhunuz olduğunu düşünün.

Sokakta yürürken "Herkese şapur şupur..." cümlelerini her gün duyduğunuzu düşünün.

Gördüğümüz fahişelerin işlerinden çok memnun olduğunu sanmamız öyle davranmalarından;kalın makyaj,seviyesiz konuşmalar,şuh kahkahalar mı,yoksa işimize öyle gelmesi mi bunu bir düşünün.

Orospuluğu methedecek değilim ancak bu kadınların hayatları çok mu olay,yaptıkları iş çok mu zevkli,bir düşünün...

Ben düşündüm de,utanıyorum.Çaresizliklerinden utanıyorum.Bir kadın bu kadar çaresiz olursa yapabileceği tek şeyin bu olmasından utanıyorum.Onlardan,yaptıkları işten değil,dünyadan utanıyorum.

Daha çok gençken bile,çaresiz kaldığı durumlarda sevgilisinin orospusu olan kızlar var.Onlara çalışmayı değil de,YATMAYI öğreten annelerden utanıyorum.

Çok duygusal bir yazı oldu ve belki tüm fahişeleri kapsamıyor bu söylediklerim ama...Ben böyle olanlar için yazdım bu yazıyı...

Hakkımı İstiyorum,Ayıp mı?

Şimdi bu yönetmenlere sitemim var arkadaş.Neden biz kadınları hiç düşünmüyorlar? Neden hep kadın oyuncuları çıplak gösterirken erkek oyuncuları göstermiyorlar da hevesimizi kursağımızda bırakıyorlar?

Tamam ben bir filmi esas elemanı çıplak göreyim diye izlemiyorum.Ama gerek sevişme sahnesi olsun gerek bu sahneden önceki durumlar olsun neden kadın çırılçıplak her şey meydanda gösterilirken erkeğin sırf belden yukarısı gösterilir?Hayır hepsinde aynı arkadaş.Hepsi aynı bencilliği yapıyorlar.

Mesela bende Alexander Skarsgardın bir filmi var.Adam banyoda sen zaten herifin vücudu görüp oy anam oy diyorsun o sırada tam sınıra kadar iniyor kamera sen böyle heyecan içinde ağzının suları akarak biraz daha aşağı, biraz daha aşağı lütfen! yaparken hop kamera orda duruyor.Eee noldu şimdi ben ağzımın sulandığıyla mı kaldım hani benim heyecanımın karşılığı?Nerede kardeşim hakkım olan? Görmek istiyorum ben!

Hayır kimsenin de gıkı çıkmıyor lan!Hiç bir kadın izleyici "ayıp ediyosun kameraman!" demiyor.Ha benim gibi söyleyen oldu mu da diğer kadınlar tarafından pörtlemiş gözlerle baştan aşağı süzülüyorlar.Erkek izleyici kitlesi de duyduysa bu siteminizi obaa adınız "azmış ya da abaza"ya çıkıyor.Hayır,erkeklerin kadınlara "abaza" demesi için kadının gene kendi cinsinden birine " ya kız Ayten,şu Berk de amma taş çocuk ha" demesi yeterli zaten.Bir de erkek oyuncuları da çıplak görmek istediğinizi duymuşlarsa "en azılı abaza" oldunuz ee hadi hayırlı olsun.Yeni adınızla mutlu mesut yaşayın.

Ben fikrimi açıkladığım ve zaten "abaza" olarak anılmaya başlayacağım için rahat rahat söylüyorum hatta çığırıyorum.Benim de hakkım bu! Ben ekranda kendi cinsimi çırılçıplak görüyorsam karşı cinsinkini de görmeliyim.Öyle iki kaslı kol,bir üçgen şekil yeter mi ey kameraman?Bana sadece kollar değil toptan vücut lazım.Ben yanımdaki erkek şahsiyetle eşit haklara sahip değil miyim?Sahibim! o zaman bana da göster hiç öyle uzaklaştırma,bulanıklaştırma,olduğu gibi göster!

Ha böyle bir yazı yazınca teşhirciliğe tam gaz destek veriyorum falan sanılır onu da açıklayayım hiç de desteklemiyorum,hoşlaşmam da.Sonra sokaktaki teşhirci sapıklara bayılıyorum,sokak sokak teşhirci manyak arıyorum sanmayın.Aman aman bir o eksikti:D Yanlış anlayıp,amacına göre cümlelerimi yorumlayıp bir yerlere "Oath teşhircilere destek veriyor" falan yazan olursa ağzını yüzünü dağıtırım şimdiden söylüyorum.Ayrıcanaktan ben dizilerdeki,filmelerdeki görmem gerekeni kısıtlamasınlar diyereketen hakkımı istiyorum o kadar :D

DİP NOT:Zaten gece 00:30 da da anca böyle bir yazı çıkar.

İç Güzellik

"Benim çin dışı önemli değil,yeter ki içi güzel olsun."Hadi len!

Yok öyle bir şey.Çoğu kadın söyler bunu ama ben kesinlikle karşıyım bu düşünceye.Benim için dış güzellik çok önemlidir.Kendim Afrodit miyim,yoo.Ama sonuçta dış güzellik önemli bence.Oath'la da sık sık tartıştığım bu konuyu size de açmak istedim.Kendisi benim zevklerim üzerinden değerlendirildiğinde çok,çok,çok zevksiz biridir.(Aslında bir çok kişinin zevkleriyle uymaz kendisi!Ben onun bu konuda en çok uyuştuğu kişi sayılırım hani.Anlayın artık durumun vehametini:)Sadece dış değil,içi de kütüktür onun hoşlandığı adamların ya,neyse.Oath'cığım dış güzelliğin o kadar da önemli olmadığını savunanlardan.Bu yüzden bu yazıyı okusun,isterse de cevap versin.

Kardeşim içini görmüyorsun ki başta.Dışını beğeniyorsun ki içine sıra gelsin.O zaman bakıyorsun içi çürük mü,yoksa...Yani içini beğenmeden önce dışına bakarım ben.Haa içi boktan ama dışı cilloplara da gelemem.Onlar anca 'one night stand' olabilirler.Ama hem içi hem dışı güzelse...Kaymak:)



Şimdi gelelim dışı çirkin içi harika olanlara.Açık konuşalım.Öyle biriyle beraber olmam için onu zaten tanıyor olmam gerek,ya da şartlar gereği tanışmam gerek.Tanıdıkça öyle seveceğim ki onu,içi öyle güzel olacak ki,dışının hiç bir önemi kalmayacak.Ancak öyle olur.Yoksa ben dışını beğenmeden gidip biriyle neden tanışayım ki,neden onu tanımaya,öğrenmeye,sevgili olmaya çalışayım?Mantıksız.Kaçınız bunu yapıyor?Ya da içi dışı iç güveysinden hallice olan biri neden benim ilgimi çeksin?

Bu konu polemikli bir konu.Bu devirde kol çantası alır gibi,içini hiç önemsemeden sadece dışı yanıma yakışsın yeter mantığıyla kaç kız-kadın sevgili yapıyor,kendisine köpek gibi davranan ya da kendisiyle hiç ortak yönü olmayan adamlara katlanıyor! Kaç erkek sırf arkadaşlarına hava atmak için taş gibi kızlarla çıkıyor.Kim takıyor artık iç güzelliği?(Ya da yalnızca iç güzelliği diyelim)Çok az insan.Ha bir de çok çekmiş olanlar var.Ben yakışıklısından çirkininden,her türlüsünden çok çektim.Bana içi güzel olsun yeter,diyen bayanlara da hak vermek gerek şimdi.Onlara bir şey demiyorum.

Bu konuyla ne kadar ilgili bilmiyorm ama Yalanın İcadı diye bir film vardı.Belki izlemişsinizdir.Herkes dürüsttü.Kimse yalan söyleyemiyordu(baş karakter dışında).Orada baş karakterimiz şişman ve basık burunlu bir adamdı.Hoşlandığı kadın da bu nedenle senle evlenirsem çocuklarımın da şişman ve basık burunlu olmasından korkuyorum diyordu.Bu nedenle evlenmiyordu adamla bir türlü.İşte tam o meseleye geliyor bu da.Anneme sık sık kızdığım gibi yani.Ne olurdu zayıf,renkli gözlü biriyle evlenseydin,n'olurdu yani!!!Çocuklarını hiç düşünmemiş bu kadın:)

Erkek Adam

Bugün kadın erkek ayrımına farklı bir pencereden bakmak istiyorum.Belki konsepte aykırı ama...Olsun yazıcam işte.

Şimdi kadın bedenimin içinden,bir erkek olarak bakmaya çalışacağım dünyaya.Hep onlardan empati beklemek olmuyor ama!

Bir erkek olsam;ama adam akıllı(fortcu,sübyancı,sapık,ataerk... değil) bi erkek.Nasıl olurdu?Daha mı kolay olurdu her şey?Belki.Tabii ki.Ama onların hayatı kusursuz mu şimdi?

Önce erkek adam ağlamaz bokundan başlayalım.Ağlar.Ağlamalı.Erkekler ağlamadıklarından böyle psikopatlaşmıyorlar mı.Her şeyi içine atan insan nasıl norml bir hayat sürebilir ki...Bu saçma tabu yüzünden bok gibi olurdu hayatım.Erkekler ağlasın.

Şimdi de erkek adam karısına sözünü geçirir bokuna gelelim.Hadi len!Bizim evde son sözü annem söyler mesela.(muck annecim).Ve her şey daha düzenli olur.Babama kalsa ooo hooo...Kadınlar sesini çıkarsın,erkekler de dinlesin.

Bu da kılıbık adam saçmalığını çıkarıyr ortaya.Karısının,sevgilisinim,kızının sözünü dinleyen adam ne diye kılıbık oluyor.Kimin düşüncesi mantıklıysa o konuşsun kardeşim.Onun dediği olsun."Her konuda da karısına danışır karı kılıklı herif..." diyenlere de kafam girsin.Tabii fikir alış verişi olacak.(haa tabi bazı konularda herkes kendi fikrinii uygulamalı,kararlarını kendisi vermeli ama herkesi ilgilendiren bir konuya bir tek erkeğin/kadının karar vermesi çok saçma canım)Yani bu işin kılıbıklıkla korkaklıkla alakası yok.Erkekler karşı cinsine danışırken nasıl bir damga yiyeceğini düşünmesin.

Erkek Adam'a da baskı vardır.onun da giyim kuşamına karışılır.Parmak arası terik giymesinmiş de,erkek adam küpe takar mıymış da,ağda yapar mıymış;kıllı olmalıymış da...Peh!Kime ne kardeşim.İsteyen istediğini giyer.Sana mı batıyo!Erkekler istediklerini giymekte özgür olsun.

Bir de kadınlarla ilgili yapılan baskı var;'kız kardeşin mini etek giyiyo,annen makyaj yapıyo,karın dekolte yapmış;sen de arkek misin beee...' cinsinden baskılar yani.Korumacı avranır erkek.Ona söz gelmesin diye düşünür (baştaki tanımıma uyanlar tabi.Beş 'R'li kırrromagandalardan bahsetmiyorum burda)Sana değil diğer erkeklere güvenmiyorum olayı var burda.Bacıma karıma söz gelmesin diye evde onlara şunu giyme,bunu giyme,şöyle yapma,böyle durma... derler doğal olarak.Erkeklere etrafındaki kadınlarla ilgili hesap sorulasın artık.

Bir de geçim sıkıntısı var.Çocukluktan beri ördükleri ataerkil sistem doğrultusunda her türlü yükü omuzlarına almaya çalışır erkekler.Para sıkıntımızı çaktırmayayım,patronla aram limoni,belli etmeyeyim,ailemin tüm yükünü taşıyayım...Olmaz ki böyle.Yapmayın beyler.Yükünüzü bizimle paylaşın.Siz bizi düşünüp sorunları sırtlarken bizim de elimiz armut toplamak zorunda değil.

Şimdilik aklıma bu kadar geldi.Erkeklere de bakı yapılmasın.Olay bundan ibaret.size uygulanan baskıyı bize iletmeyin.

Hamdy:D

TABU

*Hani dizilerde sevişme sahnelerinin başını gösterirler de sonra araya başka sahneler girer ya.Sonra da sabah kalktıklarındaki hallerini gösterirler.Abicim niye o sahnelerde adam kemerini çekip fermuarına asılır?Ne kıro bir görüntüdür o yahu!Tamam anladık seviştiniz de neden bunu böyle ifade ediyosun?Ben öyle fermuarına abanmış bir adam görünce direk "Şimdi masaya bırakıcak bir yüzlük,sonra sigarasını tüttürerek dışarı çıkacak" diye düşünüyorum...Hani o sahneden sonra gömleğini de ilikleyen yok mu,var.Ama bu kemer ve fermuar olayı çoğunukta.Genç kesim yapıyor gömlek ilikleme işini(ki tercihim odur,çünkü kesinlikle daha hoş bir hava veriyor.)

*Kadınların en fazla göğüs dekoltesine dikkat çekilir ya.Niye?Bence sırt dekoltesi de en az göğüs dekoltesi kadar tahrik edici bir şey.Ben kadınlardan hoşlanıyor olsam sırt dekoltesinden acayip tahrik olurdum kesin.Bence göğüsten daha seksi.Bence zaten göğsün seksepalitesi,cazibesi de çok açılmadığında.Tamam göğüs dekoltesinin çok açık olması beni rahatsız etmezdi(o da güzel:) ama az dekolte ve altında ne var merakı bende daha çok istek uyandırırdı bence...

*Neden hep erkek kadına açılır?Ben bunun hakkında ayrı bi yazı yazayım en iyisi:)

*Neden biri tecavüze uğradığında ona kirlenmiş derler?(bunu onu ezmek için söyleyenlerden bahsetmiyorum,tecavüz edilmiş demektense öylesinin daha az rencide edici olduğunu düşünenlere söylüyorum)Bence kesinlikle çok aşağılayıcı,küçük düşürücü bir kelime."KİRLİ".Kimse kimseyi kirletemez kardeşim.(Bu yüzden o dizide de en çok Fatmagül'ün abisini seviyorum ya!)
Ha bir de severek ve isteyerek sevişenlere de kirli bu kız diyenler var ki,o apayrı bir konu.Onlara zaten sık sık küfrediyoruz biz.

*Abicim kadın milletinin kuru üstü pilav yiyemeyeceğini,sarmısaktan nefret ettiğini,lahmacuna tiksinerek baktığını kim uydurmuş yaa...Böyle yalan mı olur yahu!Ben kaç tane kadın gördüysem bunlara bayılıyorlar.Bu da tabulaşmış bir yanlış.Kadınların nefret ettiği şey lahmacun değil,sarımsak soğan değil;bunları yiyip de ağzını çalkalamaya bile tenezzül etmemiş,o kokuyla ortada dolaşan mahluklar.Lahmacunun kokusu güzel de,senin ağzından çıkınca değil be kardeşim diye bağırası geliyor insanın.Bu yüzden "Iyyy soğan mı yedinn!!!" der çoğu kadın.(bir de tikicanlar var ama boşverin şimdi onları.)

*Ayrıca kadınlar her an diyet de yapmaz.Ben şahsen öküz gibi yiyebilme kabiliyetine sahibim.Zaten götü göbeği de saldım.Uff beni üzdünüz şimdi be!

*Neden kadın açmasın diyorsunuz da erkek bakmasın demiyorsunuz?Bakmasın kardeşim.(gerçi baksın.Ama insan gibi baksın.Abaza gençler gibi siki kalkmasın bi kadının bacaklarına bakarken ya.)

*Neden porno yıldızı kadınları bu kadar eleştirirler de;bir kişi de çıkıp erkek oyuncuya "vay teşhirci!Sikini başını açmış elaleme gösteriyor) demez?

*Neden kadınlar sokakta laf atmaz?Örneğin;Offf yavrum göte bak beee!Bigün bize gel de ayrıntılı inceleyelim şu yerküreyi!

*Neden bu kadar uzun yazdım?Hiç böyle yapmazdım ben.Neyse zaten artık kalmadı yazacak bir şey.Yani yazacak şey bitmez de,benim aklıma gelmiyor.Açım da zaten.Ben gidip zıkkımlanayım bari.Aklıma gelirse yine yazarım.Hoşçakalın!!!

Fatmagül'ün Suçu Kadın Olmak!

Yeni başlayan dizilerden Fatmagül,tam adıyla Fatmagülün Suçu Ne? Siz izliyor musunuz bilmiyorum ama ben izliyorum.Bazen izlerken ağlıyorum bile.Her kadın için değil ama bazı kadınlar için de bunun böyle olduğunu biliyorum.Fatmagül'ün yaşadığı travmayı gördükçe,ona zorla "sahip" olup sonra da parayla susturmayı çalışmalarını izledikçe gözleri dolan, "Allah Belanızı Versin!" diyen kadınları biliyorum çünkü ben de diyorum.

Ben bu diziyi izlerken ağlayabiliyorum.Türkiyede tecavüze uğrayan o kadar çok kadın var ki bu diziyle bu yaraya parmak basabilirler diyorum.Bilin bakalım çoğu erkek ne diyor bu diziye? "Fatmagül'ün suçu yok,itiraf ediyorum ben yaptım" diye dalga geçenini mi ararsınız yoksa " Fatmagül'ün suçu ne biliyor musun?Bihter'e benzemesi" diye gülenini mi?Tabi onlar için hiç bir sorun yok.Hatta ekstra keyif veren bir dizi.Ne de olsa tecavüz sahnesi izliyorlar hem de 4 erkeğe 1 kadın...4 hayvana savunmasız bir kadın!

Neden sorun olsun ki onlar için?Onlar tecavüze mi uğruyorlar?Ha uğrayan yok mudur vardır ama ne sıklıkla bir erkek bir kadının ya da bir erkeğin tecavüzüne uğruyor? Ne sıklıkla haberlerde tecavüze uğrayan bir erkeğin olduğunu işitiyoruz?Böyle bir korkuları var mı peki? YOK! Gece isterse 3'te sokaklarda dolaşsın kim laf atabilir?Kim taciz edebilir?Kim bir parka atabilir?Kim? Hiç Kimse!

Biz kadınlar ne durumda peki? Gece 3'ü bırak gece 11 de yalnız başına dolaş sıkıysa. Garanti tacize uğrarsın uğramazsan bir acayip olur zaten!Biz kadınların hepsinde var bu korku.Tecavüze,tacize uğrama korkusu...Bu yüzden erkekler kadar kakara kikiri izleyemiyoruz bu diziyi.Bu yüzden kahkahalarla gülemiyoruz Fatmagül'ün haline.Biliyoruz çünkü Fatmagül tek değil... Biliyoruz çünkü o Fatmagül'ün yerinde kendimizi bulabileceğimizi...



Hem tecavüz edenin hayatı kararmıyor ki.Tecavüz edenlerin kaç tanesi pişman?Kaç tanesinin geleceği yok olmuş? Oysa kadınlar...Bu "leke"yi hayatları boyunca taşıyorlar.Onlar unutmaya çalışsa bile etrafındakiler hatırlıyor ve hatırlatıyor! Zaten kadın da unutamıyor.Nasıl unutsun o an ki direnişini, o an ki çığlıklarını, hissettiği acıyı...Bakın Fatmagül'e "Nasıl yaşayabilirim böyle?" diye haykırmıyor mu? İnsanlar bir garip bakmıyor mu yüzüne? Hele o kaynanası olacak kadın(ki o kadınla aynı cinsten olmaktan utanıyorum!) "yaktı oğlumun başını" diye çığlıkları basmıyor muydu?Ya nişanlısı "kim yaptı söylesene allah'ın cezası" diye hırpalamadı mı Fatmagül'ü? Sanki Fatmagül istemişti böyle olmasını.Sanki her şey onun suçuydu!

Diyeceğim o ki bu ülkede,bu dünyada kadın erkek kadar insan yerine konulmadığı,saygı görmediği sürece bu böyle devam eder.Her şey kadının suçu olur.Tecavüze uğrar,kadın suçludur.Tacize uğrar,kadın suçludur.Dünya yıkılır tahmin edin bakalım kim suçludur? Kim olacak KADIN tabi ki. Tüm yaratıcı özelliğine,kendisini insan yerine koymayan o erkekleri doğuran KADIN!

Estetik


Kadınların estetik manyaklığına değinmmek istiyorum bugün.
Nedir bu çıkgınlık kardeşim!Ha tamam doğal olanlar da yok mu,tabii var.Ama özellikle ünlülerin &90'ı para kazanmaya başlar başlamaz burun ameliyatı,kıç büyültme filan girişiyorlar bedenlerine.Neden bu kadar takıntılıyız biz?

Hayır çok gerekli oldukça problem yok.Ama durduk yere orasıyla burasıyla oynayan,yok şuyum şöyle,yok buyum böyle diye aynanın karşısında bunalıma giren;sonra parayı buldukları an bıçağın altına yatan ne çok kadın var yahu!Şahsen ben,şu yağlarımı aldırsam diye çok düşündüm.Şu yanları şurdan,bacakları burdan...Çocukken dilek perisi gelse de beni zayıflatsa,bi de bana sihirli güçler verse,ben şişmanladıkça da tekrar gelse diye hayal ederdim(aaaah ah,keşke gelse:)Şimdi de şuramı aldırsam,buramı çektirsem hayalleri başladı.Neden abicim,neden ya!

Aslında biliyorum nedenini.Çünkü kadınlarda özgüven yok.Erkeklerde aşırı özgüven(ki artık bu götü kalkıklık derecesine ulaşır oldu),kadınlarda da özgüven eksikliği var.Bu da günümüzün bastırılmış ve kendini erkeğin isteklerine göre biçimlendirmeye çalışan kadınının bir özelliği.Neyse,işi feministliğe vurup yazıyı kaynatmayayım şimdi.

Yani demem o ki;güvenin kendinize bayanlar.Çok zor değil.Kilolarınızdan rahatsızsanız kendiniz vermeyi deneyin bi.Ha incecik olup da yine de trip atıyorsanız ayna karşısında,o zaman takıntılısınız siz.Hem de tam anlamıyla.Bırakın burnunuz hafif güneye baksın,göğüseriniz azıcık küçük kalsın.Belki erkek okuyucularım muhalefet edecek yazıma,belki Oath'cığım "okuyucularımıza çemkirme"diyecek ama,sinir etmeyin beni kızlar!Kendinizi beğendirme çabası çinde rezil etmeyin.Kendinizle barışık olun biraz.Güvenin kendinize.İnanın böyle daha güzelsiniz;)

Çocuk


Sen-ben gibi değil o.Çocuk;belki de bebek.Ama kadın.Hem çocuk,küçücük,hem de kadın-erkek...O küçücük omuzlarda ne ağır,ne kocaman bir yük!

Çocuk pornosu,tecacüz,teşhir,tehdit...Bunlar 20-30 yaşlarındak kadınlar için bile intihar sebebi olurken küçücük çocular nasıl senelerce fuhuşa zorlanarak yaşıyor.Dünyada 2.500.000 kadar çocuk(ki bunların %70'i 12 yaşının altında) kaçırılmış,alıkonulmuş,fuhuşa ve porno oyunculuğuna zorlanmış.Hâla da devam ediyor.Yüzbinlerce insan onlarla birlikte olabilmek için para veriyor,ya da onları kaçırıyor.Onbinlercesi pornolarını çekiyor ve yayınlıyor ve milyonlarcası da izliyor.

Böyle bir sapıklık hangi pisliklerin hoşuna gidiyor,hangi manyak dürtülerle yapılıyor,hangi pezevenklerin içi eriyor o minicik çıplak vücutlara,oluşmamış göğüslere,henüz belli bile olmayan penislere!Nasıl zevk alır bir insan(ki insan olan alamaz da zaten) kendi vücudunun yarısı kadar vücutları nasırlı elleriyle avuçlamaktan.

Midem bulanıyor,sinirlerim allak bullak oluyor düşündükçe.Tecavüze uğrayan kadınlar,sevdiği erkeğin kollarındayken videosu çekilip internete atılan genç kızlar...Tüm bunlar bile bir küük çocuğun ellenmişliği kadar iğrenç,o kadar aşağılık değil.Ben dahil tanıdığım bir çok kadın küçük yaşta(çok küçük) kocaman ellere maruz kalmış.Bilmediğimiz neler var daha?

Gözlerim yaşarmıştı o haberi izlediğimde,hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.17 aylık bir bebeğe tecavüz ediliyor,annesi buna seyirci kalıyor(hatta yataklık ediyor).Yetkililerden açıklama geliyor;"Basına yansıtmayın,o daha çocuk,nasılsa unutur."

Bir anne nasıl izin verir buna?
Yetkililer nasıl böyle bir açıklama yapıyor?
O pislik herif nasıl şu anda elini kolunu sallayarak geziyor sokaklarda?
Biz yataklarımızda uyurken sokaklarda neler oluyor?
...

Tarihi Değiştiren Sürtükler!

Erkekler her zaman kadınlara pabuç bırakmaktan,kendilerine kılıbık denmesinden korkmuştur.Kadınların onların hayatındaki etkisinin bir kısmını kabullenseler de (ki çoğu asla kabul etmez) onlatın gücünü tam olarak kabullenmezler.Oysa her erkeği yönlendiren bir(ya da daha fazla) kadın vardır.

Ama kedini kabullendiren,gücünü kabul ettiren kadınlar oldukça az.Oysa bu azınlık gerçekten önemli.Dünyaya adını duyurmasa da hepsi,hayattaki rolleri asla küçümsenemez.

Ben şimdi dünyaya adını duyurmuş olanlardan bahsetmek istiyorum;
Hürrem Sultan;Osmanlı tarihini tümüyle değiştiren,tarihte bir Osmanlı padişahı ile evlenen yegane cariye.(Hiç bir tarihçi bu kadını sevmez.)

Tarih boyunca ondan hep "acımasız,şirret,yılan,Rus çıyanı..." diye bahsettiler.Tutkuları,ihtirasları,korkuları olan aşık bir anne olduğundan kimse söz etmedi.

Anne Boleyn;Fransız fahişesi,Kralın metresi,kraliyet orospusu...Kraliçe Aragonlu Katherine'in(onu da çok severim,tarih sahnesindeki pamuk ipliğine sıkıca yapışmıştı o da...) yerini kapan şıllık.

Safiye Sultan,Mary Stuart,Kraliçe Elizabeth ve daha neler neler...Bu kadınlar ve daha onlarcası herkese kulaklarını,gözlerini tıkayıp sadece hedeflerine yürüdüler.Kadınlar yapmaz-yapamaz denilen tabuları yıktılar.Karşılığında ise damgalandılar.Kimse onlardan hoşlanmadı.Kadınlar tarafından kıskanıldılar,dedikoduları dillerde dolaştı,erkekler kendilerine yediremedi bir kadının galibiyetini...Hadi erkekleri geçiyorum ama kadınlar!Düşman oldular onlara.Yakın o fahişeyi diye Anne'i;Moskof çıyanını sallandırın diye de Hürremi yok etmeye çalıştılar.Oysa hayatta bir şeyleri başarmış,dünyaya karşı bir zaferi olan kadınlara ben sadece hayran olabiliyorum.Neden düşman olayım?

Belki de bu kadınlar tarihi kötü yönde değiştirdile,bunu kimse bilemez.Ama kattıkları şeyler neden düşünülmüyor?Azimleriyle imkansızları kırdılar;şimdi bir takdiri hak ediyorlar bence.En azından günümüzde yapamaz mıyız bunu,takdir edemez miyiz onları?

Şimdi saçmalama be kadın diyebilirsiniz.Ama okumak,öğrenmek isteyenleriniz çıkacaktır,eminim.Öyleyse buyurun;

Kraliyet Entrikaları Serisi(Boleyn Kızı'yla başlar)
Yazarı:Philippa Gregory

Moskoff Cariye Hürrem(ve onun devamı niteliğinde çıkmakta olan kitaplar)
Yazarı:Demet Altınyeleklioğlu

Safiye(bu kitap bir seriye mi ait bilmiyorum)
Yazarı:Turhan Tan
(Bu kadının hikayesini Safiye Sultan adlı,yazarı Ann Chamberlin olan kitapta da bulabilirsiniz.)

Eh belki ben de iki kişinin fikirlerini değiştirir,olgunlaştırırım da adım kendi tarihimde şan bulur...

Görüşmek üzere,
Tilkiniz Wen.

Sevgili Tilkiniz Tekrar Dükkanda!

Merhaba,ben -tilkiniz Wen- yeniden bizim kürkçüye döndüm.Kendimi tanıtmaya lüzum görmüyorum,beni tanıyorsunuzdur zaten.

Sizin de bildiğiniz gibi uzun zamandır yoktum.Ama boş durmadım.Zaten blog dışında da yazan ben,yazın yazdığım yazıları yazmayı düşünüyorum şimdilik.(yani elimde fazlasıyla malzeme var)

Ve;tilkimiz Wen kuyruğunu sallayarak sahneye girer.

Bazı Kadınlar Evlenerek İntihar Eder!

Evlenmenin de bir intihar şekli olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?Muhtemelen düşünmemişsinizdir.Ülkede bu şekilde intihar eden kadın sayısının çokluğu düşünülünce neden düşünmediniz diye merak ediyorum.Yok yok paylamıyorum sizi çünkü ben de daha önce düşünmemiştim.Bir melankoli anında esti kafama ve oha dedim.Neyse, belki de gazetelerde "Evlenerek İntihar Ettiler! 18.554.024 Ölü!" gibi manşetlere denk gelmemiş olabilirsiniz."Böyle bir haber mi vardı lan!" demeyin çünkü ben de denk gelmedim.Ha zaten böyle bir durumu koca ülkede kimse de haber yapmaz.Bu sadece kadınlaraa özgü bir intihar biçimi çünkü.Zaten intihar eden herkesin kalbinin durması,ciğerlerinin havasız kalması gerekmez.Her intihar eden de fiziksel olarak ölmez değil mi?

Ülke de bu sayı yüksek aslında,baya baya yüksek.Şimdi size istatistik sonuçları falan vereceğimi sanıyorsanız peşin peşin söyliyim yanıldınız.Hayır,böyle bir araştırma yapılmışsa -zannetmiyorum ya neyse- ben bilmiyorum ki link verme olasılığımı düşünenler de yanıldılar.Ki ben ne neden sizi yanıltma derdine düştüm onu da bilmiyorum ve konuyu habire dağıtıyorum.Kısaca verebileceğim tek örnekleri "bi bakınıverin çevrenize"diyerek verebilirim.Biraz bakının,düşünün 5 dk sonra okumaya devam edersiniz..




Düşünmediniz dimi? Ee ben olsam ben de düşünmeden okumaya devam ederdim.Rahat olun,kızmadım.Çok uzatabileceğim bir konu olmasına rağmen kısa kesmeyi düşünüyorum.Sonuç olarak "bazı" kadınlar evliliği, "bazı" durumlardan kaçış olarak görürler.Bu yüzden evlenirler.Muhtemelen bir erkekten - bu abisi,babası olabilir hatta bazen annesinin eziyetinden bile olabilir- kaçmak,kurtulmak için başka bir erkeğe sığınma yoludur.Ki farkındaysanız daha önce de demiştim bu kadınlara özgü bir intihar çeşididir.Erkekler kurtulmak için evlenmezler hem de hiç bir zaman!Yani kadının bu kadar ezildiği bir ülkede,bir dönemde o kadar çok sebep olabilir ki...Hayalgücümüzün sınırları aşan bir şeyler!

Belki de anlatmak istediğim sadece kadının bir ezilme,sindirme yolu da budur demenin yanı sıra evlilik bazılarının zannettiği gibi her zaman masum,toz pembe hayaller üzerine kurulmadığıdır.

Soyun Bakalım Altından Neler Çıkacak?

20 yaşında olup da altında jeepleri olan türbanlı hatunları ne kadar sıklıkla görüyorsunuz bilmiyorum ama ben baya sık görüyorum.Açıkcası 20 yaşında olup da başı açık hatunu da jeep ile bir arada görmedim.Bununla ilgili de bir teorim var.Bunlar başlarını kapayıp bacaklarını açıyorlar birilerine.Şu an ki iktidar partisi ile kara sinek gibi çoğaldılar bi de başımıza.Bunu da diyorum lan bunlar "dindar" değil "dinci".HAYIR,ben daha dindarım onlardan.Neyse dağıttım konuyu kısacası başka mümkünatı yok kardeşim. Benim bir aylık makyajımı 1 günde sür,kafan kapalı olsun,altında da 4x4 olsun.Nası ya?Hani dikkat çekmicektin,o makyaj ne lan o zaman? O dar pantolon ne am-göt ayrı yerden fışkırıyor.Açıkla şimdi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Ha bu teoriminde tamamen arkasında duruyorum.Ahanda bugün bir tanesini gördüm hatun benim teorimi desteklemek için gelmiş sanki ortama.Malumunuz biz kuafördeyiz komple ağdadan çıktım oturuyorum,birini daha bekliyorum derken.Hoop bu hatun girdi içeri.Kapıdan içeri girerken üstünde olanlar pantolon,şu uzun kıçı örten gömlekler üzerinde de siyah türbanı.Zaten "ıyy türbanlı" modunda bir insan değilim bu teorimi de yukarda bahsettiğim kocaman gruba dayandırıyorum,dikkatimi de öyle acayip çekmedi zaten.Onun da bir burnu iki gözü var niye çeksin ki dikkatimi? Derken hatun bir dökülmeye başladı ki sormayın. Gömleği çıkardı,türbanı çıkardı.Ortadaki görüntüyü anlatıyorum: Düşük bel pantolon,pantolonun iki karış yukarsından başlayan siyah büstiyer külotlar desen meydanda pantolon kapatmamış külodu.Anam dedim temin ki hatun mu lan bu?

Birde canı bişiler çekmiş kuaföredeki birilerini bakkala yollamaya çalışıyor.Kızlarda müşteriler var gidemeyiz deyince hatun oflaya puflaya "aman onu giycem ,bunu örtcem ay pek zor geldi şimdi" diyerekten garip bir havalarda zorla giydirilmiş sanki.Ha "anam/babam zorla kapattırıyor" ile alakası yok bu hatunun belli yani başka amaçlar ile kapanmış.İşte bu gitti döner dönmez de soyundu tabi.(Hayır karı havalar yapcam derken bir de köpeğimin kuyruğuna bastı e mi? Hayvan bir korktu bir sindi saatlerdi gıkı çıkmıyor,korkmaya başladık ailecek)

Ee tamam dedim zaten ben diyorum bunlar kafalarını örtüp bacaklarını açıyorlar diye.Bu yüzden 20 yaşında bunların altında 4x4 varken benim olmaz. Aslında salaklık bizde mi acaba? Normalde de sevişiyosun git bari Akape ile seviş kafana da bişi ört, bir haltta bilmeyip milletin inancına karış al altına son model arabayı! Oh ne ala lan! Biz burda kıçımızı yırtıyoruz okucaz,çalışcaz bir yerlere yükselcez de araba almaya paramız birikir 15 yılda belki diye. Lan benim teyzemin kızını düşünüyorum mesela 17 yıllık falan evliler.(Evet benim annem beni baya geç doğurmuş)Biri müdür diğeri müdür yardımcısı farklı okullarda,kirada evleri var,kendi oturdukları eve kira vermiyorlar.Bu insanların hala arabası yok lan!Bir araba almak istiyorlar ama yetimiyor paraları tamam iki çocukları falan da var ama bu insanlar araba alamıyorsa bu 20 yaşındaki hatunlar nasıl araba,pardon 4x4 alabiliyorlar aklım şaşıyor valla.Neyse benim cinler tepeme çıktı zaten.Hayyam'ın sözleri ile son verip sakinleşmeye çalışıyorum.

Sen sofusun, hep dinden dem vurursun;
Bana da sapik, dinsiz der durursun.
Peki, ben ne gorunuyorsam oyum;
Ya sen? Ne gorunuyorsan o musun?
--Durum budur işte--
sen içmiyorsan içenleri kınama bari
bırak aldatmacayı iki yüzlülükleri
şarap içmem diye övünüyorsun ama
yediğin haltlar yaninda şarap nedir ki..

Bloga Yazar Alınacaktır!

Evet, bloga yazar alımı yapmayı düşünüyorum. Gördüğünüz gibi Wen uzun aralarla yazı yayımladığı için artık 250 Gram da yok. Blogda aktif olacak yazarları yazının altına yorum yapmaya bekliyorum:)
(Hakkatten gazete ilanı gibin oldu.Pek ciddi :D)

Her boku "Aşkına" Yakınan Hatunlar! Kafam Girsin Size!

Şu sıralar aklıma bir hatun tipi takıldı ki sormayın gitsin. Hala nasıl bir fonksiyonları var anlamış değilim, anlamaya çalışıyorum ama anlayamıyorum. Nasıl bir hatun tipinden bahsettiğime gelecek olursak biri ona kötü birşey dediğinde, ne biliyim hep oturduğu yere oturulunca dönüp sevgilisine "Aşkım bana ne dedi bu yaa/Aşkım bak bu napıyo bişi deee..." diye sığınanlardan bahsediyorum.

Küçük çocuklara benzemiyorlar mı allah aşkına? Hadi onlar küçük henüz anlamıyorlar ondan gidip anasına-babasına, sahip olduğu tek insanlara,sığınıyor herhangi bir durumda. Şekeri yere düşünce gidip babasının bacaklarına sarılıp "baba yaa" diye ağlayabiliyor mesela. Komşunun çocuğu oyuncağıyla oynamak istediğinde gidip annesine " anne o benim ,bana ne benim o" diye pöykürüyor. Ama bu hatun tipinin küçük çocuk gibi davranmasının tek bir mantıklı sebebi yok. Ha belki anlamayıp, kafası basmıyor olabilir ki büyük ihtimalle bu olmalı. Ne biliyim hayattaki en güvendiğin ya da sahip olduğun tek kişi 3 aydır sevgilin olan ve sadece 5 aydır tanıdığın bir insan olamaz bence.Hadi oldu diyelim (en kötü ihtimalleri düşünüyorum) ya sen nasıl bir canlısın lan! Ne demeye her otu,boku "aşkım"la başlayan bir cümleyle herife iletiyosun. Böcek ısırıyor, sanarsın ki kıza kezzap atmışlar öyle bir çaresiz bakışla sığınıyor adama. Bu ne bağımlılık bu ne salaklık böyle.Kıçı kaşınsa "aşkım,kaşınıyor ya" diye sızlanıcak az daha.

Böyle birilerini gördüm mü boğazına yapışasım geliyor valla. Kendisi çeyrek insanmış gibi habire birilerine sığın,resmen tasma tak,otur dedi mi otur,sıç dedi mi sıç.Hayır böyle her haltta sevgilisine sızlanan mızmız kızlar da sevgilisinin bulduğu her çözümü(!)uyguluyordur heralde.E tabi sevgili hazretleri öyle buyuruyor.

Hayır kim yetiştiriyor bu kızları böyle ya? Anaaa,son versinler üretimlerine de olsun bitsin. hiç mi bakmıyorlar anacım etraflarına? Yok mu çevrelerinde böyle birşeye sümüklü böcek gibi yapışmayan, bağımlı olmayan biri? Ha birde böyle "aşkım" yapmayan ama bağımlılıkta sınır tanımayıp bunla övünenler var, kendi arkadaşlarımdan biri konuşurken söylemişti gerine gerine. "Abi ben biriyle çıkmaya başladığım zaman birdenbire değişiyorum. Adam ne derse o, hiiç tınlamıyorum başkalarını da. Sevgilimden başkasını gözüm görmüyor. Adam beni süründürse de, sadece o oluyor hayatımda.milleti bırak sizi bile tınlamam ben.Kıçınızı yırtsanız "lan kendine gel" diye yook açamazsınız gözümü. Resmen bağımlısı oluyorum adamın" Birde bunları gülerekten anlatmıyor mu? Valla gözlerim açılmış bakakaldıydım. Böyle ellerim boğazına seğirttiydi de zor tuttuydum kendimi.

Bu tiplerin sevgilisi olan erkeklere de bir diyeceğim var.Lan! Beyinsiz misiniz olum siz? Bu kadar beyinsiz bir kızla berabersiniz? Lan ben utanıyorum o hatunlardan bunlar ne biçim kadın diye.Ha şimdi düşündüm tamamen size bağlı,beyinsiz bir hatun işinize gelip hoşunuza gidiyor olabilir.Ama diyeceğim o ki sizide,o beyinsiz sevgililerinizide(hani şu kadın zekasına,zerafetine,gururuna ve milyon şeye yakışmayan) hiç sevmiyorum lan!Siz benim hiç hoşuma gitmiyorsunuz! Hepinize kafam girsin e mi!

Aldatılmaya Göz Yummak!

Aldatıldığını bile bile o erkekle beraber olmak… Senin yatağından çıkıp bir başka kadının yatağına gittiğini bilmek… Onu öperken başka bir kadının parfümünü duymak… Yüzüne bakarken acaba beni mi yoksa onu mu daha çok seviyor diye düşünmek…

Bunları düşünüyorum ve o kadar korkunç olduklarını fark ediyorum ki… Bunlar başıma gelmediği için rahat bir nefes alıyorum. Şu ana kadar başıma gelmediğine göre ilerde kesin geleceğini de biliyorum. Ama sadece aldatılırım diyorum böyle göz yumamam. Yatağımdan kalkıp başkasının yatağına gitmesini kaldıramam. Bu yüzden böylesini hazmedebilen kadınları anlayamıyorum. Sanki kendilerini küçümsüyorlar, küçültüyorlarmış gibi geliyor. Bu yüzden bu yazı onlara yönelik olacak.

Neden bir kadın buna müsaade etsin diyorum? Köpekler gibi aşığım diyor bazıları. Evet, belli oluyor köpek yerine koyduruyorsunuz kendinizi desem de fayda etmeyeceğini biliyorum. Bakışlarından belli o kadın bunu istiyor. Köpek yerine de konulsa o adam onu “terk etmesin” istiyor.

Neden bir kadın buna müsaade etsin diyorum? Aman, ciddi değiliz ki zaten boş ver herkes eğlencesine bakıyor diyerek gülüyor bazıları da. Bakıyorum acaba gerçekten böyle düşünüp de mi gülüyor yoksa zoraki mi? Hayır gerçekten böyle düşünen biriyse bazı şeyleri hiç düşünmüyor, önemsemiyor o zaman. Kendisini “ucuz” kadın yerine koyuyor (gerçi kime göre neye göre ucuz?) kendisini boş ver herkes kendi hayatını yaşıyor sonuçta ama sağ olsunlar erkeklerimiz tanıdığı bir kadınla tüm kadınları yargıladığı için hepimiz aldatılmayı kabul ederiz sanıyorlar. İkinci kadın olmanın hayallerimiz arasında olduğunu zannedenler var.

Neden bir kadın buna müsaade etsin diyorum? Düşünüyorum, düşünüyorum bir tane bile sebep bulamıyorum! Ne köpek gibi aşık olmayı sebep sayabiliyorum ne de eğlence olmasını sebep sayabiliyorum. Hayır, her ne kadar eğlence bile olsa ben nasıl kabul edebilirim aldatılmayı? Nasıl kabul ederim ikinci bir kadının ilişkimizin içinde olmasını? Temin benimle sevişen adamın başka bir kadının koynundan çıkıp gelmesini kabullenmemi sağlayacak hiçbir sebep yok!

Hayır! Bir kadın bunu kabul etmemeli. Bir kadın kendini bu kadar düşürmemeli! Bir kadın aldatılmamalı, aldatılıyorsa da kendi ayaklarının üzerinde durup buna karşı çıkmalı!

Dokunma Vücuduma!

Geçen gün sözlü tacizden bahsetmiştim. Şimdi sıra fiziksel tacize geldi. Bu sefer tacize uğramamın etkisiyle yazmıyorum bunu. Ha daha önce uğramadım mı uğradım hala da uğruyo muyum? Evet, çünkü hala memeli bir varlığım, bir kadınım!

Öyle bir konu ki bu nerden başlasam anlatmaya karar veremiyorum. Yaşadığım tacizleri mi anlatsam yoksa tanık olduklarımı mı? Duyduklarımdan mı bahsetsem yoksa?

Yaşadıklarımdan bahsetsem o kadar küçük yaşta uğradım ki fiziksel tacizlere; fark ettiğimde korktuğumu hatırlıyorum. Ortaokulda falandım herhalde daha öncesini hatırlamıyorum şimdi. Minibüsteydim üzerimde kalın bir kaban var şöyle kalçalarımı örten cinsten. Yanıma bir adam oturdu elinde bir buket çiçek var.42-45 yaşlarında falandı herhalde. Bense dışarıyı izliyorum. Birden bacağıma değen bir şey hissettim ve cam kenarına kaydım biraz ve kabanımı çektim iyice üstüme. Sonra tekrar hissettim ve baktım. Bacağımda yanımdaki adamın eli ve gittikçe ilerliyor. Elinizi çeker misiniz dedim. Çekti, sonra tekrar ve tekrar oldu bu ta ki adam inene kadar. Resmen titremiş, oturduğum yerde kalakalmıştım. Eve dönünce ilk iş anneme anlatmak olmuştu. Birkaç gün etkisinden çıkamamıştım. Tüm o tacizlerine uğrarken adamın, arkamda oturanlar; adamı görmesine, benim adama çeker misiniz elinizi dediğimi duymalarına rağmen seslerini çıkarmamış, aksine kakara-kikiri muhabbetlerine devam etmişlerdi.

Tanık olduklarıma gelince onlara da küçük yaşta tanık olmaya başladım. Küçükken annemle yürüyüşlere çıkardık yaz tatillerinde ilkokulda falan. Sabah serininde yürürdük. İlerimizde 22-25 yaşlarında bir genç kız vardı biraz gerisinde de 35lerinde bir adam. Derken adam kıza yaklaşmaya başladı ve hoop kızın kalçasına geçirdi elini. Kız bir döndü, bastı tokadı. Adam da hem suçlu hem güçlü havalarında. Bağırıyor “aaa manyak karı” diye. Annem bağırmaya başladı adama. Kız ise yerden aldığı taşları adama fırlatmaya, bense şok durumunda bakıyorum. Daha küçüğüm tabi, bir kıza bakıyorum bir anneme. Kız zırıl zırıl ağlamaya başladı. Kızın yanına gittik. O kızın ağlayışını şu an bile hatırlıyorum.

Tüm bunlar benim en küçük yaşlarda karşılaştığım şeyler. İlkokul, ortaokul çağlarında gördüğüm şeyler. Tahmin edin ben o zamandan bu zamana neler gördüm, nelere tanık oldum. Zaten sırf otobüste, minibüste kadınların başına gelen tacizleri anlatsam sayfalar tutar. Kadınları geç sırf kendi başıma gelenleri anlatsam sayfalar tutar. Otobüste ayaktayken arkadan dayayanları mı ararsınız(fortçu da diyoruz), şöyle elini kolunu bir taraflarınıza sürtüp okşamaya çalışanlar mı dersiniz, otururken bildiğiniz kıçınıza bitişenleri mi ararsınız… Bunları ayrı bir konuda bile anlatabilir, bir sürü tacizci kategorize edebilirim.

İşin kötüsü ben bile her tacize uğradığımda bir korkuyorum. Anında adamın suratına bağıramıyorum. Bir an düşünüyorum içimde. Ben öyle” erkektir yapar, sen kesin kuyruk salladın, sana müstahak bu” şeklinde yetiştirilmedim. Anneme anlattığımda “vursaydın bir tane adama, hadi vuramadıysan bağırsaydın, rezil etseydin adamı millet de kovardı minibüsten onu” diye cevap vermişti. Yani hiçbir zaman biri sana taciz ettiyse kesin sen suçlusundur konumuna düşmedim.

Ama öyle bir korku, baskı ortamı sahip ki ortamda kadınlar haklı olmalarına rağmen ses çıkaramıyor. Kendi vücutlarına, özgüvenlerine, kişiliklerine yapılan saldırıya susuyor, sabrediyor. Sadece bitsin artık diyor. Sabrediyor ama korktuğu için sabrediyor. Alışmış artık, evde kim bilir ne muamele görüyor ki dışarısında artık susuyor. Evde kocası tarafından tecavüze uğrayan bir kadın buna susuyorsa, dışarıdan gelen tacize ne diyecek? Kime anlatacak annesine mi, kaynanasına mı kocasına mı? Hangisi benim annemin verdiği tepkiyi verecek? Kadın da susacak tabi ellendiğinle kalacak, otobüse binmekten korkacak, erkek gördü mü kaçacak delik arayacak.

Diyorum ki ben; kadınlar susmasınlar, savunsunlar kendilerini, vücutlarını. Korkmasınlar konuşmaktan. Ben ilk taciz “deneyimlerimi” yazdım daha sonra bunların çok ama çok kötülerine de uğradım. Onları burada yazmamamın sebebi ne utanmam ne de korkmam. Benim utanacağım hiçbir şey yok çünkü bunda. Bunları anlatıyorum ya istiyorum ki buradan diğer kadınlara da ulaşsın sesim. Onlarda korkmasınlar, utanmasınlar, susup kalmasınlar vücutlarında gezen ellere!

Takalım da Millet Bekaret Görsün!

Düğünleri severim ben(Oathla yazdığımız yazıyı okuduysanız biliyorsunuzdur zaten:)Şöyle iki göbek,iki halay...Oooh!

Geçenlerde yine bir düğüne gittim.Yine geç kaldığımdan gelin ve damadın salona girişini kaçırmış olsam da "Gelin ve kardeşleri için bilmemne bilmemne" kısmında kızın gelinliğini görebildim.Gelinlik güzel,zarif aslında.Ama o şey...O kırmızı,utanç verici kurdele tam gelinliğin ortasında,kızın incecik belinde durmuş pis pis bana bakıyor...Annem de bir terzi olarak ve hayatının büyük bir kısmını gelinlik dikerek geçirmiş biri olarak aynen böyle düşünmüş olmalı ki hemen "Sen kalk onca emeğin ortasına bu iğrenç şeyi bağla..." diye bir çıkış yaptı.

Evet olayın bu yüzü gerçekten çirkin,estetik olarak bir facia olsa da benim değinmek istediğim yer farklı.

Bir kadın nasıl olur da kendini bu kadar düşürür aklım almıyor yahu.Ne saçma bir gelenektir bu kırmızı kuşak.Bekaretin simgesi,peh!Kime ne senin amından-götünden kızım?Kime neyin hesabını veriyorsun?Madem kocandan başkası için mahrem senin bacaklarının arası,o zaman nasıl olur da hesap verir gibi takarsın kurdeleyi,asarsın balkonuna kanlı çarşafı!Çelişki...

Bu beyaz gelinlik de aslında gelinin temizliğini,masumiyetini temsil eder ama bu artık aldırılan bir gelenek değil.Bu nedenle kırmızı duvağı çıkarmışlar.Sonra şehirlere kadar gelen gelenek kırmızı kuşak olarak biçim değiştirmiş.Ağabeyi ya da babası gelir,3 kez dolar-açar,sonra da düğüm atar,sonra da gerine gerine dolaşır ortalıkta "Bakın benim kızım bakire,kendi ellerimle bağladım kurdeleyi.Kimse sikemez benim kızımı ağalaaarrr!" diye.

Seven erkek küçük düşürmez abicim.Seven erkek utandırmaz.Beylere sesleniyorum;sizin tercihiniz ilk kez dokunacağınız kadına daha önceden kimsenin dokunmamış olduğunu bilmek olabilir.Buna karışmaya hakkım yok(karşı olsam da).Ama bazen emin olamazsınız.Eğer gerçekten böylesine seviyorsanız,eşinize güvenin.Siz güvendikten sonra kimse ağzını açamaz,kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilsiniz(ki kanıtlayamazsınızda.Nitekim benim gittiğim düğünün gelini ve damadı 1 yıldır birlikte yaşıyorlardı.Gel de çık işin içinden;)

Ha olur da "Saçmalama lan ne diyosun,benim karım zaten bakire olacak;herkese de tapu gibi göstericez biz." diyen çıkarsa aranızdan,onlar için yeni,orjinal ve çarpıcı bir fikrim var;bekaret belgesi baskılı davetiyeler...Patentini yakında alır ve hizmetinize sunarım.Şimdiden sıcak paranın kokusunu alır gibiyim.Gelsin paralar$$$

Lazım mı Tatlı Kız?

Lazım lazım götüne sokucam ya onları lazım tabi pezevenk!15 dk öncesinde sözlü tacize uğradım sıcak sıcak yazıyorum buraya.Sinirim tepemde anlayacağınız hayır öyle de dalgın yürüyorum ki bir an farketmedim bana dediğini.Şöyle iki-üç adım attım sonra düştü benim jeton lan noluyor diye.

Hayır kardeşim bir kadın pazarda da mı laf yer birinden?Hani biz kadınlar her sokağa çıktığımızda laf yemek zorundayız da benim mi haberim yok? Erkekleri laf ettikleri yerde tatmin etmemiz mi bizim görevimiz?Ha öyleyse ben yokum!

Hayır kadın milleti de alışmış hergün kendisine laf atılmasına.Gıkını çıkarmıyor.Ha temin ben çıkardım mı çıkarmadım.Ben farkedip de arkamı döndüğümde herif gitmişti bile.Anında farketseydim ben sana acı gelirim,yutamazsın beni derdim göt herife de anında toz olmuş.Hiç gocunmam lafımdan küfrümü de ederim.Hayır ben mi utancam o utansın bana laf attı diye.Ha çok kolay bir şey mi derseniz hiç de kolay değil karşı cevap vermek.

Zaten her ne kadar alışsanız da bir şok oluyorsunuz ilk duyduğunuzda.Sonra o lafa uygun bir cevap vermek için beyin ya ultra hızlı çalışacak ya da küçükten hazırcevap bir hatun olarak yetişmiş olacaksınız.Ben ikinci gruba girerim mesela.Hiç ultra hızlı çalışan bir beynim yoktur gayet normal hızda çalışır benimki hatta arada tekler bile.Ama küçükken hazırcevap biri olarak yetiştim ister istemez.Bir de doğrucu davut olduğumdan insanlarda soğuk suyun altına girmiş etkisi yapabiliyorum.

Ama ama ama dediğim gibi yurdum hatunları kendilerine laf atılınca "aboov ne ara kuyruk salladım ben buna" moduna girip kafasını önüne eğip hızlıca uzaklaşıyor.Düşündüğü şey "bu bana neden laf attı?Ne yaptım da buna sebep oldum?".Hayır "lan göt! Kim oluyor da bu bana laf atıyor?" demiyor.İşte bu da benim cinlerimi tepeme çıkarıyor ulan!

Hayır bir de şu laf atan malukatlarda da laf attıktan sonra 32 diş gösterme hali,"lan sevinmiştir laf attım diye" bakışlarını gördükçe ağızlarına çarpasım geliyor bi tane.Hayır laf atmandan belli kafatasının içinde beyin olmadığı da hay beyinsiz!Bir kadın kendine laf atılmasından nasıl mutlu olur lan!Öyle bir kadın varsa da bizden değildir yani!Aksine zaten kendine bir gıdım güveni olmayan ülkem kadınlarının hepten özgüvenini çökerttin temin!

Şimdi bu böyle gider,bende iyice sinirlenmeye başladım zaten.Son olarak yurdum kadınlarına sesleniyorum! ezdirmeyin kendinizi.Laf atan olursa dönüp "lan şerefsiz!sen git de anana söyle bana dediklerini" deyin.emin olun millet size değil o pezevenge atıcak o pis bakışları.Kim bilir belki birileri "len sen milletin anasına bacısına mı sarkıntılık ediyon?" diye saldırabilir.Ne olursa olsun susmayın,cevap verin,ezilmeyin!

Düğün Teftişindeyiz!

Saat:22.42
Wen:"Keşanlı" eşliğinde başlıyorum yazıya.Şu an Oath ve ben,Bilmem Kim'in düğünündeyiz.Aslında benim çin hakikaten bilmemkim.düğün sahiplerinden çok oynamama rağmen aslında Oath'ın tanıdığı,benimse hiç adını bilmediğim birinin düğünü bu.Halaydan çıktık,küçük bir kağıda döküyoruz kurtlarımızı...

Oath:Ben başlarken yazmaya "orkestra şefi" uyarı yapıyor."Alın len çocuklarınızı kucağınıza"Bunu duyan Wen de bana dönüp "bir kere de şu çocuklar boşaltmıyoruz lan sahneyi,kimsin sen ha kimsin? desinler"diyor.Wen temin halaydan çıktık dedi ya bende detaya ineyim.Temin bir halay çektik ki aklınız hayaliniz durur.Hoplaya zıplaya hemi de.Sahneden indiğimizde ikimizde ter banyosu içindeydik.Baya bir peçete harcadık kurulanmak için...Ve evet Wen düğün sahiplerini bir gıdım tanımıyor,sürükleyip getirdim.Sözde zoraki geldi ama kaynanalardan fazla döktürdü valla...

Wen:Abicim amma takıntılıyız şu kilolarımız konusunda.Roman havasına kalktık oynadık,oyun bitti,yerimize geçerken en az 4-5 kadından "iyi bari,biraz kalori yaktık" cümlesini duydum.Ben söylemedim mi,önce ben söyledim tabi.Ulan sıçayım böyle işe ya,neden güzel olan her yemek göt-göbek oluyor?Yeğenimin sünnetide geliyor,ne giyicem ben şimdi?

Saat:23.00
Oath:Göt-göbek konusuna gelince kilo almışım ben.Patolon sıkı sıkı.Allahtan üstümdeki bol da göbeğim belli olmuyor.Millet nasıl zayıflıyor diyeceğim ama henüz gelmeyen pastanın yolunu gözlüyorum.E nediyim şimdi ben?

Saat:23.20
Oath ve Wen:Lanet pastayı hala bekliyoruz!Takı merasimi de gittiçe uzuoyor,şiştik.
Wen:Yaşasın,pasta yerine dondurma getirdiler.
Oath:Umarım pasta da getirirler.(bokboğaz)

Saat:23.25
Wen:Abi ben sınır tanımıyorum.İlkokul arkadaşımla karşılaştım elalemin düğününde.Kız tuttu kolumdan çevirdi "Sen hatırladın mı beni?" diye.Korktum lan bi an.Sonra tanıttı kendini de rahatladım.

Saat:23.35
SONUNDA ŞİŞKO OLDUĞUMUZ BELGELENDİ!
Wen:Biz dondurmalarımıza gömülmüşken düğün kameramanı(garsonda çakma kameraman) suratımıza yansıttı ışığını,çekti bizi!Bir de röportaş niteliğinde yanımızdakine "Nasıl teyze?Damak tadınıza uygun mu?" diye sordu.Bu "teyze"de (Oath'ın bahsettiği teyzeler gününden bir teyze) güzel,güzel diye cevap verdi ama kameraman arkasını döner dönmez "teyze mi,teyze mi?!Oldu olcak babaanne deseydin!Torunum bile yok benim be" diye söylenmeye başladı.

Saat:23.45
Oath:Temin kadının biri sahneye atladı şarkı söylemek için.Hala da inmedi.Ben de mi çıksam acaba?Ben de söylerim çırr,çıngırdak da dak,çıngırdakk!

Oath ve Wen:Özetle takı merasimi çok uzun sürdü,düğünün yarısı takı şeysisiyle geçti,sıkıntıdan geberdik.Pasta gelmedi!Sahne küçüktü,oyun havası çok fazla çalmadı,halay çekerken önümüzdeki arkamızdaki ile dibdibe zıpladık oynadık.

Edit 1:Biz daha Çepki(ya da her nasıl yazılıyorsa) ondan oynayacaktık.Wen öğretmişti bana.Sağolsun Wen in halay kültürü pek geniş.Ben bir gram bilmiyorum,bizim aile de kimse bilmez de zaten.(Oath)

Edit 2:Düğün sahiplerine çemkiresimiz var.Oğlan tarafına gıcık olduk,yerimizden kaldırdılar lan bizi!Burası oğlan tarafı için diyerek hemi de!LAN biz düğüne gelmedik mi? Oğlun mu var düğünde sadece?kimle evleniyor o ELIZABETH le mi? Kız tarafıyız lan ama genede misafiriniz biz sizin!Peh...

Tikat Tikat!!!

Geçen gün Oath ile oturup tartıştık;siz okurlarımıza bir gün oradan bir gün buradan yazılar yazıp kafanızı karıştırmayalım diye düşündük;bılöğümüzün bir konsepti olmalı diye karar verdik...

Bu içerik belirleme olayı çoktan beri aklımızda olsa da en sonunda bize en uygun içeriği bulduk:Kadın Hayatı.Bu ne lan diyenleriniz olabilir,açıklık getireyim hemen:
Kadınlarla ilgili her şey;ağdadan dedikoduya,cinsel istismardan mahalle baskısına,erkek arkadaşlardan kıyafetlere her konu.Kadının Sesi gibi bayık bir şey olmamakla beraber kendi güncel hayatınızdan pek çok şey bulabileceğinize inanıyoruz.Sadece kadınlar için değil,erkekler için de yazacağız bunları.Erkek milletine de hitap etmek amacımız.

Umarım içine etmeyiz.

Bizden önceki büyük yazarların ışığı üzerimizde olsun:)E hayde o zaman!..

Miyavv!

Biz kadınlar kediye benziyoruz.Uysal,evcil,ona azıcık süt verildiğinde sahibinin ayağının dibinden ayrılmayan kedilere değil tabii:)Biz kedi gibiyiz;şevkat istiyoruz.Sevgi istiyoruz,hayranlık duyulsun bize.Bu konuda doyumsuzuz da biraz.En azından ben öyleyim.

Ama yıllardır öğrendiğim bir şey varsa,o da bu isteğimizle başımızın dertte olduğudur.Bize ilgi gösteren biri oldu mu mest oluyoruz,sonra ilgi kesilince ayaklarımız yere değiyor,adeta çakılıyoruz.

İkinci sınıftaydım.Mahalleden bir çocuk(kendisi şu an iğrendiğim ne kadar özellik varsa hepsinin sahibiydi) bana kaş-göz yapar,öpücük filan atardı.Benden büyüktü 1-2 yaş.Nasıl mutlu olurdum,nasıl sevinirdim...Tabi ben sevmiyorum ya onu,nefret ediyorum ya ondan;yüz vermezdim.Ama her sokağa çıktığımda da onların sokaktan geçerdim.

Sonra ne oldu,ne bitti bilmiyorum ama bana ilgi göstermemeye,hatta o yaşlarda muhtemelen bir çok erkeğin yapacağı gibi beni sinir etmeye çalışmaya başladı."Şişko Wen,Gıcık Wen..."İşte o zaman çakıldım ben de.O gitti ya,ben küçücük aklımla ona aşık oldum:)İlk aşkım.Hem de ne aşk!O kadar sersemlemiştim ki bunun büyük bir aşk olduğunu sanıyordum.Bir kaç yıl platonik takıldım,sonra unuttum.Zaten görmüyordum da artık.Ama bu bir ders oldu sanırım."Wen;aklını başına topla.Bu sadece kibirdi.Sadece bir hevesti,sen büyüttün bu kadar,yoksa o çocuk,ıyy..."dedim kendime.Başta kendimi durdurmak için söylediğim bu sözcüklerin ne kadar doğru olduğunu anladığımda iyice şaşırdım.Artık o aptal kız değildim.Hâla hatalar yapıyor,yine benimle ilgilenen biri olunca ayaklarımın yerden kesildiğini hissediyordum ama artık bilinçliydim.Artık ilk gerçek aşkımı henüz yaşamadığımın farkındaydım.Artık mutluydum.

Sonra büyüdüm.Artık beni seçenlerle değil,kendi seçimlerimle ilgileniyordum.Ben bunu yapabiliyordum,ama bunu yapamayan ne çok kişi vardı...Ben artık kendime sorabiliyordum ama onların da kendilerine sormaları gereken bir şey vardı;

Gerçekten onu seviyor musun,yoksa sadece istiyor musun?

Not:Normal bir psikolojiye sahip olan bir çok kişi anasınıfında bir çocuktan hoşlanırmış.(Bana olmuştu,şaşırtıcı,o zamanlar normalmişim!)Bu anlattığım olay da aynı bunun gibi bir çoğunuzun başına gelmiştir,yanılıyor muyum?

Başkasının Kavgası!

Başkasının kavgasını eden insanlara gıcık olurum.Böyle yapan arkadaşlarım da var aslında...Yüzlerine de söylüyorum;sinir oluyorum kardeşim yapmayın!Hayır tamam arkadaşını savunmak suç değil,biri gelir arkadaşına bir şey yapar,bir şey söyler;arkadaşını savunursun.O bir şey demez,sen dersin onun yerine.Biliyorum,ben de yaptım bunları.Bazen insan dayanamıyor.

Ama iki kişinin kavgasını,onlardan başka iki kişinin yapması çok sinir bozucu bence.Ali Ayşe'ye şöyle yapmış,vay terbiyesiz Ali,ben artık onunla konuşmam.Veli Fatma'ya bunu söylemiş,ben artık onun yüzüne bakmam.Bu ne yahu!Farkettiniz mi;bir sokak kavgasında kavga edenlerden çoğu ne için kavga ettiklerini bilmez.Olaya arkadaşı için ya da ayırmak için filan girer sonra da gaza gelip kavgaya karışır çoğu kişi.

Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar neden düşman olmak zorunda mesela?Sokaklardaki kanlı bıçaklı kavgalar neden?Neden haberlerde gördüğümüz bir olay yüzünden kavga ediyoruz?Ülke meseleleri,geleceğimizi ilgilendiren meseleler falan tartışma yaratır,fikirler ayrılır,düşünceler ayrılır.Çok doğaldır.Sevgiğin biriyle ilgili seni de ilgilendiren,ilgilendirmese de çok aşırı bir şey olur,karışırsın bir anda,çok normaldir.Ama böyle maçmış,golmüş,Ahmet'in namusuymuş;bunlardan bize ne!

Ne diye yapıyoruz bunları kendimize?

Sadece Kendim İçindi Bu

Şimdi hiç yalan söylemiyim çok uyumluyumdur,herkes sever beni,ağzım vardır dilim yoktur gibi.Hiç de öyle değilimdir.Aksine bir çene vardır ki düşman başına.Hiç elalem kırılcak diye de düşünmem pat diye söylerim düşündüğümü.Düşünmeden konuşuyorum demiyorum bakın düşünüyorum,karşıdakinin alıncağını da biliyorum ama söylediğimin doğru olduğunu ve başkalarının bunu söylemeye çekindiğini de biliyorum.
Bazen patavatsızlık derecesine varıyorum.Gıcık olduğum birinin yüzüne seni sevmiyorum
da diyebiliyorum.Başka birine başka şeyler de söylüyorum.Yani sevilcek biri değilim ben.

Bu yüzden sanırım benle muhabbeti olmayan,sadece sabahtan sabaha merhabalaşanlar benim için birşeyler söyleyemezler.Benle konuşmuşluğu olanlar,bu konuşmuşluğa dayanarak beni tanıdığını düşünenler de kesin arkamdan sayıyorlardır küfürleri.Fazla
dobrayımdır ve bu insanları rahatsız eder.Neden bilmem ama insanlar kendileri hakkında kötü eleştiride bulunanları düşmanları ilan ederler.İyi ileştiride bulunaları da "can dostum,canım ciğerim,dalağım,böbreğim".(Hala da anlamam
"böbreğim" nasıl bir sevgi pıtırcığı bir kelimedir).Bu konuyla ilgili Niçe nin bir aforizması vardı.Bulursam yazayım.Her neyse gerçi bunu da kafaya takmam çünkü konuşmuşluğum olan o çerez tiplerin beni "böbrekleri" ilan etmelerine hiç ihtiyacım yok.Hayır ihtiyacım olsa,yoksunluk krizlerine bile girsem istemem gene de.Gelelim benle harbi harbi muhabbeti olan adamlara.Şimdi onlar benim tüm kötü huylarımın farkındadırlar ki zaten manyak gibi her fırsatım olduğunda dile getiririm "kızım bak ben çok bencilim bir kere,fazla dobrayım,biraz çatlağım,kinciyimdir vs vs" diye o yüzden onlar da yüzüme derler.Ama alıngan değilimdir ya mesela sevdiğim bir huyumdur bu.Biri bir şey desin kırılmam da.Zaten kırılmışsan anında derim "höyt be orda dur bakalım" diye.Ama nadirdir bu,belki de zamanında çok fazla kırıldım,kırıldığımı henüz
anlayamayacak yaşlarda.O yüzden anlamıyorum kırıldığımı,belki hafif geliyor bunlar kırılmaya değer mi görmüyorum nedir?o derece de manyak olduğumu düşünmeye başladım. Bu harbi harbi muhabbeti olan arkadaşlar var dedim ya gizemli hatun ayağını oynamıycam çünkü herkesin büyük sırları var,başkarına anlatılmayaca sırlar.
Anlattığında gardının düşeceği ve bir daha toparlanamayacağın sırlar.İşte onlardan o kadar çok var ki bende bazen sadece aptal,yolda giderken seksek çizilmiş yeri gördüğünde zıplaya zıplaya geçen,o çocuklara sırıtan biri olmak istiyorum.

Bazen düşünüyorum da benim gibi olan insanlar neden birbirimize denk gelmiyoruz, birbirlerimiz gardını toplayabiliriz belki.Belki anlatabilirim onlara o sırlarımı. Tutmak istemiyorum ki ben onları daha fazla içimde.Canım yanıyor çünkü. Bi daha asla sahip olamayacağım,sahip olma şansını dahi yitirdiğim şeyler var.Kimsenin görmediği anlarda uzun bir günün ardından yatağıma yattığımda karanlıkta tavana bakarken birden ağlamaya başlamak istemiyorum.Banyoya girdiğimde suyu sonuna kadar açıp sarsıla sarsıla ağlamak istemiyorum.Beni bu kadar güçsüz düşüren şeyleri taşımak enerjimi tüketiyor,güvenimi,inancımı,umutlarımı belki.Bu yüzden merhamet duymuyorum içimde,acıyamıyorum.Her seferinde psikiyatristimle konuşurken kendini nasıl hissediyorsun değişiklik var mı dediğinde koltuğa gömülerek ağlamak istemiyorum.
Düşünüyorum da daha önümde uzun yıllar var ve ben şimdiden çökmüş gibi hissediyorum. Her şey bitince tüm o kahkahalar,ışıklar,hepsi gidince bir boşlukta hissetmek garip bir duygu.Zamanla o duygulardan kurtulacağımı,değişiklikler yaşayacağımı,sırlarımın yükünden kurtulabilirim.Hayır,hayır kurtulabilirim değil kurtulacağım,kurtulmasam bile ne der sanatçılarımın gösteri devam etmek zorunda...

Bunları niye mi yazıyorum.Sadece içimdekileri dökmek için yazıyorum,kendim için yazıyorum.Şu an ki ağlamamı susturmak için yazıyorum.Tekrar gülümsemek için...

Birinizde Çöpçatanlık Yapın Be!

Hani vapurdaki çocuk vardı ya Wen hanımefendiye söylediydim ortam müsait olsaydı telefonumu bir kağıda yazıp çantasının oraya düşürücektim yanlışlıkla(!) diye. Aldığım cevap ne olursa beğenirsiniz "Tam bir orospusun".Öyleyim lan! Sizden ümidi kestim ben.Artık kendi uğraşlarımla elde edicem birilerini.

Ya ne kadar hayırsız bunlar bir bilseniz?Bir çocuğu hoş bulsam ne bir yakınlaşmaya çalışırlar,ne aramızı yapmaya çalışırlar,ne çocukla aynı ortama sokarlar.Mal gibin tek başıma giderim gitmesine de işte mal gibin olurum diye gidemiyorum anlasanıza lan!Hayır yani kafalarını çevirip bakarlar iyiyse iyidir derler kötüyse bok gibi diye
Genellikle bok gibi derler ama olsun zaten bunu da bir ara yazıya dökmem lazım.
Allahım herkes mi hemfikir benim zevksiz olduğumda?Geç benim zevksizliğime de hiç mi çöpçatan yok aranızda?Yok vallahi hayırsızlar.Hayır yapamıcaklarından değil kıçlarını kaldırmaya üşeniyor hanımefendiler.Len dinleyin beni! üşenenin oğlu kızı olmazmış.Ona göre yani

Şimdi şu hanımefendilere çemkirdikten sonra beyefendilere de çemkiriyim.Geçende bilirsiniz(nerden bilicekseniz) maniackeriss Sonisphere'e gitti Rammstein için.Hacı oldu döndü beyfendi.Şimdi bakıyorum konserdeki fotolara yanında böyle hafif kıvırcık,beyaz tenli gibi maviş gözlü biri var.Diyorum maviş hoşmuş diye.
Çok kısa ama o diyor.Bende pek uzun sayılmam zaten diyorum.Cevap yok! En azından yok be yakışmazsınız/tipin değil/anlaşamazsın onla falan dese tamam o zaman gerek yok dicem.Yok onu bile demiyor herif konu kapanıyor bi daha da açılmıyor tabi.Siz benim arkadaşlarımdan birini beğenseniz ben uğraşırım aranızı yapmaya ama.Öyle olsun!

Hepsi benim yalnız kalmamı istiyor lan!Bu Wen e de bişiler oldu zaten.Kız tüm orospuluğunu kaybetti,çapkınlık desen uçtu gitti.Dine döndü desem yok o da değil.
Noldu bilmiyorum ki.Bu arada bu gidişle bu blogun orospusu olarak ben,feministi olarak o ilan edilicek.O zaman değişicez külahları.

Her Yere Her Boku Sokmayın Be Kardeşim!

Geçen gün bir paylaşım sitesinde bi video izledim.Küçücük bi kız sokakta dans ediyor,kenarda da darbuka çalınıyor.Ama bir kıvırıyor zilli,ben bu yaşa geldim(hangi yaşa olduğunu söylemem:) onun kadar kırıtamıyorum yahuHer neyse,videonun altındaki "Ay ne şirin,yerim seni" gibi yorumların yanı sıra gözüme bir kaç yorum ilişti."Bu ne ahlaksızlık,Bunun anası babası utanmıyor mu,Böyle bir şey yaşanan bir ülkede yaşıyoruz ya;Allah yolumuzu açık etsin" vs. vs.Ulan n'oluyo!
Bu ülkede kadınlar giyimlerinden,homoseksüeller tercihlerinden,gençler eylemlerinden,işçiler yürüyüşlerinden ve hatta kediler işedikleri yerden dolayı itilip kakılıyor,kısıtlanıyorlar.Ama ben hiç kimsenin küçük bir çocuğun özgürce dans etmesini kısıtlayacak güce sahip olduğunu sanmıyorum.Ne oluyor bu insanlara da minicik beyinlere hüküm giydirip ahlaksızlıkla itham edebiliyorlar,ne hakla bir anneyi çocuğunu yetiştirme şekliyle yargılayabiliyorlar,ne hakla insanları dini kullanarak kısıtlamaya kalkışıyorlar?
Bu aslında küçücük,minicik bir örnek.Ne kadar çok insan dinlerini kullanarak duvarlar örüyor insanların beyinlerine.Sevmiyorum bu insanları.Korkutmaya dayalı yöntemleri vardir bu insanlarin.Oysa din dediğiniz insanin içinde yaşadığı,kalbinde taşıdığı bir şey kardeşim.`ben erkek,sen kadin`diyen zihniyetlere sahip olan insanlar her cümleye "dinimiz" diye başlayıp "emreder" diye bitirken ve bir çok insan sorgusuz sualsiz bunları kabul ederken nasil vicdanimizla baş başa kalabiliriz ki?Kim,hangi yetkiyle,kimin inançlarini suistimal edebilir ki!

Bazıları bazı şeyleri elde etsin diye neler koparılıyor bizden!Fikirlerimiz,düşüncelerimiz,umutlarımız,isteklerimiz,arzularımız,ideallerimiz,gücümüz,özgürlüğümüz...

Kim Beddua Ediyor Bana ?

Kim bana nazar etti ha? Söyleyin kim beddua etti bana? "Yanmak istemiyorum ama gidince de en azından düzgün,güzel yanıyım" diyordum ya kimin bedduası tuttuysa geberticem onu!

Zaten 1.5 saatlik bir vapur yolcuğuluğu çektim.Birde dışarda kenarlardaki yerlere oturmuştum.Sabah güneşi vurdu oturtuğum tarafa.Hayır çişli de değiliz ki 1.5 saat vursun!En çok orda yandım.Denizde yanmadım o vapur yolculuğunda yandığım kadar. Bir sıcak bir sıcak,bir yandan da deniz suyu sıçrıyor.Öbür taraftan ben dışardayım ya pencereden içeriyi gözlüyorum.Bir tane 6 aylık bebek var.Adını sonrada öğrendim Can mış.Anam bir tatlı bir kikirdek onu izledim.Eğlencem oldu kerata yolculukta.Bir de bir çocuk vardı.Gelip geçerken onu kesiyorum daha doğrusu kesişiyoruz!Sonra dönerken de yukarda içerde oturmuştum.Çaprazım da oturdu o da.Tabi kesişmeye devam ettik ta ki o uyuyana kadar!Neyse bunu da bir sonraki yazım da dillenidireceğim.İşte biri de bu konuda beddua etmiş lan bana.Kısmetimi kapatıyor,hep bir engel çıkıyor.Kim ediyorsa o bedduayı çeksin üzerimden lütfen.Bak rica ediyorum!!!

Hah yandım diyordum ya vapurda üzerimde kemik mi deniyor yüzücü mü deniyor işte her ne haltsa şu omuzları açık bırakan şeyden vardı en morundan.Ben öyle bir yanmışım ki o üstümdeyken daha sonra denizde yandığım kapatmadı lan onun izini!Ne biçim yandım öyle arkamda izi kaldı onun.Sözde denize gittim ha.Orda bile amele yanığı olmuşum bir şekilde.Zaten sırtımın dışında bir omuzlarım bir de göğülerim yanmış.O kadar krem de sürdüm ama kızardım gene de.Allahtan acımıyor ha.Bir de yanaklarım,elmacık kemiklerim yanmış ve de kızarmışlar.Artık elma yanaklı bir hatunum.Fazla şirin olmuş suratım.Bacaklarım,karnım geri kalanım desen nerdeyse hiiiç yanmamışım.Sadece hafif kararmışlar.Bikininin olduğu kısımla olmayan kısım arasında hiç fark yok nerdeyse o derece az yanmışlar.Hala beyazlar heyyo!

Özetle güzeldi yahu,eğlendim.Sürekli can kurtaranlar aktifti.Şeridin ilerisinden sürekli geziyorlardı.Bu bence süper bişi çünkü ben doğru düzgün yüzemeyen biriyim.
Güven verdi bana rahat ettim orda.Deniz desen parıl parıl,tertemiz.Kumsaldan uzaklaşıyosun baya bir genede anca omuzlarına falan geliyor.Şezlonglar,şemsiyeler ucuz,çok kalabalık da değil.Bir kere de Wen ile gitmek lazım.Ah ah bir de o beddua kalkaydı üzerimden o çocukla işi ilerletirdim ben.Ortam da müsait değildi anacım. Hep
o bedduanın yüzünden.Olmadı bir kağıda numaramı yazıp düşürüvericektim yanlışlıkla(!)
çantasının oraya ama olmadı.Neyse artık ilerki günlerde o bedduadan kurtulmanın dileğiyle...

Denize Gitmek Ne Kadar Da Zahmetliymiş!

Sonunda denize gidiyorum ey ahali!Bunu söylediğime inanmak güç çünkü ben denize girmeyi sevemeyen bir hatunum.Zaten doğru düzgünde yüzemem.O tuzlu suyu yutmak hiç sevmediğim bir şeydir.Hayır ağzını kaparsın,burnundan girer,inadına yakar genizini.
Bak aklıma geldi.tiksindim.

Her neyse Perşembe günü gidiyorum.Ama şöyle arkadaşlarla gidilenlerden olmuycak benimki.Sağolsunlar hepsi başka yerlerde.Ben de annem le büyük abimi takıcam koluma gidicem günü birlik.İşin kötü tarafı bronzlaşmayı sevmeyen,yanmamak için bir gölgeden
bir gölgeye son hız koşan ben o gün orda güneşlenicem.Kabus gibin ya.Hele dönünce ordan aynada kararmış halime bakınca "ah,vah" diyeceğim ben ama napıyım yani 24 saat denizde durcak halim yok ya.Zaten denizde dursam da yanıcam.Bari kıçımın üzerinde otururken yanıyım.

Şimdi denize gidicem ya pazartesi günü ağdacının yolunu tuttuk(evetçoğul eki var orda anamı da aldım gittim).Ben gidemem öyle kuaförleretek başıma ya,sıkıntı basar. Zaten bugüne kadar kendi işini kendi halleden biri olarak kuaföre de ilk kez gidicem ağda için hayatta tek gitmezdim valla.

Uzun lafın sünnetlisi gittim ağdacıya.Ama hafiften tırsıyorum ben.Geçende Katzenin yazısını okudum,onun başına gelen ya benimde başıma gelirse diye
3,5 atıyorum.Direk sorduk
"ağda yapıyormusunuz"
"evet,yapıyoruz"
"bikini bölgesi yapıyormusunuz"-
"evet,evet hepsini yapıyoruz"
bir rahatladık.Tamam ilk kez yapan biri değil,iyi hoş umarım iyidir de işinde.Biraz bekledim tabi."şuraya geçelim" Yok anam,tırsıyorum lan ben!Annesinin eteğini tutup ağlayan minik çocuklar var ya aynı o moddayım.Anneme döndüm,"iyi geliyorum" heyyo!
Annesiyle ağdaya giren bir hatun olarak konuşuyorum yanında biri olunca daha rahat oluyor lan! ben hep birini götüriyim yanımda bi daha.Tutsun kolumdan,bacağımdan olmadı sadece değmesini de yeter.Vazgeçtim sırf annemi götürüyim :D herkesin
görmesine gerek yok :D

Şimdi kız başladı ben hazırlıklıyım ama direk mp3 ü kulağa taktım
all hope is gone ı dinliyorum son ses.
Yatışıyorum ben bu şarkıyla.Dinleyin anlıcanız.cart cart cart!Yolundum!Sıra alt bacak ,üst bacağa geldi.Anam ben daha önce neden kuaföre gelmemişim
bunun için? Ben bir bacağımı anca makinayla(evet,makine değil makina)1 saatte
alıyorum.Kız iki bacağımı tümden 10 dk da aldı.Ben birde nasıl beceriyor isem canım çok yanıyordu.Kız yaparken hiç canım yanmadı.Zamandan tasarruf yahu.25 Tl yi gömüp kuaföre,çıktık ordan.

Şimdi diyorum ki ;
1-Denize gidecekseniz benim gibin 3 gün önce yapın ağdanızı,yoksa deniz suyu yakar.
2-Evde hiç ağdayla,makinayla uğraşmayın gidin kuaföre basın 20-25 Tlyi ayda 1 kere kolay acısız(!) bir şekilde yoldurun.
3-Artan zamanı hemen harcayın.Tasarruf ettik o kadar dimi? Giy hemen minileri
şortları git sevgiline;) ya da parkta gez anacım ben öyle yaptım direk parka attım kendimi:)
4-Okuyan erkek arkadaşlar olabilir ne diye bunu yazdın diyenler olabilir,diyiniz, sorun değil gayet mantıklı sorular.ama napayım yazmak istedim diye cevap veriyorum :D

I Ih!O KAKA!

-Evet kızım yaa o kız abazanın teki.Porno filan izliyomuş o bayaa...
-Oha cidden mi?Yok artık,aşmış o resmen abi.
-Ya ben onun sevgilisini çok merak ediyorum,o da çingenenin tekidir var yaa...
-Bişi diyim mi bence bu bakire filan da değildir...Abi görmüyomusun okuldaki pozlarını.ence kesin yırtmıştır zarı.HA HA HA!
-kesin kesin AHAHA!
Yok abicim yok.Bu kadının kadına yaptığını başka hiç bir mahlukat yapmıyor.Erkekleri anladım onlar karşı cinsin dedikodusunu yapıyor,onu küçültmeye çabalıyor da kadınlara n'oluyor ya?Onlar ne diye hemcinslerini yerden yere vurmaya çalışıyor...
Neyse tut kendini Wen.Yukarıdaki konuşma geçen gün otobüste arkamda oturan liseli iki kız arasında geçiyordu.Ben de onlardan önce oturan iki amcanın emeklilik hikayelerinden sıkılmış olduğumdan bunları heyecanla dinliyorum.
Önce biri diğerine eski erkek arkadaşından bahsetti sonra laf nereden geldiyse onların sınıfta bütünlemeye kalan diğer kızlara geldi.Sonra da Bayan Abaza(!)'ya tabii ki!
Abicim nesi var bu pornonun da bu cici kızlar bunu ayıp,pis,kaka olarak nitelendiriyor?hayır sadece küçük kızlar da değil,kadınlar da bunu ayıp buluyor.Anlamıyorum.Nedir bu "Hanım kızlar pis laf söylemez,prenses olur,porno izlemez.İzlerlerse eh olurlar,kimse onları almaz." mantığı?Abi artık aşın lan bunları!Sinir oluyorum valla.
Neyse gelelim ikinci hadiseye.Bu hanım kızlarımız neden o ABAZA hanımın zarını bu kadar komik buluyor onu da anlamadım.N'olmuş ki abi ne kaçırdım ben?Her yerde geçen bu Bekaret lafının arkasındaki büyük manyaklıktan sıkıldım lan ben.
Hanım hanımcık oturma,bacak bacak üstüne atmamak,küfretmemek,çok kikirdememek,porno izlememek,erkeklerle çok sıkı fıkı olmamak gibi şeyler gerekiyorsa cici prenses olabilmek için;sikeyim tacını da tahtını da...

Artık 2 yok!

Evet,artık 2 numarası yok Slipknot'un!Mayısın sonlarından beri "2" eksik içlerinde. Neden bu kadar geç kaldım bunu yazmakta çünkü büyük bir sebebim var hem de utanç yüklü...Neden böyle hissediyorum belki de ben de bilmiyorum ama utanıyorum çünkü ben BİLMİYORDUM!

Bilmiyordum Paul'ün öldüğünü.Haberim yoktu,kimse de söylememişti.Söylüyorum da şimdi sadece dün öğrendim bu haberi aradan ne kadar zaman geçmiş ve ben yeni öğreniyorum.
Sizlerin acısı dinmye başlarken benim içime bir hüzün yeni yeni çörekleniyor.Belki çok sıkı fanı değildim Paul'ün.Çok sıkı fanı da değilimdir Slipknot'un.Sadece şarkılarının yarısını vardır bilgisayarımda.Beğenmediğimden değil elbet.Vakit bulamadığımdan indirememişimdir yarısını.Vakit bulamadığımdan sıkı bir fanı değilimdir Slipknot'un.Yoksa bendeki şarkıları sevmez miyim?Elbette beni anlatır şarkıları.Dinlerken huzur bulurum.Pöyküre pöyküre söylediğimde olmuştur,kısık sesle nefretimi dışarı kustuklarımda.Sonuç olarak geç öğrendim kötü haberi.

Sadece 38 yaşındaydı Paul.Erken değil 38 yaş ölmek için? Erken değil mi o güzel şarkılarda Paul gibi bir bassitin olmaması?Erken,ama olacak ile öleceğin çaresi yoktur diye.

Üzüldüm,üzüldük.38 yaşındaydı.Karısı ilk çocuklarına hamileydi.2 numaraydı o,2!
Şimdi mi şimdi Slipknot sadece "o,1,3,4,5,6,7,8" kaldı.Hala kalabalıklar.Hala beraberler.Hala güzel işler başarabilirler ki bana kalırsa başarıcaklar da ama artık 2 numaraları eksik.

Huzur içinde yat Paul...Sadece huzur...